Küresel ölçekte 2026 yılında 320 milyar doları aşan helal tatil pazarı hızla büyürken, Türkiye sahip olduğu devasa konaklama kapasitesine rağmen bu alandaki potansiyelini tam anlamıyla değerlendiremiyor. İnanç ve kültürel hassasiyetlere uygun tatil yapmak isteyen milyonlarca ziyaretçi, sınırlı sayıdaki tesis nedeniyle yüksek fiyatlarla karşılaşıyor ya da tatil planlarını ertelemek zorunda kalıyor.

Dünya genelinde muhafazakar tatil anlayışına yönelik talep artarken, aile mahremiyetine önem veren, helal gıda ve alkolsüz hizmet talep eden kitle en hızlı büyüyen seyahat segmentlerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak Türkiye’de yaklaşık 2 milyon yatak kapasitesi bulunmasına rağmen muhafazakar konsepte uygun tesislerin sayısı oldukça sınırlı kalıyor.

Alanya’da yaklaşık 650 bin yatak kapasitesine karşılık muhafazakar konsepte hizmet veren yatak sayısının 10 bin civarında olduğu belirtilirken, Muğla’da ise 250 bin yatak kapasitesine rağmen bu alana hitap eden yatak sayısı yalnızca 2 bin 600 seviyesinde bulunuyor. Bu durum hem talebin karşılanmasını zorlaştırıyor hem de fiyatların yükselmesine neden oluyor.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, muhafazakar kesime yönelik konaklama yatırımlarının yetersiz olduğunu belirterek, bu alandaki yatırımların teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Bağlıkaya, özellikle deniz kenarında bu konsepte uygun tesislerin artırılmasının Türkiye’ye Orta Doğu’dan önemli bir ziyaretçi hareketliliği kazandıracağını ifade etti.

Öte yandan sektör temsilcileri, sosyal medyada yabancı ziyaretçilere yönelik ayrımcı ve ırkçı paylaşımların da sektöre zarar verdiğini vurguluyor. Uzungöl Turizm İşletmecileri Derneği Başkanı Mustafa Akyüz, nefret söylemlerinin Türkiye’nin marka değerini olumsuz etkilediğini belirterek, konaklama ve seyahat sektörünün korunmasının istihdam ve ülke ekonomisinin korunması anlamına geldiğini kaydetti.

Kaynak: Türkiye Gazetesi