Altın genellikle savaş zamanlarında güvenli liman olarak görülür, ancak bu kriz sırasında sergilediği performans beklentilerin aksine oldu. Bunun nedeni altının öneminin azalması değil, savaşa eşlik eden ekonomik şokun niteliğidir. Piyasalar, bölgedeki tırmanışı enerji fiyatlarını artıran ve enflasyonu besleyen bir unsur olarak yorumladı. Bu da yatırımcıların para politikası beklentilerini yeniden fiyatlamasına yol açtı.

Altını baskılayan dört faktör

Altının bu savaşta gerilemesini açıklayan birden fazla ekonomik ve finansal faktör öne çıkıyor. Artık sadece jeopolitik riskler değil; enflasyon, para politikası, doların gücü ve likidite baskısı da fiyatları belirliyor.

İlk faktör, enerji kaynaklı enflasyon. Petrol ve doğalgaz fiyatlarının yükselmesi küresel enflasyon baskısını artırıyor. Reuters’a göre bu durum, ABD Merkez Bankası’nın faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği veya indirimleri erteleyebileceği beklentisini güçlendiriyor. Getiri sağlamayan bir varlık olan altın için bu durum, fırsat maliyetini artırarak fiyatları aşağı çekiyor.

İkinci faktör doların güçlenmesi. Kriz dönemlerinde yatırımcılar bazen altın yerine daha likit olduğu ve küresel finans sistemindeki merkezi rolü nedeniyle dolara yöneliyor. Doların yükselmesi, altını ABD dışındaki yatırımcılar için daha pahalı hale getirerek talebi azaltıyor.

Üçüncü faktör likidite baskısı ve teminat tamamlama çağrıları. Dünya Altın Konseyi’ne göre kriz anlarında altın, güven kaybı nedeniyle değil, kolayca nakde çevrilebildiği için satılabiliyor. Yatırımcılar, diğer piyasalardaki zararlarını karşılamak veya teminat gereksinimlerini karşılamak için altın pozisyonlarını kapatabiliyor.

Dördüncü faktör ise güçlü yükseliş sonrası kar realizasyonu. Altın, kriz öncesinde yüksek seviyelere ulaşmıştı. Beklentilerin değişmesiyle birlikte birçok yatırımcı pozisyonlarının bir kısmını satarak kâr aldı ve bu da düşüşü hızlandırdı.

Tarihsel örnekler

Geçmiş deneyimler, altının krizlerde her zaman aynı yönde hareket etmediğini gösteriyor. Piyasanın ihtiyaç duyduğu likidite veya jeopolitik risklerin ağırlığı, fiyat yönünü belirliyor.

Mart 2020’deki piyasa çalkantılarında, küresel panik ortamına rağmen altın düşüş yaşadı. Bunun nedeni yatırımcıların acil nakit ihtiyacıydı. Dünya Altın Konseyi’ne göre bu düşüş, teminat çağrıları ve likidite ihtiyacıyla bağlantılıydı. Ancak daha sonra altın yeniden yükseldi.

Buna karşılık, Şubat 2022’de Rusya-Ukrayna savaşının başlamasıyla altın güçlü şekilde yükseldi. Reuters’a göre yatırımcılar güvenli varlıklara yöneldi ve ilk aşamada jeopolitik riskler faiz ve getiri etkilerinin önüne geçti.

Mevcut savaşın farkı

Mevcut savaş ile önceki çatışmalar arasındaki temel fark, piyasaların olayı nasıl yorumladığında yatıyor. Rusya-Ukrayna savaşında jeopolitik korku ve belirsizlik baskınken, bu kez piyasalar enerji fiyatları, enflasyon ve ABD faiz politikası etkisine odaklandı. Bu durum, kısa vadede dolar ve tahvil getirilerini altına göre daha cazip hale getirdi.

Ayrıca altın bu kriz boyunca tek yönlü hareket etmedi. 4 Mart 2026’da yaşanan ilk tırmanışta yükselirken, sonrasında dolar ve faiz baskılarının etkisiyle geriledi.

Bu nedenle altının bu savaşta değer kaybetmesi, onun güvenli liman özelliğiyle çelişmiyor; aksine piyasalardaki farklı güç dengelerinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Muhabir: Mehmet Yaman