Günlük hayatta genellikle kötü kokuyu almak için kullanılan sakız, oruç döneminde de kullanılır mı sorusu en çok araştırılan başlıklardan biri haline geldi. Diyanet'in açıklamasına göre sakız çiğnemek orucu bozar mı? İşte herkesin merak ettiği " oruç tutarken sakız çiğnemek orucu bozar mı" sorusunun cevabı..
Diyanet'in orucu bozan durumlar hakkındaki açıklamalarında sakız çiğnemek de yer almakta ve bu konu Ramazan'a yaklaşırken binlerce kişi tarafından araştırılmaktadır. Diyanet'in yayınladığı orucu bozan durumlar fetvasında bu soruya net bir şekilde cevap bulmuştur.
ORUÇ TUTARKEN SAKIZ ÇİĞNEMEK ORUCU BOZAR MI?
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklamalarına göre; ağız veya burun yoluyla alınan ve mideye ulaşan her şey orucu bozar. Bu nedenle, ağız kokusunu gidermek ya da diş ağrısını hafifletmek amacıyla ağza püskürtülen sprey gibi maddeler yutulup mideye varırsa orucu bozar, yutulmayıp dışarı atılırsa bozmaz.
Günümüzde satılan sakızların çoğunda, ağızda eriyen ve çözünen çeşitli katkı maddeleri yer aldığından, ne kadar özen gösterilse de bu maddelerin bir kısmının yutulması kaçınılmazdır. Bu yüzden böyle sakızları çiğnemek orucu bozar (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, III, 395-396).Ayrıca hangi sakızın orucu bozmayan cinsten olduğu konusunda kesin bir bilgi bulunmadığından, oruçlu iken sakız çiğnemekten tamamen uzak durulması gerekir.
Oruç tutmanın esas unsuru, yemek , içmek ve ilişki münasebetinden sakınmak olup, nefsi bu tür durumlardan yoksun bırakmaktır. Öte yandan oruçlu iken bunlara benzer eylemler orucu bozabilir.
Öte yandan keyif için tüketilen (sigara, nargile ve tütsü gibi ) dumanlı maddeler bağımlılık yapması sebebiyle tüketilen bu ve benzeri maddeler de oruç kapsamında yasaklanmıştır. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, III, 386-387).
Oruçlu iken herhangi bir sebeple ağız yoluyla alınan İlaçlar da aynı hüküm geçerlidir.
Oruçlu olduğunu unutarak yiyip içen kişi, yaşlı, hasta ve güçsüz ya da oruç tutamayacak halde ise onu gören kişi oruçlu olduğunu hatırlatmamalı, bunların aksi halinde oruçlu olduğu kişiyi hatırlatılmalıdır. (Şürünbülâlî, Merâkı’l-felâh, 238).



