Türkiye’de meslek liseleri uzun süredir akademik eğitim ile meslek kazandırma hedefi arasında sıkışmış durumda. Eğitim çevreleri ve sektör temsilcileri, uygulamalı becerileri güçlü öğrencilerin teorik dersler nedeniyle diploma alamamasının hem gençleri hem de sanayiyi çıkmaza sürüklediğini belirtiyor.
Kaynak ustalığı, CNC operatörlüğü, mobilya tasarımı, asansör teknisyenliği, yazılım, grafik tasarım ve dijital medya gibi birçok alanda gençlerin diplomadan çok ortaya koydukları iş ve beceriyle istihdam edildiğine dikkat çekiliyor. Ancak meslek liselerinde atölye başarısı yüksek öğrenciler, matematik, türev-integral veya ağır dil bilgisi derslerinde başarısız oldukları için sınıfta kalabiliyor ve mezun olamıyor.
Uzmanlara göre bu durum yalnızca akademik bir sorun değil; uygulamalı işlere yatkın öğrenciler yoğun teorik ders yükü nedeniyle motivasyon kaybı yaşıyor ve zamanla okuldan uzaklaşıyor.
Mesleki yeterliliğin çoktan seçmeli sınavlarla ölçülmesi de eleştirilen başlıklar arasında yer alıyor. Eğitim çevreleri, bir ustanın becerisinin kağıt üzerindeki teorik sorulardan çok sahadaki problem çözme kabiliyetiyle ortaya çıktığını savunuyor.
Bu tablo, “kalifiye eleman bulamıyoruz” diyen sanayi ile “diploma alamıyoruz” diyen gençleri karşı karşıya getiriyor.
“Sistem potansiyel ustaları kaybediyor”
Uzmanlar, gelişmiş ülkelerde diplomanın bir engel değil, mesleki yetkinliği belgeleyen bir araç olarak görüldüğünü belirtiyor. Mesleki eğitim merkezleri, sertifika programları ve çıraklık-ustalık sistemiyle yetişen gençlerin erken yaşta iş hayatına atılabildiğine dikkat çekiliyor.
Türkiye’de ise kalfalık ve ustalık belgesi bulunan birçok kişinin akademik dersler nedeniyle lise diploması alamadığı belirtiliyor.
Eğitim çevreleri, 12 yıllık zorunlu eğitimin birçok öğrenciyi istemediği halde lise ve üniversite sürecine yönlendirdiğini, bunun da “diplomalı işsizler” sorununu büyüttüğünü savunuyor.
Açıklamalarda, lise çağının gençlerin üretimle ve meslekle tanışması gereken dönem olduğu vurgulanırken, potansiyel ustaların uzun teorik eğitim süreçlerinde kaybedildiği görüşü dile getiriliyor.
Sektör fonksiyonel müfredat istiyor
Sanayi temsilcileri ve eğitim uzmanları, çözümün akademik dersleri tamamen kaldırmak değil; meslekle doğrudan bağlantılı hale getirmek olduğunu ifade ediyor.
Öneriler arasında genel matematik yerine mesleğe özgü hesaplamalar içeren derslerin verilmesi ve meslek derslerinde gösterilen yüksek başarının akademik eksikleri telafi edebilmesi bulunuyor.
Mesleki eğitim merkezleri ve telafi programlarının olumlu adımlar olduğu belirtilirken, mevcut akademik yükün sektörün gerçek ihtiyaçlarıyla tam uyumlu olmadığı eleştirileri sürüyor.
Özellikle haftada yalnızca bir gün okula giden öğrencilerin genel lise seviyesinde sınavlara tabi tutulmasının, “mesleğinde iyi ama diplomasız” bir kuşak oluşturabileceği uyarısı yapılıyor.
Bir veli ise yaşanan sıkıntıyı şu sözlerle anlattı:
“Çocuğumu akademik başarısı düşük olduğu için meslek eğitimine yönlendirdik. Ancak şimdi hem meslek derslerinde zorlanıyor hem de sınıfta kalma korkusu yaşıyor.”
Tartışmalar sürerken, Türkiye’nin artan nitelikli ara eleman ihtiyacını karşılayabilmesi için mesleki eğitimin sanayinin ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılması gerektiği görüşü öne çıkıyor.