manşetler

ULUSLARARASI SULARDA SİYONİST KORSANLIK: SUMUD FİLOSU’NA SALDIRDI

Soykırımcı israil, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak için uluslararası sularda ilerleyen Sumud Filosuna saldırarak korsanlık geleneğini sürdürdü. Tel Aviv yönetiminin saldırı öncesinde Sumud Filosunu hedef alırken Mavi Marmara’yı da özellikle gündeme taşıması, siyonist rejimin yıllar önce Gazze’ye yardım götüren silahsız sivilleri katlettiği saldırının kinini hala taşıdığını ortaya koydu.

Abone Ol

Soykırımcı israil ordusu, sözde Başbakan Netanyahu'nun emriyle uluslararası sularda Gazze'ye yardım götürmek için yola çıkan Sumud Filosuna saldırdı.

Akdeniz’deki teknelerin etrafında iki adet savaş gemisi görüldü. israil ordusunun taciz ettiği 23 tekneyle irtibat koptu en az 12 teknenin ele geçirildiği belirtiliyor.

Soykırımcı israil ordusu Kıbrıs Adası açıklarındaki filoda bulunan teknelere yanaşarak taciz etmeye başladı.

Siyonist basında da "müdahalenin başladığı" haberleri yer alırken teknelerdeki bazı aktivistlerin canlı yayınlarda, israil askerlerinin kendilerine yaklaşması nedeniyle telefonlarını denize atıp ellerini havaya kaldırdığı görüldü.

Filo yetkilileri hukuk dışı müdahalede bulunulan tekneler arasında "Kaktüs", "Zio Faster", "Holy Blue", "Munki" ve "Sadabad"ın yer aldığını kaydetti.

12 TEKNE İÇERİSİNDE 28 TÜRKİYELİ AKTİVİST BULUNUYOR

Müdahale edilen teknelerde 28 Türkiyeli aktivistin bulunduğu öğrenildi.

“Cactus” teknesinde Fatma Zengin, Bilali Yıldırım ve Sibel Dugan’ın; “Sadabad” teknesinde Zeynel Abidin Özkan, Yasin Yalçın, Validin Asaf, Tunç Yılmaz, Mustafa Şimşek, Mustafa Guzyaka, Muhammed Ensar Aslan ve Emrullah Demir’in; “Amanda” teknesinde Arif Yılmaz, Erol Büyük, Hüseyin Kılıç, Mehmet Harput, Mehmet Sait İspir, Orhan Kara ve Rahim Mercan’ın; “Barbaros” teknesinde ise Abdulmecid Bağçivan, Muhammed Huzeyfe Küçükaytekin ve Sinan Akılotu’nun yer aldığı belirtildi.

SİYONİSTLER SALDIRACAKLARINI İLAN ETMİŞTİ

İsrail resmi televizyonu KAN'da yer alan haberde, Netanyahu'nun bugün güvenlik toplantısı yapacağı ve bu toplantıda Küresel Sumud Filosu'nu "ele geçirmek" için planların ele alınacağı ifade edilmişti.

Netanyahu'nun, ablukayı kırma ve Gazze'ye yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu'na saldırarak ele geçirmek için orduya yetki vereceği kaydedildi.

Haberde, İirailin ablukanın kırılmasına "izin vermeyeceği" ve Sumud Filosu'na saldırının "ilerleyen saatlerde" yapılacağı belirtilmişti.

İHH VE MAVİ MARMARA’YI HEDEF GÖSTERDİLER

Soykırımcı israil Dışişleri Bakanlığı saldırıdan önce Gazze ablukasını kırmak amacıyla uluslararası sularda ilerleyen Küresel Sumud Filosu’na yönelik saldırıyı savunan skandal bir açıklama yayımladı. Açıklamada, filoda yer alan Mavi Marmara ve İHH hedef alınırken, yardım filosu “provokasyon” olarak nitelendirildi.

