Ülkenin yarım asrı deviren yerli markalardan Yeşil Kundura'nın pazardan çekilmesiyle iyice gün yüzüne çıkan sıkıntılar, sektör temsilcilerini acil çözüm arayışlarına yöneltti. Kurdaki dengesizlikler ve hızla katlanan işçilik giderleri yetmezmiş gibi, tedarikçilerin uyguladığı orantısız zamlar ile Mısır rotasından ülkeye sokulan ucuz ürünler, yerli üreticilerin en büyük kabusu haline geldi.

İhracat Rekorlarından Dış Ticaret Açığına

Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten, henüz birkaç yıl öncesine kadar sektörün altın çağını yaşadığını hatırlattı. 2020 ile 2022 yılları arasındaki süreçte 380 milyon çift ayakkabıyı yurt dışına satarak Türkiye'ye 550 milyon dolarlık net döviz girdisi sağlayan imalatçılar, 2022'nin son aylarından itibaren bu ivmeyi kaybetti. İçten'in paylaştığı verilere göre, üretimdeki işçilik payının yüzde yirmilerden yüzde elli seviyelerine tırmanması ve TL'nin döviz karşısındaki durumu, yabancı alıcıların siparişlerini durdurmasına neden oldu. Gelinen noktada yıllık dış satım hacmi 187 milyon çifte kadar gerilerken, sektörün verdiği dış ticaret açığı yarım milyar doları aşmış durumda.

Tedarik Zincirinde Fırsatçılık İddiası ve 'Gümrük' Çağrısı

TASD Başkanı, krizin iç piyasadaki bir diğer ayağının ise ham madde sağlayıcılarının uyguladığı katı fiyat politikaları olduğunu vurguladı. Küresel pazarlarda (örneğin Çin veya İtalya'da) ham madde fiyatlarındaki oynamalar birkaç sent seviyesinde kalırken, yerli plastik ve taban üreticilerinin fiyatları yüzde 40'lara varan oranlarda şişirmesi üretim çarklarını kilitledi.

Ticaret Bakanlığı'na seslenen temsilciler, piyasadaki bu haksız fiyatlamayı kırmak adına mikrofiber gibi yurt içinde üretimi bulunmayan temel malzemelerde gümrük vergilerinin geçici bir süreliğine sıfırlanmasını talep ediyor. Böyle bir hamlenin, imalatçıların toplam maliyetlerini yüzde 30 oranında hafifleteceği öngörülüyor.

Emekli̇ Farkii-2

Mısır Üzerinden Açılan 'Arka Kapı' Tehdidi

Üreticilerin karşılaştığı en sinsi ve büyüyen tehlikelerden biri de Mısır üzerinden kurulan dolaylı ticaret ağı. Uzak Doğu menşeli yarı mamuller (taban, saya vb.), Mısır'a getirilip burada yalnızca basit bir birleştirme işleminden geçirilerek "Mısır malı" sertifikası alıyor. İki ülke arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması'nın (STA) sağladığı yasal avantajla bu ürünler Türkiye pazarına vergisiz veya çok düşük vergilerle giriyor.

Geçmişte sıfır noktasında olan Mısır merkezli ithalat hacminin 2025 yılında 25 milyon dolara ulaştığını belirten sektör yetkilileri, bu rakamın yıl sonunda 70 milyon dolara dayanmasını bekliyor. İşin ilginç yanı ise, bu montaj sistemini kuranların yine Türk girişimciler olması. Bu durum, Türkiye'nin kendi elleriyle küresel pazarda kendisine ileride çok güçlü olacak bir rakip yarattığı şeklinde yorumlanıyor.

Asıl Problem İflaslar Değil, Nakit Akışının Kuruması

Sektörün mevcut durumunu 2018 yılında yaşanan ekonomik çalkantılarla kıyaslayan İçten, şu anki tablonun bir "konkordato salgını" olmadığını, firmaların mali disiplinlerinin eskiye nazaran daha dirençli olduğunu belirtti. Ancak dış pazara satışın bıçak gibi kesilmesi, işletmelere sıcak para sağlayan ihracat kanalını tıkadığı için piyasada ciddi bir nakit krizine yol açtı.

Yine de hükümet kanadından gelen bazı müdahaleler sektöre bir miktar nefes aldırdı. Ticaret Bakanlığı'nın ithalat vergilerini yüzde 40 bandına çekmesi ve yurt dışı menşeli e-ticaret devlerine getirilen kısıtlamalar sayesinde 2026'nın ilk aylarında ithalatta yüzde 20'ye varan bir gerileme kaydedildi.

Ancak tehlike tamamen geçmiş değil. Yaklaşık 350 bin kişilik devasa bir iş gücünü barındıran ayakkabı sanayisinde, dayanılmaz hale gelen maliyet baskıları yüzünden istihdamda yüzde 40'lara varan kayıplar yaşandığı belirtiliyor. Sektör temsilcilerinin devletten en acil beklentisi ise, emek yoğun iş kollarında sağlanan 3.500 liralık mevcut istihdam teşvik miktarının 6.000 liraya yükseltilerek atölyelerdeki üretimin desteklenmesi.

Kaynak: Haber Merkezi