Uzmanların yaptığı son araştırmalar, her gün severek tükettiğimiz bazı gıdaların vücudumuzda onarılması güç tahribatlar yarattığını bir kez daha kanıtladı. Üstelik bu tehlike, çoğu zaman "sağlıklı" etiketiyle raflarda yer alan ürünlerin arkasına saklanıyor.
İLK SIRADA O VAR: RAFİNE ŞEKERİN YIKICI ETKİSİ
Beslenme uzmanlarına göre, insan sağlığının bir numaralı düşmanı tartışmasız "işlenmiş şeker". Gün içinde enerjimiz düştüğünde elimizin ilk gittiği o tatlı atıştırmalıklar, aslında vücudumuza yaptığımız en büyük kötülük. Tüketildiğinde kana çok hızlı karışan rafine şeker, kan şekerinde ani ve şiddetli dalgalanmalara (piklere ve çöküşlere) yol açıyor. Bu durum sadece anlık bir yorgunluk hissi yaratmakla kalmıyor; sürekli bir açlık krizine, doymama hissine ve dolayısıyla aşırı yeme eğilimine neden oluyor.
Özellikle beyaz/esmer şeker ve maliyeti düşürmek için gıda sanayisinde sıkça kullanılan yüksek fruktozlu mısır şurubu; çağımızın vebası olan obezite, Tip-2 diyabet, karaciğer yağlanması ve kalp krizine giden yolun kapılarını ardına kadar aralıyor.
DİYET YAPANLAR DİKKAT: MASUM GÖRÜNEN 'SAĞLIKLI' TUZAKLAR!
İşlenmiş şekerin sadece çikolata veya bisküvilerde bulunduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Asıl tehlike, diyet yapanların veya sağlıklı beslenmeye çalışanların sıkça tercih ettiği ürünlerde gizli. Sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi paketli meyve suları, enerji versin diye içilen şuruplu/aromalı kahveler ve masum görünen yulaflı "granola" barlar, aslında içerdikleri yoğun ilave şekerle tam birer kalori bombası. Özellikle posasından arındırılmış hazır meyve sularının, bir kutu asitli içecekten farksız olduğu ve lif içermediği için karaciğeri doğrudan yorduğu belirtiliyor.

ETİKET OKUMA ALIŞKANLIĞI HAYAT KURTARIYOR
Uzmanlar, gıda sektörünün şekeri çok iyi kamufle ettiğini belirterek tüketicileri uyarıyor. Satın alınan paketli bir ürünün içindekiler kısmında doğrudan "şeker" yazmasa bile; glikoz şurubu, fruktoz, dekstroz, maltodekstrin veya sukroz gibi terimlerin aslında gizli şeker kaynakları olduğu unutulmamalı.
Bilimsel araştırmalar, günlük şeker alımının kontrol edilmemesi durumunda damar tıkanıklıklarından insülin direncine, hatta kalıcı diş kayıplarına kadar pek çok hastalığın kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Bu sessiz tehlikeden korunmanın tek ve en etkili yolu ise, mutfağımızı doğaya döndürmek; işlenmemiş, katkısız ve gerçek gıdalarla beslenme alışkanlığını yeniden kazanmaktan geçiyor.