Soykırımcı israil yönetimi, Gazze’ye insani yardım taşımayı amaçlayan girişimin amacının “Trump’ın barış planını engellemek” olduğunu iddia etti.

Açıklamada ayrıca, “israil Gazze’ye yönelik yasal deniz ablukasının ihlal edilmesine izin vermeyecek” denilerek filoya yönelik saldırı ve alıkoyma girişimi savunuldu.

israilin özellikle Mavi Marmara’yı hedef göstermesi dikkat çekti. Tel Aviv yönetimi, 2010 yılında uluslararası sularda saldırı düzenleyerek silahsız 10 yardım gönüllüsünü katlettiği Mavi Marmara organizasyonunu hala “tehdit” olarak göstermeye devam ediyor.

Hatırlanacağı üzere soykırımcı israil ordusu, 31 Mayıs 2010’da Gazze’ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda baskın düzenlemiş, saldırıda 10 Türkiye vatandaşı şehit edilmişti.

Siyonistlerin açıklamasında; ''Bir kez daha, provokasyon uğruna yapılan bir başka provokasyon: insani yardım taşımayan sözde bir “yardım filosu”. Bu kez provokasyonun içinde iki Türk grup yer alıyor: Mavi Marmara ve IHH. İsrail, IHH’yi “terör örgütü” olarak nitelendiriyor.

Bu provokasyonun amacı Hamas’a hizmet etmek, Hamas’ın silahsızlanmayı reddetmesinden dikkati başka yöne çekmek ve Başkan Trump’ın barış planındaki ilerlemeyi engellemektir. İsrail, Gazze’ye yönelik yasal deniz ablukasının hiçbir şekilde ihlal edilmesine izin vermeyecektir.

israil, bu provokasyona katılan herkese rotalarını değiştirmeleri ve derhal geri dönmeleri çağrısında bulunmaktadır.'' denildi.

TÜRKİYE: BU BİR KORSANLIK EYLEMİDİR

Dışişleri Bakanlığı “Küresel Sumud Filosu”na soykırımcı israil tarafından uluslararası sularda gerçekleştirilen müdahaleye sert tepki gösterdi. Bakanlık, saldırıyı “yeni bir korsanlık eylemi” olarak nitelendirerek şiddetle kınadı.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, filonun Gazze’deki ablukayı kırmak ve insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan uluslararası bir dayanışma girişimi olduğu vurgulandı. Gemilerde yaklaşık 40 farklı ülkenin vatandaşlarının bulunduğu belirtilen açıklamada, israilin saldırılarının Filistin halkıyla dayanışmayı engelleyemeyeceği ifade edildi.

Açıklamada, “israilin saldırıları ve sindirme politikaları, uluslararası toplumun adalet arayışını ve Filistin halkıyla dayanışmasını hiçbir şekilde engelleyemeyecektir” denildi.

Dışişleri Bakanlığı, israilin uluslararası hukuku hiçe sayan uygulamalarına son vermesi gerektiğini belirterek, müdahaleye derhal son verilmesi ve alıkonulan filo katılımcılarının koşulsuz serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Bakanlık ayrıca filoda bulunan Türkiye vatandaşlarının güvenli şekilde Türkiye’ye dönüşü için gerekli girişimlerin sürdürüldüğünü ve sürecin diğer ülkelerle koordinasyon içinde yakından takip edildiğini açıkladı.

Açıklamanın sonunda uluslararası topluma da çağrı yapılarak, “israil’in hukuk tanımaz eylemlerine karşı gecikmeksizin ortak ve kararlı bir tutum alınması” istendi.

BAKAN GÜRLEK’TEN MAVİ MARMARA VURGUSU

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Küresel Sumud Filosuna yönelik İsrail müdahalesine sert tepki gösterdi. Gürlek, uluslararası sularda gerçekleştirilen saldırının açık şekilde uluslararası hukukun ihlali olduğunu belirterek soykırımcı israili şiddetle kınadı.

