Dünya

SDAM ANALİZİ: İRAN’IN “STRATEJİK SABIR” DOKTRİNİ DEĞİŞİYOR

Orta Doğu’da artan gerilim, İran İslam Cumhuriyeti'nin yıllardır sürdürdüğü “stratejik sabır” doktrininde önemli bir kırılmaya işaret ediyor. Analizlere göre Tahran, caydırıcılık stratejisini yeniden şekillendirerek çatışmanın maliyetini bölgesel ölçekte yaymaya dayalı daha aktif bir güvenlik yaklaşımına yöneliyor.

Abone Ol

Strateji Düşünce ve Analiz Merkezi (SDAM), İran İslam Cumhuriyeti'nin güvenlik doktrinindeki dönüşümü ele alan kapsamlı bir analiz yayımladı. “Stratejik Sabrın Sonu: İran’ın Caydırıcılık Doktrininden Bölgesel Savaş Mantığına Geçişi” başlıklı analizde, Orta Doğu’da değişen güç dengelerinin Tahran’ın güvenlik stratejisini yeniden şekillendirdiği vurgulandı.

Analizde, ülkenin uzun yıllar boyunca doğrudan savaştan kaçınarak vekalet aktörleri, füze ve insansız hava aracı kapasitesine dayalı çok katmanlı bir caydırıcılık stratejisi izlediği hatırlatıldı. Bu yaklaşımın “stratejik sabır” doktrini çerçevesinde şekillendiği belirtilirken, son gelişmelerin bu politikanın yeniden değerlendirilmesine yol açtığı ifade edildi.

SDAM analizinde, özellikle ABD ve israil ile artan gerilimin İran İslam Cumhuriyeti'nin mevcut güvenlik doktrinini aşındırdığına dikkat çekildi. Bu durumun Tahran’ı daha aktif bir güvenlik anlayışına yöneltebileceği değerlendirildi.

Analizde ayrıca Körfez’deki ABD askeri üslerinin ve bölgesel güvenlik mimarisinin, İran’ın stratejik hesaplarında önemli bir yer tuttuğu vurgulandı. Bu unsurların Tahran’ın güvenlik doktrininde yeni bir yaklaşım geliştirmesine zemin hazırladığı ifade edildi.

Analize göre İran İslam Cumhuriyeti'nin yeni dönemde benimsediği yaklaşım, olası bir çatışmanın maliyetini yalnızca ülkenin sınırları içinde değil, bölgesel ölçekte yaymayı hedefleyen bir güvenlik stratejisine dayanıyor.

Ayrıca güvenlik doktrinindeki bu dönüşümün Orta Doğu’daki güvenlik dengelerini ve enerji jeopolitiğini yeniden şekillendirebileceği değerlendirmesinde bulunuldu.

ANALİZİN TAMAMINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN