Orta Doğu’da tırmanan gerilim, küresel ticaret zincirlerini sarsarken, Japonya ve Güney Kore merkezli ikinci el araç sektörü ciddi bir krize sürüklendi. ABD ve israilin İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik saldırılarının ardından bölgedeki güvenlik riskleri ve Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik, sevkiyatları aksattı, limanlarda yoğunluk oluşturdu.

Japonya’da faaliyet gösteren ikinci el araç tüccarı Umar Ali Hyder Ali’nin 500’den fazla aracı taşıyan sevkiyatı, Sri Lanka limanlarında yaşanan yoğunluk nedeniyle günlerce denizde bekledi. Dubai’den yönlendirilen yüklerin limanları doldurması sonucu gemiler yanaşamazken, araçlar 10 günü aşkın gecikmeyle Hambantota Limanı’nda boşaltılabildi.

Hyder Ali’nin Yokohama merkezli şirketi Kobe Motor, yılda yaklaşık 18 bin araç ihraç ediyor. Ancak mevcut kriz nedeniyle Rolls-Royce, Lamborghini ve Ferrari gibi yaklaşık 50 lüks araç, Orta Doğu’daki alıcılara ulaşamayarak Sri Lanka ve Çin’de indirildi.

Limanlardaki yoğunluk ve artan riskler, taşımacılık şirketlerini de harekete geçirdi. Bazı firmalar sevkiyatları iptal ederken, bazıları rotaları Pakistan ve Çin limanlarına yönlendirmeyi önerdi. Hatta bazı şirketlerin araç başına 5 bin dolar ek teminat talep ettiği belirtiliyor. Bazı araçların Japonya’ya geri gönderilmesi ihtimali de gündeme geldi.

Geçen yıl Japonya ve Güney Kore toplamda 19 milyar dolarlık ikinci el araç ihracatı gerçekleştirdi. Bu ihracatın önemli bir kısmı Orta Doğu’ya yapılırken, Birleşik Arap Emirlikleri Japonya’nın en büyük pazarı konumunda yer aldı.

Krizin etkileri Güney Kore’de de hissediliyor. İncheon Limanı’nda araçların yaklaşık yüzde 70’inin depolarda beklediği, sevkiyatların büyük ölçüde durduğu bildirildi. Denizdeki bazı gemilerin rotalarını değiştirdiği veya beklemeye geçtiği ifade edilirken, yüklerin alternatif limanlara yönlendirilmesi planlanıyor.

Sektör temsilcileri, savaşın en yoğun ticaret dönemine denk geldiğine dikkat çekerek, depolama maliyetlerinin hızla arttığını ve fiyat dengelerinin bozulduğunu belirtiyor. Bazı firmalar talebin savaş sonrası yeniden artacağını öngörerek stok yapmayı planlarken, alternatif pazar arayışlarının sınırlı kaldığı ifade ediliyor.

Uzmanlar, çatışmaların uzaması halinde petrol ve navlun maliyetlerindeki artış, kur dalgalanmaları ve sevkiyat rotalarındaki aksaklıkların sektör üzerindeki baskıyı daha da artıracağı uyarısında bulunuyor. Sektör temsilcileri ise mevcut tabloyu “belirsizlik ve çıkışsızlık” olarak tanımlıyor.

Muhabir: Muhammed Mahsum Tuna