Körfez ülkeleri, savaşın etkileriyle birlikte son onlarca yılın en kritik stratejik dönüm noktalarından biriyle karşı karşıya bulunuyor. Bölgesel çapta büyüyen çatışmalar, “stratejik vizyon projeleri”nin takvimlerinin yeniden gözden geçirilmesine yol açarken, özellikle turizm, eğlence ve uluslararası spor projelerine ayrılan dev bütçelerin gıda ve su güvenliği ile savunma sanayine yönlendirilmesi eğilimi öne çıkıyor.
Seyahat, turizm, havacılık ve konaklama sektörüne odaklanan Connecting Travel platformunun 30 Nisan’da yayımladığı rapora göre, küresel deniz ticaret yollarındaki aksaklıklar ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması, Körfez ülkelerini acil güvenlik önceliklerine yöneltti.
Rapora göre bu durum yalnızca turist akışını durdurmakla kalmadı, aynı zamanda ciddi bir bakım ve onarım krizine (MRO) yol açtı. Bu nedenle Kral Selman Uluslararası Havalimanı gibi yeni havalimanı projelerinin genişleme planları donduruldu. Teknik ve mali kaynakların ise temel lojistik hizmetlere ve hassas ürünlerin tek yaşam hattı haline gelen hava kargo operasyonlarına kaydırıldığı belirtildi.
Enerji ve küresel finans haberlerine odaklanan Energy News platformunun 5 Mayıs tarihli raporuna göre ise savaş nedeniyle Suudi Arabistan’ın bütçe açığı 2026’nın ilk çeyreğinde 33,5 milyar dolara (125,7 milyar riyal) yükseldi. Bu rakamın savaş öncesinde tüm yıl için öngörülen açığa yaklaşması dikkat çekti.
Raporda, hava savunma füzelerinin her bir atışının 6 milyon doları aşan maliyetinin ve artan savunma harcamalarının bütçe üzerindeki baskıyı büyüttüğü ifade edildi.
Hürmüz Boğazı üzerinden ihracatın aksaması nedeniyle Suudi bütçesi üzerindeki baskının daha da arttığı belirtilirken, uzmanların Suudi Arabistan’ın “2030 Vizyonu” projelerini finanse edebilmesi için petrol fiyatlarının varil başına 108 ila 111 dolar seviyesinde olması gerektiğini hesapladığı kaydedildi.
Bu nedenle Riyad yönetiminin kemer sıkma politikalarını devreye aldığı, Trojena ve The Line gibi projelerdeki bazı sözleşmeleri dondurduğu aktarıldı. Kaynakların ise su ve gıda altyapılarını güçlendirmeye yönlendirildiği ifade edildi.
Raporda ayrıca Körfez ülkelerinin gıda ürünlerinde yüzde 90 oranında ithalata bağımlı olmasının ve su ihtiyacının büyük ölçüde kıyı bölgelerindeki arıtma tesislerinden karşılanmasının ciddi bir güvenlik açığı yarattığı vurgulandı.
Times Kuwait platformunun 3 Mayıs tarihli raporuna göre Körfez ülkeleri bu nedenle “stratejik bağımsızlık” yaklaşımını benimsemeye başladı. Önümüzdeki 10 yılda turizm ve eğlence sektörlerinden yaklaşık 200 ila 300 milyar dolarlık kaynağın su güvenliği, gıda güvenliği ve savunma sanayine aktarılmasının planlandığı belirtildi.
Bu kapsamda güçlendirilmiş deniz suyu arıtma tesisleri ile yapay zeka destekli tarım projelerinin öncelikli hale geldiği ifade edildi.
Danışmanlık şirketi BA Global tarafından yayımlanan raporda ise özellikle Fuceyre bölgesindeki petrol tesisleri ve hava taşımacılığı merkezlerine yönelik İHA saldırılarının ardından NEOM projesinin yeniden yapılandırıldığı öne sürüldü.
Rapora göre “The Line” projesinin milyonlarca kişilik turizm kenti hedefinden uzaklaştırılarak veri merkezleri ve yapay zekâ altyapısına dönüştürülmesi planlanıyor. Projenin takviminin ise 4 ila 6 yıl uzatıldığı ifade edildi.
Öte yandan Umman, limanlarının Hürmüz Boğazı dışında bulunması nedeniyle lojistik açıdan stratejik avantaj elde etti. Institute for the Study of War (ISW)
tarafından 5 Mayıs’ta yayımlanan değerlendirmeye göre Umman’ın liman gelirleri yüzde 80 arttı.
Bu gelişme üzerine Körfez ülkelerinin demiryolu bağlantıları ve alternatif lojistik koridorlarına büyük yatırımlar yapmaya başladığı, bu projelerin lüks turizm yatırımlarının önüne geçtiği belirtildi.
Avrupa Komisyonu yönetişim danışmanı Muhyiddin eş-Şuhaymi, El Arabi el Cedid’e yaptığı açıklamada Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerindeki stratejik projelerin takvimlerinin jeopolitik gelişmeler nedeniyle yeniden şekillendiğini söyledi.
Şuhaymi’ye göre Kızıldeniz havzasındaki çatışmalar ve İran’la yaşanan gerilimler, Körfez ülkelerini “operasyonel gerçekçilik” anlayışına yöneltti. Birçok büyük proje artık ekonomik ve sosyal getiriler açısından yeniden değerlendiriliyor.
Şuhaymi, Körfez ülkelerinin uzun vadeli hedeflerinden tamamen vazgeçmediğini ancak planların daha esnek takvimlerle ilerlediğini ifade etti. Suudi Arabistan’ın 2030 yılına kadar 150 milyon ziyaretçi çekme hedefini koruduğunu ancak hava ve deniz taşımacılığındaki istikrarsızlık nedeniyle uygulamaların değiştiğini kaydetti.
Uluslararası Ekonomik Politika Araştırmaları Derneği üyesi Fatih Biyikli ise Körfez ülkelerinin bugüne kadar lüks turizm, dev şehir projeleri ve küresel finans merkezleri üzerinden güçlü bir gelecek anlatısı kurduğunu ancak savaşın bu vizyonların altında yatan kırılganlığı ortaya çıkardığını söyledi.
Biyikli’ye göre bölgedeki hava trafiğinin normal seviyelerin yaklaşık yüzde 40’ına kadar düşmesi, Körfez’in ekonomik çeşitlendirme planlarını doğrudan sarstı.
“Uçaklar uçmayı bıraktığında tüm ekonomik çeşitlendirme stratejileri sarsılmaya başlıyor” diyen Biyikli, Körfez ülkelerinin artık lüks projeler ile ekonomik dayanıklılık arasında zor bir tercih yapmak zorunda kaldığını belirtti.
Biyikli, mevcut şartlarda aynı anda hem büyük dönüşüm projelerini finanse etmenin hem de uzun süreli jeopolitik belirsizliğe karşı ekonomik direnci artırmanın giderek zorlaştığını ifade etti.