Haydi ümmet ayaklarınıza Kudüs gücü gelsin

Kudüs Kudüs Kudüs...

Sayıkladıkça biz seni bir o kadar vuslat doğuyor içimizde. Pas tutmuş vicdanların karşısında sen heybetinle dururken, körler, sağırlar, dilsizler karşında iki büklüm olmuşlar.

Ne zaman Kudüs denilse...

Haydi meydanlara iniyoruz Kudüs'ü kurtarıyoruz, zalime karşı duruyoruz... Ve daha nice direniş sözleri tarihleriyle birlikte unutulup gidiyor.

Ülkeler ayaklanıyor senin için, kampanyalar düzenleniyor senin için ama nafile hiçbiri üzerine üşüşen akbabayı uzaklaştıramıyor üstünden.

Neden etki etmiyor bu kadar insan...

Neden atılan onca adımda bir adım bile sana yaklaşılamıyor ey Kudüs'üm...

Yoksa niyette bir sorun mu var.

Çünkü hadisi şerif bizleri bildiriyor ki "ameller niyetlere göredir" o halde niyette ki bu sıkıntı nedir.

Senin uğrunda niceleri can verirken, bir avuç toprağın her mücahidin elinde kanıyla yoğrulurken, güçlü duruşunda nedir bu tel örgüler? Nedir bu utanç duvarı?

Şimdi yine Kudüs diyoruz. Milyonları sokağa döküyoruz istiyoruz ki bu sefer sonuç versin, ayaklanan her fert intifada çağrın için sana doğru bir adım atsın. Doğudan batıya kadar sana atılan her adım siyonist israil'i ihtişamıyla yok edebilir.

Haydi ümmet ayaklarımıza Kudüs gücü gelmişken oturmanın vakti değildir. Yarım asırdır süren bu esareti bitirme zamanıdır. Denizler ötesinden akbaba gibi Kudüs üzerine çöken karanlık sisi dağıtma zamanıdır.

Filistin'in intifada çağrısına kulak verme zamanıdır. Kudüs ümmetin namusudur. Kendi ailenizin namusunu koruduğunuz gibi Kudüs'ü de korumalısınız.

Sen, o, onlar, diye diye birbirimizden beklemek yerine ben senin için canımı veririm diyen ayaklansın. Bu yola baş koyanlarla bu kervan yürüsün. Bir avuç siyonist kene gibi yapışıp yıllardır kardeşinin kanını akıtırken sadece izlemekle kaldık. Ne israil'e bir zarar verebildik ne de onu kutsal topraklarımızdan çıkarabildik...

Oysa onlar azınlıktı bizim sessizliğimizden nasiplenip güç toplamaya başladılar. Kıtalar üstünden, gözlerimizin önünden tonlarca silah taşıdılar Kudüs'e, sesimiz çıkmadı, devlet başkanlarının sesi çıkmadığı için. Oysa devleti kuran bizdik. İstesek devlete emirde verdirtebilirdik ama yapmadık yapamadık. Sadece izlemekle kalakaldık...

Sonra tv ekranlarında kan donduran manzaralar karşında kendimizi suçlamaktan vicdan azapları çektik.

Gelin bu sefer ümmet Kudüs hürmetine birlik olmuşken öncekiler gibi yine geri çekilmeyelim. Bu intifada çağrısına tekbirlere harekete geçelim. Ne kadar güçlü olduğumuzu, son model silahların ümmete işlemeyeceğini tüm dünya zalimlerine bildirelim.

Varsın namluların ucunu bize çevirsinler, biliniz ki bu ölüm değil şehadettir. Kutsal Topraklarımızın aziz bereketidir. Dünyanın dört bir meydanında halk ayaklanmışken, Selahattin Eyyubi gibi emir verecek bir komutan gerekli bu orduya.

Şimdi değil de ne zaman? Kudüs onurumuzu çiğnemektense izzetle direnmeye and içmeliyiz. Ve siyonizmin en ufak kırıntısını bile Kudüs'te silmeliyiz

 

Görüş ve Önerileriniz için...


Yorumlar Yükleniyor..