Son veriler, dünyanın en pahalı sağlık sistemine sahip olan ABD’de hizmete erişimin giderek zorlaştığını ortaya koyuyor. 2024 itibarıyla sağlık harcamaları yüzde 7,2 artışla 5,3 trilyon dolara yükselirken, bu rakam ülke ekonomisinin yaklaşık yüzde 18’ine ulaştı.

Uzmanlar, bu oranının diğer gelişmiş ülkelerin ortalamasının neredeyse iki katı olduğuna dikkat çekerek sistemin sürdürülemez mali yük ürettiğini belirtiyor.

Artan maliyetlerin doğrudan vatandaşa yansıdığına işaret eden analizlere göre, yaklaşık 100 milyon Amerikalı tıbbi borç yükü altında bulunuyor ve sigortalı nüfusun üçte birinden fazlası yüksek ücretler nedeniyle tedaviyi ertelemek zorunda kalıyor.

Trump yönetiminin sağlık politikaları özellikle sigorta kapsamı konusunda yoğun eleştiri topluyor.

Kongre Bütçe Ofisi değerlendirmelerine dayandırılan projeksiyonlara göre, Trump’ın sağlık düzenlemeleri yürürlüğe girdiği takdirde 2026’ya kadar 22 milyon kişinin sigortasını kaybedebileceği öngörülüyor.

Benzer biçimde, Medicaid kesintileri ve sübvansiyonların kaldırılması gibi adımların 17 milyondan fazla kişiyi sigorta dışına itebileceği hesaplanıyor.

Veriler, Trump döneminde sigortasızlık oranının birçok eyalette arttığını da gösteriyor. Nüfus sayımı verilerine göre 39 eyalette sigortasız oran yükselirken, milyonlarca kişi sağlık güvencesine erişimini kaybetti.

Sağlık bütçesinde planlanan kesintilerin sahadaki etkileri de hissedilmeye başladı.

Hastane yöneticileri, Medicaid daralmaları ve federal kesintiler nedeniyle ücretsiz bakım (indigent care) yükünün hızla artabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durumun özellikle kırsal hastaneleri finansal çöküş riskiyle karşı karşıya bırakabileceği ifade ediliyor.

Kamu sağlığı altyapısının uzun süredir yetersiz finanse edildiğini ortaya koyan çalışmalar ise, düşük kamu harcamalarının kriz dönemlerinde ölüm oranlarını artırdığını gösteriyor.

ABD Sağlık Bakanlığı kaynaklı raporlar da sistemdeki ticarileşmenin hasta güvenliğini tehdit ettiğine işaret ediyor.

Özel sermaye fonlarının sağlık kuruluşlarını devralmasının; personel azaltımı, bakım kalitesinde düşüş ve maliyet artışıyla bağlantılı olduğu belirtiliyor. Bazı bakım evlerinde ölüm oranlarının yükseldiği dahi rapor edildi.

Eleştirmenler, Trump yönetimi döneminde düzenleyici baskının zayıflatılmasının bu şirketleşme eğilimini hızlandırabileceği görüşünde.

Trump yönetiminin yalnızca iç politikada değil, küresel sağlık mimarisinde de tartışmalı adımlar attığı vurgulanıyor.

ABD’nin Dünya Sağlık Örgütü’ne sağladığı finansmanı durdurma kararı, örgütün bütçesini milyarlarca dolar azaltmak zorunda bırakırken; program kesintileri ve personel azaltımları gündeme geldi.

Uzmanlara göre bu adım, küresel salgın hazırlığı ve yoksul ülkelere sağlık desteği açısından ciddi boşluklar doğurabilir.

Anketler de sağlık politikalarına yönelik güvenin sınırlı olduğunu gösteriyor.

Gallup destekli bir araştırmaya göre Amerikalıların yüzde 46’sı Trump’ın sağlık maliyetlerini düşürme politikalarının ülkeyi yanlış yöne götürdüğünü düşünüyor.

Tüm göstergeler birlikte değerlendirildiğinde:

  • Rekor düzeyde harcama
  • Artan sigortasız nüfus
  • Hastaneler üzerinde mali baskı
  • Özel sektör etkisinin büyümesi
  • Küresel sağlık iş birliklerinden geri çekilme

başlıklarının, ABD sağlık sisteminde çok katmanlı bir krize sebep olduğu ifade ediliyor.

Eleştirmenler, Trump yönetiminin politikalarının sistemi reforme etmek yerine daha parçalı, daha pahalı ve daha erişilemez hale getirdiğini savunuyor.

Kaynak: İLKHA