Yaklaşık 40 ülke vatandaşının yer aldığı sivil yardım girişimine yönelik müdahalenin kabul edilemez olduğunu ifade eden Gürlek, israilin “hukuk tanımaz yaklaşımının” Filistin halkıyla dayanışmayı engelleyemeyeceğini söyledi.

İnsani yardım faaliyetlerinin hedef alınmasının bölgedeki gerilimi daha da artırdığına dikkat çeken Gürlek, israilin hukuka aykırı eylemlerine derhal son vermesi ve alıkonulan sivillerin koşulsuz şekilde serbest bırakılması gerektiğini vurguladı.

Filoda bulunan Türkiye vatandaşlarının durumunun da yakından takip edildiğini belirten Gürlek, ilgili tüm kurumların süreci hassasiyetle izlediğini kaydetti.

Bakan Gürlek açıklamasında, daha önce Mavi Marmara saldırısına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan ve mahkeme tarafından kabul edilen iddianamenin, Türkiye yargısının adalet temelinde yürüttüğü kararlı mücadelenin somut göstergesi olduğunu ifade etti.

Uluslararası topluma da çağrıda bulunan Gürlek, uluslararası hukukun korunması ve insani değerlerin savunulması adına somut ve etkili adımlar atılması gerektiğini belirtti.

Gürlek, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Filistin halkının davasını desteklemeyi ve küresel ölçekte adalet mücadelesini sürdürmeye devam edeceğini söyledi.

HAFTER DE SUMUD’UN KARA KONVOYUNU DURDURUYOR

Gazze’ye insani destek ulaştırmak için Kuzey Afrika üzerinden Libya’ya ilerleyen Sumud Kara Konvoyu’nun da Sirte yakınlarında Hafter güçleri tarafından durdurulduğu bildirildi.

Aktarılan bilgilere göre konvoy, Sirte’ye yaklaşık 50 kilometre mesafede beklemeye alınırken, bölgedeki Hafter güçlerinin geçişe izin vermediği belirtildi.

Mavi Marmara Derneği Başkanı Beheşti İsmail Songür, konvoyun Libya’nın iç siyasetiyle hiçbir bağlantısının olmadığını vurgulayarak Libya halkına çağrıda bulundu.

Songür açıklamasında, “Tüm Libya’nın şerefli ve aziz halkına sesleniyorum. Bu konvoyun Libya’nın iç siyaseti ile hiçbir meselesi yoktur. Bu konvoyu durdurmak, israilin bölgedeki gücü olmak demektir. Ömer Muhtar’ın torunları israilin paralı askeri değildir” ifadelerini kullandı.

Temsilciler Meclisi tarafından görevlendirilen hükümetin Dışişleri Bakanı Abdülhadi el-Huveyc, dün Bingazi’de Mısır, Filistin ve Fas konsoloslarıyla bir araya geldi.

Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada görüşmede “Libya ile Mısır, Filistin ve Fas arasındaki ikili ilişkilerin güçlendirilmesi yollarının” ele alındığı belirtildi. Açıklamada ayrıca “Filistin meselesindeki son gelişmelerin” ve “Filistin halkının yaşadığı acıları hafifletmeye ve kuşatmayı kırmaya yönelik insani girişimlerin desteklenmesinin” görüşüldüğü ifade edildi.

Açıklamaya göre Libya’daki Filistin Konsolosu İmad el-Uteyli, Hafter liderliğinin “Filistin halkına yönelik sürekli desteğini, resmi tutumlarını ve insani yardım konvoylarını” övdü. Uteyli ayrıca “Filistin halkının tehcir edilmesini reddeden ve bağımsız Filistin devletini destekleyen Mısır’ın tutumunu” takdir ettiğini söyledi.

