manşetler

TAHRAN’DAN YENİ TEKLİF: ÖNCE SAVAŞ BİTSİN, NÜKLEER SONRA

İran, müzakerelere ilişkin yeni teklifini Pakistan’a iletti. Teklif Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesi ve deniz ablukasının kaldırılmasını öncelikli başlıklar olarak öne çıkarırken, nükleer müzakerelerin ise daha sonraki bir aşamaya bırakılmasını önerdi.

Abone Ol

El Meyadin, İran İslam Cumhuriyeti'nin arabuluculara üç aşamalı bir müzakere formülü sunduğunu ve Washington’un bunu kabul etmesi halinde görüşmelerin bu çerçevede yeniden başlatılacağını bildirdi.

Sitenin aktardığına göre İran, söz konusu üç aşamalı planı arabuluculara iletti ve ABD’nin bunu kabul etmesi durumunda müzakereler yeniden başlayacak.

Kaynaklara göre ilk aşama, savaşın sona erdirilmesine ve İran ile Lübnan’a karşı yeniden savaş açılmayacağına dair garantiler alınmasına odaklanıyor. Bu aşamada başka hiçbir dosyanın ele alınmayacağı özellikle vurgulanıyor. Tahran, “ilk aşamada başka hiçbir konuyu tartışmayacak.”

Anlaşmaya varılması halinde ikinci aşamaya geçilecek ve bu aşamada savaş sonrası Hürmüz Boğazı’nın nasıl yönetileceği ele alınacak.

Ayrıca Hürmüz Boğazı’na ilişkin görüşmelerin Umman tarafıyla koordinasyon içinde yürütüleceğini ve yeni bir hukuki düzenin oluşturulmasının hedeflendiğini belirtti.

Üçüncü aşama ise nükleer dosyanın ele alınmasına ayrılmış durumda. İran, ilk iki aşamada anlaşma sağlanmadan bu konuyu müzakere etmeyi kesin şekilde reddettiğini vurguluyor.

AXİOS DA BENZER BİR İDDİAYI ORTAYA ATTI

Axios’un iddiasına göre de İran İslam Cumhuriyeti, Pakistanlı arabulucular üzerinden ABD’ye yeni bir teklif sundu. Teklifte Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, savaşın sona erdirilmesi ve deniz ablukasının kaldırılması karşılığında nükleer müzakerelerin daha sonraki bir aşamaya bırakılması önerildi. Bu adımın, görüşmelerdeki mevcut tıkanıklığı aşmayı hedeflediği belirtildi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Pakistan’daki görüşmelerde ABD ile müzakerelerin yeniden başlatılması şartlarının ele alındığını, ayrıca İran ile Umman’ın Hürmüz Boğazı konusunda uzman düzeyinde görüşmeleri sürdürme konusunda anlaştığını söyledi.

Öte yandan Trump Pazartesi günü, üst düzey ulusal güvenlik ve dış politika ekibiyle İran konulu bir toplantı yaptı. Toplantıda müzakerelerdeki çıkmaz ve atılabilecek olası adımların ele alınacağı ifade edildi.

Trump, Fox News’e verdiği röportajda deniz ablukasını sürdürmek istediğini ima ederek, bunun İran’ı önümüzdeki haftalarda geri adım atmaya zorlayabileceğini iddia etti. Trump, “Eğer bu akış durursa sistem içeriden patlayabilir, bunun gerçekleşmesi için sadece birkaç günleri kalmış olabilir” ifadelerini kullandı.

Hafta sonu İran Dışişleri Bakanı Arakçi’nin Pakistan ziyaretiyle yürütülen temasların sonuçsuz kalması, görüşmelerdeki krizi derinleştirdi.

Görüşmelerde, mevcut nükleer çıkmazı aşmayı hedefleyen yeni bir öneri ele alındı.

Kaynaklara göre İran-Pakistan ortak önerisi, öncelikle Hürmüz Boğazı ve ABD ablukasına ilişkin krizin çözülmesini öngörüyor. Bu kapsamda ateşkesin uzatılması ya da kalıcı barış anlaşmasına varılması hedefleniyor. Nükleer müzakerelerin ise ancak bu aşamadan sonra başlatılması planlanıyor.

Pakistanlı arabulucuların söz konusu teklifi Beyaz Saray’a ilettiği, ancak ABD’nin bu öneriyi değerlendirip değerlendirmeyeceğinin henüz net olmadığı belirtildi.

ARAKÇİ: HALKIMIZIN HAKLARINI ELDE ETMELİYİZ

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Rusya’dan yaptığı açıklamada, “40 günlük direnişin ardından halkımızın haklarını mutlaka elde etmeliyiz” dedi.

Arakçi, Rusya’nın St. Petersburg kentine varışında yaptığı açıklamada, ziyaretinin amacının Tahran ile Moskova arasında bölgesel ve uluslararası konularda yakın istişareleri sürdürmek ve ikili ilişkileri güçlendirmek olduğunu belirtti, iki ülke arasındaki koordinasyonun büyük önem taşıdığını vurguladı.

İslamabad ziyaretini “çok olumlu” olarak nitelendiren Arakçi, burada ABD ile müzakerelerin hangi koşullarda sürdürülebileceğinin ele alındığını söyledi.

Arakçi, “40 günlük direnişin ardından İran halkının haklarını güvence altına almak ve ülkenin çıkarlarını korumak zorundayız” dedi.

