• DOLAR 32.407
  • EURO 34.559
  • ALTIN 2453.701
  • ...

EBUBEKİR ATASOY

Şehrimizde geçenlerde onlarca STK'nın katılımıyla ortak bir konvoy, yürüyüş ve basın açıklaması yapıldı. Organizasyonu yapan ağabeylerimiz gece gündüz, durmaksızın koşturdular. On binlerce el ilanı dağıtıldı. Camilerde cuma namazında hutbede imamlar bu etkinliğin önemini anlattı. Şehrin dört bir yanına kocaman pankartlar asıldı. Araçlarla şehrin en kenar mahalleleri dahi gezilip, anonslar yapıldı.

Her gün on binlerce insanın gezip dolaştığı meydanda toplanan kalabalık şehir nüfusunun binde birini geçmedi.

Yaklaşık bin diyanet görevlisinin olduğu, on binlerce cemaat ve tarikat mensubunun yaşadığı, 500 bin kişinin yaşadığı bu şehirde 500 kişinin israil protestosu için toplanması, ne hale geldiğimizin en büyük göstergesi.

30 Ekim’de gösteri merkezinde yapılan Cumhuriyet kutlamalarında gece yarısına kadar süren konsere tam 35 bin Tarsuslu katıldı.

Üstelik konsere çağrılan şarkıcı, vasat altı birisi. Şarkı sözlerini anlamanız için birkaç ay eğitim almanız lazım.

Evimin yanı başında bulunan Starbucks iğne atsan yere düşmez misali tıklım tıklım. Adamlar yan taraftaki boş işyerinin önüne dahi masa atmışlar, yoğunluk ve talebi karşılamak için.

İş yerimin yanındaki ulusal marketler, tüm israil menşeli malları kasa yanına koyup, fiyatları yarı yarıya düşürmüşler.

Vatandaş boykottan kaynaklanan bu indirimi fırsata çevirmiş, koli koli meyve suları, üçer beşer adet alınan onluk deterjanlar evlerde stoklanmak üzere arabalara taşınıyor.

Ne içirdiler ne yedirdiler, hangi hapı yutturdular bu millete ki;

Bu kadar insanı, bir şehre hapsedip tepelerine bomba yağdırıp, kaçmaya çalışanları bile öldürüp komple ortadan kaldırmaya çalışan bu alçak ve lanetli kavme tepki veremeyecek hale geldi.

Ahiretimizi bir deterjana, kahveye, hamburgere, içeceğe sattık.

Bir de yapılan etkinliklerde bazı iyi niyetli ya da Türkiye'yi dünyanın süper gücü zanneden kardeşlerimizin attığı bir slogan var.

'Ordu Gazze’ye, Mehmetçik Filistin'e'

Yanı başında bulunan PYD kamplarını vurmak için ABD ve Rusya'nın, Suriye hava alanlarını açması için izin bekleyen devletten, Gazze’ye asker göndermesini beklemek!

israil Şam'ı, Halep’i vurduğu zaman kendisine sonuna kadar izin veren ya da buna müdahale edemeyecek bir pozisyonda olan Rusya'dan medet ummak!

Ülkesindeki insanların internet, seyahat, konuşma, sosyal medya özgürlüğü olmadığı, hiç bir açıklamasına şahit olmadığımız, bir futbol müsabakasında 'Heyuu, eyuuu' kelimelerinden başka ağzından çıkan bir cümle duymadığımız Kuzey Kore lideri Jong Un'dan, israil'i yok etmesi için, masasında bulunduğuna kendimizi inandırdığımız, nükleer düğmeye basmasını beklemek…

İş yerine gelen vatandaşlara soruyorum.

Abilerim devlet ikinci MTV'yi depremzedeler için aldı. Üçüncü MTV'yi Filistin için alsa kabul eder misiniz?

Kime soruyorsam olumsuz cevap alıyorum.

Ağızlarında sakız gibi çevirdikleri, kocaman tarihi birkaç Yahudi yalanı.

Bir MTV dahi ödemeye yanaşmayan, bu kadar yalana inanan, kalpleri taştan daha katılaşmış bu halka rağmen devlet Filistin için ne yapabilir.

Dün Twitter'a düşen bir resimde, israil'in vurduğu bir atın resmi vardı.

Yakıtın bittiği Gazze’de günlerdir yıkılmış hastanelere yaralı taşıyan, ambulans, cenaze aracı, nakliye gibi tüm taşıma işleri yapan, tarihi bir sorumluluk yüklenen, bu izzetli, onurlu, şerefli at biz iki milyar Müslüman'ın yapmadığını yaptı.

Taşların siyonist'in kafasını yararak görevini yaptığı, atların yaralı ve erzak taşıdığı, kanalizasyon borularının füze olup siyonist tanklarını vurduğu şu gezegende, maalesef Filistinli kardeşlerimize bir at, bir taş, bir yağmur damlası, kalpten akan bir gözyaşı, bir kanalizasyon borusu kadar faydamız olamadı.