Geçmiş yıllarda iş hayatında bir adım öne geçmek ya da farklı kültürleri tanımak için ilk tercih olan diller, yerini yepyeni trendlere bıraktı. Küreselleşen dünyada İngilizce bilmek artık bir ayrıcalık olmaktan çıkıp temel bir zorunluluk haline gelirken, Türkiye'de yaşayan gençler ve profesyoneller rotalarını tamamen farklı iki coğrafyaya çevirdi. Bir yanda geleceğini Avrupa'da kurmak isteyen eğitimli iş gücü, diğer yanda ise Asya'dan yükselen kültürel dalgayı takip eden genç nesil, dil kurslarının kapısında yoğunluk oluşturmaya başladı. İşte ülkemizin en çok öğrenmek istediği ikinci dil...
ALMANCA SINIFLARINDA YER BULMAK NEREDEYSE İMKANSIZ HALE GELDİ
Son dönemde eğitim kurumlarında ve dil kurslarında en çok yoğunluğun yaşandığı alanların başında Almanca geliyor. Bu sınıfları dolduran kitlenin ağırlıklı olarak üniversite öğrencileri ile beyaz yakalı çalışanlardan oluştuğu görülüyor. Sektör temsilcileri, geçmişte iş bulmak için sadece İngilizce bilmenin yeterli kabul edildiğini, ancak günümüzde özellikle mühendislik ve sağlık alanında çalışan vatandaşların vize alabilmek amacıyla gece gündüz Almanca çalıştığını belirterek kurslarda kontenjan bulmanın adeta bir şansa dönüştüğüne işaret etti.
EKONOMİK MOTİVASYONLAR VE ÜCRETSİZ EĞİTİM ROTAYI AVRUPA'YA ÇEVİRİYOR
Almancaya olan ilginin bu denli hızlı yükselmesinin temelinde kariyer ve ekonomi odaklı gerekçeler yer alıyor. Avrupa'nın sanayi merkezi konumundaki Almanya'nın nitelikli personel açığını kapatmak üzere doktor, mühendis, yazılımcı ve sağlık personeline yönelik göç mevzuatını esnetmesi bu ilginin en büyük kaynağı olarak öne çıkıyor. Bunun yanı sıra, üniversite diploması olmayan gençlerin ülkede hem maaş alıp hem meslek sahibi olabildiği mesleki eğitim programlarına katılım için en az B1 veya B2 seviyesinde dil şartı aranması da süreci hızlandırıyor. Almanya'daki devlet üniversitelerinde eğitimin ücretsiz olması da gençlerin bu dili seçmesindeki bir diğer önemli etkeni oluşturuyor.
ASYA'DAN YÜKSELEN POPÜLER KÜLTÜR RÜZGARI Z KUŞAĞINI ETKİLİYOR
Haritanın diğer ucunda ise mantıktan ziyade kültürel bağlarla hareket eden genç bir kitle bulunuyor. Z kuşağı olarak adlandırılan genç nesil, televizyon ekranlarından ve dijital platformlardan yayılan popüler kültür dalgasının etkisiyle Güney Kore diline yoğun ilgi gösteriyor. Profesyoneller geleceklerini ekonomik gerekçelerle şekillendirmek adına Avrupa dillerine yönelirken, daha genç yaş grubundaki vatandaşlar ise tamamen ilgi duydukları yaşam tarzı, müzik ve sinema kültürü nedeniyle Asya dillerini öğrenmek için kursların yolunu tutuyor.