Ana muhalefet partisi CHP’nin "özgürlük" ve "adalet" maskesi bir kez daha paramparça oldu. Kendinden olanın, toplumun mukaddesatına ve inanç dünyasına fütursuzca saldırmasını "mizah" ve "sanat" ambalajıyla savunan Özgür Özel, ucu kendi ideolojisine ve mahallesine dokunan en ufak bir tarihi eleştiride ise adliye kapılarında nöbet tutuyor.
HAKARETİN ADI MİZAH OLDU
Sözde komedyen Deniz Göktaş’ın, stand-up maskesi altında Kuran-ı Kerim’i ve kutsal kitapları açıkça hedef alan, inançlı insanların değerlerini aşağılayan skandal ifadelerine karşı yargı harekete geçti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, toplumda infial yaratan bu sözler üzerine "dini değerleri alenen aşağılama" suçundan soruşturma başlattı.
Ancak her fırsatta "halkın değerlerine saygılıyız" masalı anlatan Özgür Özel, TBMM Grup Toplantısı'nda adeta bu hakaretin savunuculuğuna soyundu. Kürsüden skandala kalkan olan Özel, dini değerlerin aşağılanmasını "genç bir kardeşimizin cesur siyasi mizahı" olarak niteledi ve "Sanata saygısı olmayan, şakadan espriden anlamayan bir anlayış var" diyerek inançlı kesimin tepkilerini küçümsedi. CHP'li Ali Mahir Başarır da "Mizahtan korkuyorlar" diyerek bu rezalete ortak oldu. Aynı Ali Mahir Başarır Alevilerle ilgili şaka yapan Pınar Fidan isimli stand-up’cıya ''ahlaksızlık, utanmazlık, bunun adı mizah olamaz'' diye tepki göstermişti.
Kendi tabanlarının hassasiyetleri söz konusu olduğunda ortalığı ayağa kaldıran bu zihniyet, İslam'ın kutsalları çiğnendiğinde aniden "hoşgörü abidesi" kesilerek gerçek niyetini ifşa ediyor.
ÖZGÜR EFENDİ, 5816 SOPASINI NEDEN ELİNDEN DÜŞÜRMÜYORSUN?
Özgür Özel’in bugün takındığı bu sahte "özgürlükçü" tavır, geçmişteki icraatlarıyla suçüstü yakalandı. 2021 yılında Ayasofya Camii'ndeki bir programda, isim vermeden Cumhuriyetin ilk yıllarına ait kararları eleştiren ve tarihi bir tespitte bulunan imam Mustafa Demirkan hakkında adliyeye ilk koşan bizzat Özgür Özel olmuştu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu dilekçesi veren Özel, 5816 sayılı kanunu öne sürerek imamın hapis cezasıyla yargılanmasını istemişti. Şimdi sormak gerekir:
Kuran-ı Kerim ile alenen alay edilmesini "ifade özgürlüğü" diyerek alkışlayan Özgür Efendi, ucu kendi dogmalarına dokununca neden hemen ceza kanunlarına sarılıyorsun?
İçinde isim bile geçmeyen tarihi bir eleştiri için hapis istenirken, Müslümanların kutsal kitabına dil uzatılması hangi ara "anlayışla karşılanması gereken bir şaka" oldu?
DOĞRU, YÜZLERCE GENÇ MAĞDUR
Türkiye’de bugün ortada hiçbir hakaret kasıt ve unsuru yokken, sırf Mustafa Kemal'e yönelik en ufak bir fikir beyanı veya asılsız bir ihbar yüzünden hayatı kararan, işinden gücünden edilen pırlanta gibi gençler var. Somut hiçbir delil olmaksızın, sadece "Atatürk'ü eleştirdi" iddiasıyla tutuklanan, yargılanan ve mağdur edilen yüzlerce insan varken CHP’nin "ifade özgürlüğü" havarileri neredeydi?
Hatta sadece şikayet üzerine 5816 sayılı kanundan tutuklananlar var. Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki bir lisede felsefe öğretmeni olan Ramazan Avuşmak, ders sırasında Mustafa Kemal'e yönelik ifadeler kullandığı iddiasıyla tutuklandı. Ortada görüntü olmamasına rağmen sadece iddia üzerine tutuklandı.
Asılsız şikayetlerle, baskılarla ve haksız süreçlerle ömrü törpülenen mağdurlara yönelik "özgürlük" cümlesi kurmayan CHP zihniyeti, iş mukaddesata küfredenlere geldiğinde koruma kalkanı oluyor.
CHP'nin özgürlük anlayışı; sadece kendi ideolojilerini tatmin eden, Müslüman mahallesinde salyangoz satanları korumaktan ibaret olarak değerlendiriliyor. Kutsala hakareti "sanat" diye yutturup, en ufak bir fikir ayrılığını kanun sopasıyla cezalandırmak istemenin, bu zihniyetin faşizan ve tahammülsüz yüzünün en net kanıtı olarak değerlendiriliyor.




