Güncel

Namus timsali Kürt kadınını fıkra malzemesi yapan Koç’un sponsorluk makyajı

İzmir’deki hastane açılışında Kürt kadınlarını etnik kimliği ve bedeni üzerinden iğrenç bir fıkra malzemesi yapan Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç’un oluşturduğu skandal kamuoyunda büyük bir infial dalgasına yol açarken, holding destekli toplumsal cinsiyet eşitliği kampanyalarının iki yüzlülüğü de deşifre oldu.

Abone Ol

İzmir’de gerçekleştirilen bir hastane açılış töreni, sağlık sektörünün konuşulması beklenirken, skandal bir açıklamaya sahne oldu. Kürt kadını ile ilgili "fıkra" adı altında iğrenç ifadeler anlatan Koç’a, aralarında Binali Yıldırım'ın da olduğu siyasetçiler ve protokol üyelerinin kahkahalarla eşlik etmesi, "Beyaz Türk" jakobenizminin sığlığını bir kez daha tescilledi.

Yıllardır Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ve HeForShe sponsorluklarının arkasına saklanarak "kadın hakları" savunuculuğu rolü yapan Koç Grubu, ekranlarda "kadın gücü" pazarlaması yaparken, arka odalarda kadın bedenini ve etnik kimliği nasıl bir meta olarak gördüğü, savundukları sözde özgürlüğün aslında kurumsal bir illüzyondan ibaret olduğunu kanıtladı.

Fonlanan kadın hakları derneklerinin yıllardır toplum yapısına dayattığı "makbul kadın" profili, bu skandalla birlikte tamamen ortaya çıkmış oldu. Bu yapıların kadın özgürleşmesinden anladığı şey; kadının saygın, inançlı, köklerine bağlı ve onurlu bir birey olarak var olması değil. Onların vizyonundaki "özgür" kadın; küresel tüketim çarklarına hizmet eden, bedenin fütursuzca sergilenmesini ve estetik endüstrisinin kölesi haline getirilmesini "özgürlük" zanneden modern bir kölelik modeli.

Kadın bedeninin pervasızca metalaştırılmasını, teşhir edilmesini ve modern elitlerin tüketim nesnesi haline getirilmesini "ilericilik" diye yutturan bu zihniyet, iş kendi kalıplarına uymayan kadına geldiğinde sömürgeci kodlarına geri dönüyor.

Kendi çizdikleri çizginin dışındaki kadın "Ya tehdit ya eğlence"
Ortaya çıkan bu somut pratik, yani 2007’deki başörtüsü düşmanlığı ve bugünkü etnik cinsiyetçi fıkra, jakoben oligarşinin kadın haritasını netleştirmiş oldu. Bu zihniyet, fonladığı, alkışladığı, reklam panolarını süslediği ve modern sekülerizmin vitrinine koyduğu kadını "makbul" kabul ediyor.

Rahmi Koç'un, 2007'de verdiği röportajda cumhurbaşkanı eşinin başörtülü olması konusunda, “Anayasamız var. Kamusal alanlar tarif edilmiş. Şimdi böyle bir tarif varken cumhurbaşkanının eşinin türbanlı olması, bütün bunlar bir kenara atılıyor demektir ki, bu olmaz, kabul edilemez” açıklaması değerlendirildiğinde makbul kadın profilleri daha iyi anlaşılıyor.

Medeniyetin beşiği olan topraklarda binlerce yıldır iffetin, namusun, şerefin en somut timsali haline gelen Kürt kadını, bu çirkin mizah anlayışıyla değersizleştirilmek istenmesi tepki çekti. Fildişi kulelerde oturup kadını sadece bir tüketim nesnesi olarak gören elitist zihniyet, haysiyetini her şeyin üzerinde tutan Kürt kadınının vakur duruşunu kendi sığ eğlence anlayışına malzeme yaparken #RahmiKoçÖzürDile etiketi sosyal medyada gündem oldu.

Sosyal medya kullanıcıları, sözde kurumsal sosyal sorumluluk projelerinde yer aldığını iddia eden bir yapının kendi başkanının skandal sözlerine sessiz kalmasını riyakarlık olarak nitelendirerek holding markalarına yönelik geniş çaplı boykot çağrıları yapmaya başladı. #RahmiKoçÖzürDile etiketi üzerinden kararlılıkla sürdürülen bu toplumsal baskı, süslü reklam metinlerinin arkasına gizlenilen ayrımcı zihniyetlerin artık cezasız kalmayacağını ve toplumun amasız, fakatsız net bir özür beklediğini açıkça ortaya koydu.