Sertaç Tekdal

Hira'da Doğan Kadir Gecesi, Kudüs Günü ve Dünya Mazlumları

03.04.2024 01:00:00 / Sertaç Tekdal

Malum olduğu üzere Ramazan ayının son 10 günü Kadir gecesinin saklı olduğu günlerdir. Bu on günün özellikle tekli gecelerine vurgu yapılırken, yaygın olarak 27. gece Kadir gecesi olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple 2 gün sonra Cuma günü hem Kadir gecesini hem de Ramazan’ın son Cuma’sı olması hasebiyle “Dünya Kudüs Günü”nü idrak edeceğiz. Ama dünyanın gözü ününde devam eden vahşi saldırılar, on binlerce şehid ve enkaz altından çıkarılamayan binlerce kayıpla idrak edeceğimiz bir Kudüs Günü…

Kadir gecesi Hira’da doğdu. Hira arayış demektir ve mağara da insanlığın kurtuluşu için arayışın icra edildiği bir inziva makamı… Kur’an, “İkra” emri ile burada nazil olmaya başladı. Bu gece kadir ve kıymetini Kur’an’dan aldı ve bin aydan daha hayırlı bir geceye dönüştü. Bu geceden manen istifade edilmesi elbette ki çok önemlidir, ancak biz bu geceyi önemli kılan başka bir hususiyetten bahsedeceğiz.

Bu gece, haddi zatında yeryüzü mazlumları için mücadelenin de başladığı gecedir. Ezilen ve hor görülen mahrumlar için yüreği yanan Hz. Peygamber (s.a.v), Rabbine münacat etmek ve mazlumlara bir çözüm bulabilmek için Hira’da inzivaya çekildi. Bu feryada yetişen ilahi emirle birlikte de Hira’dan mücadele meydanına indi.

Bu iniş, bireysel direnişten toplumsal direnişe bir geçişti. Kadir gecesi aynı zamanda Kader gecesidir. Mazlumların makûs talihini ve zalimlerin saltanatlarını sarsacak olan bu gece, ümmetin kaderini yeniden belirleyecek ilk adımın atıldığı gecedir. Aliya’nın ifade ettiği üzere, Hz. Peygamber’in Hira’dan dönüşü olmasaydı Hanif olarak kalacaktı, fakat döndüğü için İslam'ın Resulü oldu.

Hira bireysel, Mekke ise toplumsal mücadelenin mekânı oldu. Mazlumların kurtuluşu için Hira’dan Mekke’ye iniş, Kutlu Nebi’nin ümmetine en güzel örnekliğiydi. İnziva ve Hira’mız elbette olmalı, ama ardından mazlumların hamisi olabilmek için bir iniş, cehd ve gayret de olmalı.

Ve aynı gün; mahrum, mazlum ama izzetli bir halkın yaşadığı Gazze’yi ve Kudüs gününü de yâd edeceğiz. Bugünün temel amacı, Kudüs ve Mescid-i Aksa meselesini vicdanlarda diri tutmaktır. Kudüs ümmetin çimentosudur, tüm ihtilaf ve farklılıklar bu çimentoda eriyebilecek iken, ihtilaflar yüreklerde o kadar taşlaştırılmış ki, bu çimento onları eritebilecek gücü bulamıyor. Acaba ümmetin siyasi ve fıkhi ihtilafları, yaşadıkları zillet ve acılardan daha mı değerlidir? Kudüs bir şiardır ve şuurlanma ayı olan Ramazan bizlere anlayış ve iz’an vermeli değil midir? 

Kadir gecesi nasıl ki kıymetini o gece inen Kur’an’dan alıyorsa, Mescid-i Aksa ve Kudüs de kıymetini Kur’an’dan almaktadır. Ve mesele salt Kur'an'ın lafzının inişi değil, dünyayı değiştirmeyi hedefleyen bir Kur'an'ın inişidir. Müddessir suresi ile gelen “Ey örtüye bürünen! Kalk ve uyar…” ayeti ile büründüğümüz gaflet ve dünyalık örtüsünden silkinme ve Aksa’yı özgürleştirerek sahip çıkma günüdür. Hira gibi Kudüs Günü de bir arayıştır, Aksa’nın özgürlüğü için bir arayış ve Mazlumlara çare olabilmek için bir arayış…

Bu arayış ve gayret ehlinden olma temennisiyle, Kadir geceniz ve Kudüs Günü’nüz mübarek olsun…

SERTAÇ TEKDAL

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Diğer Yazarlar

Tüm Yazarlar