Tahran ile Maskat arasındaki diyaloğun önemine de değinen Arakçi, İran ile Umman’ın Hürmüz Boğazı’na kıyısı olan iki ülke olduğunu hatırlatarak, bu bölgede güvenli geçişin artık küresel bir mesele haline geldiğini söyledi.

İRAN CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI: 1 PETROL KUYUSUNA KARŞILIK 4 KUYU

İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ismail Saqab Esfahani, ülkesinin petrol altyapısına yönelik herhangi bir saldırıya sert karşılık verileceğini açıkladı.

Pazar akşamı yaptığı açıklamada Esfahani, İran’ın petrol kuyuları da dahil olmak üzere altyapısına zarar gelmesi halinde misillemede bulunacağını belirtti. X platformundaki paylaşımında, Tahran’ın saldırganı destekleyen ülkelerin altyapısına daha büyük zarar vereceğini vurgulayarak, “Hesaplarımız farklı: Bir petrol kuyusu karşılığında dört petrol kuyusu” ifadelerini kullandı.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın petrol ihracatının durması halinde tesislerde ciddi riskler oluşabileceğini ve “yaklaşık 3 gün içinde patlamalar yaşanabileceğini” söylemesinin ardından geldi.

Öte yandan İran’daki Hatemül Enbiya karargahı da cumartesi günü yaptığı açıklamada, ABD’nin bölgede uyguladığı “deniz ablukası ve müdahalelerine” karşı güçlü bir askeri yanıt verileceği uyarısında bulundu.

KALİBAF: OYUNUNUZ BİTTİ, BİZİM HALA KOZUMUZ VAR

İran Meclis Başkanı ve müzakere heyeti başkanı Muhammad Bakır Kalibaf, pazar gece geç saatlerde X platformunda İngilizce bir paylaşım yaparak İran ile ABD’nin “ekonomik oyun kartlarını” karşılaştırdı. Kalibaf, ABD’nin kartlarının tükendiğini, buna karşın İran’ın hala kullanabileceği birçok seçeneğe sahip olduğunu belirterek, “Oyununuz bitti” mesajı verdi.

Kalibaf, karşı tarafın sahip olduğu kartları abarttığını belirterek, ABD’nin manevra alanının daraldığını söyledi İran’ın “arz tarafındaki” kartları arasında Hürmüz Boğazı’nın kısmen kullanıldığını, Babülmendep Boğazı ile petrol boru hatlarının ise henüz devreye alınmadığını ifade etti.

Buna karşılık ABD’nin “talep tarafında” stratejik petrol rezervlerini piyasayı dengelemek için kullandığını, petrol tüketimini azaltma kartını da kısmen devreye soktuğunu söyleyen Kalibaf, Washington’un geriye sadece fiyat artışını beklemek seçeneğinin kaldığını söyledi. Yaz aylarında artacak enerji talebine de dikkat çeken Kalibaf, ABD’nin bu durumu yönetmekte zorlanacağını ima etti.

SAVAŞIN ABD’YE MALİYETİ ARTIYOR

ABD merkezli NBC News’in aktardığına göre, İran’ın saldırıları sonucunda Körfez bölgesindeki ABD askeri varlıkları ve üslerinde milyarlarca dolarlık hasar oluştu.

Haberde, altı kaynağa dayandırılan bilgilere göre hasarın; pistler, gelişmiş radar sistemleri, onlarca uçak, depolar, komuta merkezleri, hangarlar ve uydu iletişim altyapısını kapsadığı belirtildi.

İlk değerlendirmelere göre onarım maliyetinin yaklaşık 5 milyar dolara ulaşabileceği ifade edildi. Bu rakama, kullanılamaz hale gelen radar, silah sistemleri ve uçakların maliyetinin dahil olmadığı vurgulandı.

Rapora göre zarar gören başlıca noktalar şunlar:

Kuveyt’te Camp Buehring üssü

BAE’de El-Dhafra ve El-Ruveys üsleri

Suudi Arabistan’da Prens Sultan Hava Üssü

Ürdün’de Muwaffaq Salti Hava Üssü

Bahreyn’de ABD 5. Filo karargâhı

Ayrıca Kuveyt’teki bazı liman ve depolama tesislerinin de etkilendiği belirtildi.

Bahreyn’deki 5. Filo karargahında meydana gelen hasarın tek başına yaklaşık 200 milyon dolara mal olabileceği, en az iki hava savunma sisteminin de zarar gördüğü ifade edildi.

Raporda, bir savaş uçağı, onlarca MQ-9 Reaper tipi insansız hava aracı, iki nakliye uçağı, helikopterler ve bir keşif uçağının zarar gördüğü ya da kullanılamaz hale geldiği bilgisi yer aldı.

Ayrıca Kuveyt’te Ali El-Salem Hava Üssü, Katar’daki El-Udeid Hava Üssü pisti ve Irak’ın kuzeyindeki bir mühimmat deposunun da saldırılardan etkilendiği aktarıldı.

Pentagon’un mart ayında yaptığı değerlendirmeye göre, savaşın ilk 6 günü ABD’ye 11,3 milyar dolara mal oldu. Bunun 5,6 milyar dolarlık kısmı sadece ilk iki günde kullanılan mühimmat harcamalarından oluştu.