“Sumud Konvoyu” hakkında ise Mısır Konsolosu Muhammed Arafa’nın, ülkesinin “Filistin halkına yardım ulaştırmayı amaçlayan her türlü insani girişimi memnuniyetle karşıladığını” söylediği aktarıldı. Ancak Arafa, yardımların “belirlenen prosedür ve düzenlemeler çerçevesinde, bireyler eşlik etmeden yalnızca insani sevkiyat yoluyla ve Mısır Kızılayı ile Libya Kızılayı koordinasyonunda” ulaştırılabileceğini ifade etti.

Arafa ayrıca kara sınır kapısındaki geçişlerin yalnızca “Libya ve Mısır vatandaşlarıyla sınırlı olduğunu” ve bunun iki ülke arasındaki anlaşmalar doğrultusunda uygulandığını vurguladı.

Öte yandan “Sumud Konvoyu”, pazar akşamı Hafter güçlerinin kontrolündeki ilk şehir olan Sirte yakınlarına ulaştı. Konvoyun Libya tarafındaki koordinatörü Ahmed Ganiyye, güvenlik gerekçesiyle konum paylaşmadıklarını belirtti.

Ganiyye, yaptığı açıklamada konvoyun pazar sabahı Misrata’dan geçtiğini ve burada halk tarafından yoğun şekilde karşılandığını söyledi. Ayrıca konvoyun, güzergahın geri kalanını belirlemek amacıyla Libya Kızılayı ile temas kurmaya başladığını ifade etti.

Temsilciler Meclisi tarafından görevlendirilen hükümete bağlı Dışişleri Bakanlığı, geçen perşembe günü yaptığı açıklamada ise “gerekli prosedür ve şartları yerine getirmeyen kişilerin” hükümetin kontrolündeki bölgeler üzerinden Mısır’a geçişine izin verilmeyeceğini duyurmuştu.

Bakanlık ayrıca insani yardımların Libya’daki yardım kuruluşlarıyla koordinasyon içinde teslim alınarak konvoy adına Gazze’ye ulaştırılabileceğini belirtti. Açıklamada, Mısır’ın egemenlik prosedürlerine saygı gösterildiği vurgulanırken, kara sınır kapılarından girişlerin yalnızca “Libya vatandaşlarıyla sınırlı olduğu” ifade edildi.

Mısır’a ulaşmak isteyenlerin hava yolu geçişlerini kullanmaları ve gerekli vizeleri almaları gerektiği de kaydedildi.

Hükümet açıklamasından bir gün sonra Bingazi Libya Kızılayı Şubesi, Sumud Konvoyu'na ait insani yardımları teslim almaya ve bunları Mısır Kızılayı ile Libya ve Mısır’daki ilgili kurumlarla koordinasyon içinde Gazze’ye ulaştırmaya hazır olduğunu açıkladı.

Kızılay açıklamasında, uluslararası Kızılhaç ve Kızılay hareketinin temel ilkelerine ve uluslararası insani yardım kurallarına bağlı kalındığı vurgulandı.

Konvoy koordinatörü Ahmed Ganiyye’nin daha önce yaptığı açıklamalara göre “Sumud Konvoyu”, Tunus, Cezayir, Fas, Moritanya, Türkiye, ABD, İngiltere, Endonezya ve Çin dahil çeşitli ülkelerden yaklaşık 500 aktivist ve gönüllüden oluşuyor. Konvoyun amacı ise ciddi gıda ve ilaç sıkıntısı yaşayan Gazze Şeridi’ne insani yardım ulaştırmak.

Konvoy üyeleri geçen pazartesi gününden itibaren Libya’ya ulaşmaya başladı. Katılımcılar, Trablus’un yaklaşık 30 kilometre batısındaki Cud Daim Ormanı’nı ilk toplanma noktası olarak kullandı. Burada Libya’daki destekçi kuruluşlarla bir araya gelen aktivistler, temel amaçlarının Gazze halkına insani yardım ulaştırmak ve yaşanan insani krizi hafifletmek olduğunu vurguladı.