• DOLAR 31.037
  • EURO 33.769
  • ALTIN 2024.616
  • ...

Yapmakta olduğu soykırıma rağmen hala İsrail'e ihracatını sürdüren İslam Ülkelerine ve o ülkelerde yaşayan Müslümanlara birer çağrı ile başlayalım: Hala işlemekte olduğunuz bu insanlık suçunun kefareti olmaz, olamaz. Ama bu aradan sonra da İsrail'in kaldığı yerden soykırıma devam etmesi halinde, sizlerin de ihracatınızı derhal durdurmanız veya en azından bundan sonraki ihracatınızı Gazze'ye insani yardım yapma şartına bağlamanız, diğer bir ifade ile Gazze'ye insani yardım götürmenizi engellediği sürece ihracat yapmamanız gerekir! Sözlerinizde ne kadar haklı olursanız olunuz, ihracat yaptığınız sürece bu soykırımda suç ortağı olduğunuzu bilmelisiniz!

İslam Ülkelerinde yaşayan Müslümanlar ve sivil toplum kuruluşları da içinde debelendikleri zillete son verip, İsrail'e karşı onurlu bir duruş sergilemeleri yönünde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmedikleri oranda bu soykırımda suç ortağı olduklarını bilmeliler.

Bir yönüyle sevinerek ve bir yönüyle üzülerek ifade edelim ki, Batı kamuoyu Müslüman kamuoyundan daha insani ve daha duyarlı bir duruş sergiledi ve bu duruşunu yaygınlaştırarak sürdürmektedir. Buna karşılık, Müslüman kamuoyu hala üzerindeki zilleti atıp izzetli bir duruş sergileyememiş ve hala İsrail'e ihracat yapan hükümetlerine karşı meşru bir muhalefet ve uyarı yapmamıştır!

Örneğin, Türkiye'de bu soykırıma karşı olan her birey, her sivil toplum kuruluşu ve tabii ki, Cumhur İttifakını oluşturan diğer partiler, İsrail'in yeniden saldırması ve buna rağmen Ak Parti Hükümetinin de ihracatını sürdürmesi halinde, harekete geçebilir ve hükümeti soykırımda suç ortağı olmaktan kurtarıncaya kadar Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünde meşru eylemler gerçekleştirebilir! Ki bu eylemler de zaten Başkan Sayın Erdoğan'ın şimdiye kadar İsrail hakkında sarf ettiği haklı ve hakkın ta kendisi olan sözlerle de örtüşmekte olduğundan, hep birlikte bu sözlerinin içini somut eylemlerle doldurmalıdırlar. Aksi halde onların da ihmalleri oranında bu soykırımın suç ortağı olduklarını bir kez daha hatırlatalım!

Malum, katil İsrail, 7 Ekim'den beridir Gazze'de yapmakta olduğu soykırıma 24 Kasım gününden başlamak üzere dört günlük bir ara verdi. Ve aracılar üzerinden yapılan pazarlıklar sonucunda kısmi bir rehine ve esir değişimi de gerçekleştirildi.

Ancak taraflar belirtilen süre içinde hiçbir saldırı yapmayacaklarını taahhüt ettikleri halde, İsrail'in yine İsrailliğini gösterip yer yer saldırması da gösteriyor ki, bu süre dolar dolmaz, soykırıma kaldığı yerden devam edecektir.

Şu bir gerçektir ki, bugün bireyler ve devletler biri Gazze ve diğeri de İsrail olarak ikiye ayrılmışlardır! Her birey ve her devlet eliyle, diliyle ve kalbiyle ya Gazze'dir, ya da İsrail!

Gazze, bugün aydınlığın, adaletin, insanlığın, arı duru fıtratın ve izzetin diğer adı iken, İsrail de, karanlığın, zulmün, vahşetin, insan onuruna karşı amansız savaşın ve kısaca bütün kötülüklerin ve bütün kötülerin diğer adıdır! Dolayısıyla her ne adına olursa olsun, bu savaşta İsrail'in yanında olan her birey ve her devlet aynı zamanda İsrail'dir ve İsrail'in bütün sıfatlarını da kuşanmış oluyor!

Selam olsun Gazze'ye ve elleriyle, dilleriyle ve kalpleriyle Gazze olanlara! Veyl ve Zillet de İsrail'edir ve elleriyle, dilleriyle ve kalpleriyle İsrail olanlaradır!