Trafik ışıklarının geçmiş tarihi, 19 yüzyıldaki demiryolu sistemine dayanıyor.
Tren makinistlerin güvenli bir şekilde yolculuğu gerçekleştirebilmesi niyetiyle geliştirilen bu sistemde, dur işareti olarak kırmızı renk tercih edildi.
Kırmızı renk, renk klasasında en uzun dalga boyuna sahip olduğu için uzun mesafelerden kolayca ayırt edilebilmekte ve operatörlere yavaşlamak için fazla süre kazandırıyor.
İLK BEYAZ IŞIK KULLANILDI
Tren yolu ağının ilk zamanlarında " geçilebilir" işareti için beyaz ışık, " dikkat" işareti için ise yeşil ışık kullanılıyordu.
Ancak süreç ilerledikçe lenslerin düşmesi veya kırılması sebebiyle dur sinyallerinin beyaz olarak görünmesi ve yıldız ışıklarının sinyallerle karıştırılması büyük kazalara sebep oldu.
Bu güvenlik probleminin çözmek amacıyla beyaz ışık sisteminden tamamen vazgeçildi; " geçilebilir" sinyali için yeşil, " dikkat" sinyali için ise sarı tercih edildi.
1868 döneminde Londra'da at arabası trafiğini yönlendirmek niyetiyle gazla hareket eden " kırmızı- yeşil" trafik ışıkları kullanıldı. Diğer taraftan ilerleyen süreçte, gaz sızıntısından dolayı bir patlama yaşandı ve bu sistem devre dışı bırakıldı.
Günümüzde kullanılan elektrikli trafik ışıklarının geçmişi ise 1913 döneminde Ford Model T'nin çoğalmasıyla trafik kazalarının artması üzerine geliştirildi. Clevelandlı mühendis James Hoge, normal projesinden ilham alarak elektrikli sinyalizasyon sistemini tavsiye etti.
MEVCUT RENK ŞEMASI NE ZAMAN ZORUNLU HALE GELDİ?
Üç renkli (kırmızı, sarı, yeşil) sistem, 1920 yılında Detroitli polis memuru William L. Potts tarafından tasarlandı.
Farklı bölgelerde kullanılan farklı renk uygulamalarının oluşturduğu karışıklığı önlemek adına, 1935 yılında Federal Karayolu İdaresi mevcut renk şemasını ve yol çizgilerini dünya genelinde standartlaştırdı.




