Güncel

PKK elebaşı Öcalan'dan çarpık ideolojisini dine yamama kurnazlığı

Konferans salonlarında Medine Vesikası ve İslamın manevi değerleri üzerinden dindar halka şirin görünmeye çalışan Abdullah Öcalan, kendi yazdığı kitaplarda Allah inancına hurafe, namaza ise tiyatro diyerek İslamın kutsallarına hakaret yağdırdığı gerçeklerle bir kez daha suçüstü yakalandı

Abone Ol

Demokratik İslam Konferansı ismi altında düzenlenen organizasyona cezaevinden mesaj gönderen PKK elebaşı Abdullah Öcalan, Kürt halkının dini duygularını istismar etmek için yine ikiyüzlü bir taktiğe başvurdu. Mesajında İslam dinini özgürlükçü bir toplumsal hakikat hareketi olarak tanımlayan ve Medine Vesikası ile şura ilkelerine sarılan Öcalan, kendi yazdığı kitaplardaki din düşmanlığı ile suçüstü yakalandı.

Öcalan’ın konferans salonlarında yankılanan ılımlı mesajları ile kendi kaleme aldığı Din Sorununa Devrimci Yaklaşım isimli kitabındaki skandal ifadeler, örgütün bölge halkını kandırmak için nasıl bir aparat olarak kullandığını açıkça gözler önüne seriyor.

Konferans salonlarında İslam’ı ahlaki toplumun hizmetine sunmaktan bahseden Öcalan, kendi teorik kitaplarında Allah inancını ve dini ritüelleri tamamen reddeden bir materyalist olarak konuşuyor. Söz konusu kitabında Allah inancının insan aklının gelişmediği çağlardan kalma bir hurafe olduğunu iddia eden PKK elebaşı, yaratılış gerçeğini hiçe sayarak insan neslinin maymundan geldiğini savunuyor.

İnançlı insanları rencide eden bu kitapta İslam’ın en temel ibadeti olan namaz kılmak bir tiyatro oyunu ve eski putperest Araplardan kalan ilkel bir gelenek olarak nitelendiriliyor. Kur'an-ı Kerim'de yer alan kutsal kıssaların eski Sümer destanlarından esinlenen uydurma metinler olduğunu öne süren Öcalan, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in ise Hz. Hatice Validemiz ile sadece parası ve zenginliği için evlendiğini iddia edecek kadar haddini aşıyor. İslam’ın kadını köleleştirdiğini savunan bu zihniyet, insanları özgürleştirmek için İslam’ın namus anlayışından kurtulmak gerektiğini söylüyor.

Öcalan konferansa gönderdiği mesajda kadın özgürlüğünü dışlayan hiçbir anlayışın İslam’ın özünü temsil edemeyeceğini söyleyerek adeta bir insan hakları savunucusu rolüne bürünüyor.

İslam dini henüz cahiliye döneminde kız çocuklarını diri diri gömülmekten kurtarıp kadını toplumun en saygın yerine koyarken, Öcalan’ın komünist ideolojisi henüz çocuk yaştaki Kürt kızlarını dağa kaçırıyor. Ellerine zorla silah tutuşturulan bu çocuklar, Marksist komün idealleri uğruna ölüme sürülerek modern bir biçimde toprağa gömülüyor.

PKK'dan kaçan Y.S'nin de ifadesinde, "Bir kadın için Kandil demek tecavüz demektir. Kandil'de kadın, isteyenin dilediğince kullandığı bir metadır. Sözde yönetici kadronun cinsel sapkınlığı kadınla da sınırlı değil. Suriye'den kaçırılıp getirilen oyun çağındaki çocuklara bile tecavüz ediyorlar." dediğini hatırlatmakta fayda var.

Veda Hutbesi’nde insanın insana kulluğunu bitiren, beyazın siyaha ya da Arabın başka bir ırka üstünlüğü olmadığını haykıran İslam dinine Öcalan’ın Demokratik İslam adı altında bir kimlik yamamaya çalışması tam bir akıl tutulması olarak tarihe geçti. İslam zaten ırkçılığı ve sömürüyü reddeden en adil sistemken, bölge halkını katleden bir yapının İslam’a bir de ''demokrasi'' dersi vermeye yelteniyor.

Kürt vatandaşlar bu riyakarlığa karşı şu soru soruluyor. Sakal bırakan, namaz kılan, İslam hukukuna inanıp sizin Marksist ideolojinize boyun eğmeyen yüzlerce dindar Kürt vatandaşını Doğu ve Güneydoğu sokaklarında hangi demokrasi kapsamında katlettiniz? Kitaplarında dine afyon ve hurafe diyen bir zihniyetin, sıkıştığı köşede Medine Vesikası’na sarılması, içine düştüğü ideolojik çaresizliğin ve riyakarlığın en net kanıtı olarak değerlendiriliyor.