M.Şerif Durmaz

Dava Yolunda Mücadele

22.01.2021 07:30:41 / M.Şerif Durmaz

İnsanlık ailesi içindi mücadelemiz. Toplumun davamızı tanıması içindi cehd ve gayretimiz. Davanın selameti önceliğimiz, insanlığın saadeti hedefimizdi.

Babamız Âdem’den, atamız İbrahim’den, peygamberimiz Muhammed Mustafa’dan bize miras kalmış anlayışı insanlığa ulaştırmak için düştük yollara yüklendiğimiz sorumlulukların farkında olaraktan.

Davamız kutlu bir sevdaydı, İslam’dı; insanlıktı, kardeşlikti. Derdimiz; adaleti yeniden tesis etmekti. İslam’ın hayat bahşeden güzelliklerinin tanınması, yolunu kaybetmişlerin benliklerine dönmesi, aşkın ilahi yönünü tanıması içindi tüm çaba ve gayretimiz.

Karşılaştığımız engeller oldu elbette. Ancak hiçbir zaman durmadık, yorulmadık; kor ateşlerden, yakıcı güneşlerden, ayaklanan tufanlardan kaçmadık hizmet-i Kur’aniye yolunda.

Mücadele esnasında sarp kayalara rastladık, müşküllerle yüz yüze kaldık, ürkütücü şimşek ve yıldırımların haşmetine uğradık zaman zaman. Ancak geri durmadık hiçbir zaman.

Fedakâr ve cesaret timsali kardeşlerle, ateş çukuruna düşmek üzere olanlara gittik ilk önce. Zira biliyorduk ki çukura düşmeleri hayatlarının kararmasına ve dünya ve ahirette mutsuz olmalarına sebep olacaktı.

Durmadan, yorulmadan, teşekkür beklemeden hidayet tohumlarını serptik çorak topraklara, bin bir çile ve zorluklarla. Tek sığınağımız olana tevekkül edip davamız İslam dedik, derdimiz insanlık dedik, toplumsal huzur dedik, nesillerin değerlerine bağlı yetişmesi dedik.

Yüce davayı ayakta tutmak, yön veren ilkelerini gelecek nesillere aktarmak için, Allah Resulünün hayat metodu doğrultusunda gece gündüz demeden çalıştık, çaba ve gayret sarf ettik. Ama hiçbir zaman şekva eden olmadık, imkânsızlıklardan dolayı geri durmadık mücadeleden.

Allah, boşa çıkarmadı gayretlerimizi hiçbir zaman. Zira hidayet tohumlarının filizlendiğini gördük çok kısa bir süre zarfında. Çukura düşmekten kurtulanların, küfrün leşkeriyken hakkı tanıyanların, günah işliyorken doğruya yönelenlerin nasıl da Ömerleştiğini ve adalet dağıttıklarını gördük.

Dava için serdengeçti olanları, mutlak bağlılık gösterenleri, şehadet arzusuyla yananları, esaret altındaki insanlığın kanlı sancağını nesillere aktaranları, çalışmaların kemale doğru ilerleyişi uğruna değirmen taşı gibi ezilmek isteyenleri, ümmet-i İslam’ın bekası için kurban olmayı seçenleri gördük ruhumuzun pejmürde olduğu zamanlarda.

Yüklendiğimiz misyonun daha da ağırlaştığını hissettik gördüğümüz bu iftihar tablosunun melekut-î nidası karşısında. Daha bir sarıldık, daha fazla zaman harcadık o kutlu sevdanın selameti adına, nebevi çizgiden sapmadan daima.

Dava için mücadele ettikçe birileri rahatsız oldu bizden. Yollarımıza aşılması zor engeller çıkardılar her fırsatta. Her seferinde sabrettik, sükût ettik ve aştık o zor engelleri Rabbimizin yardımıyla.

Suskunluğumuz, sabrımız davamızın selameti adınaydı. Zira sabretmeyi İslam Peygamberi öğretmişti bizlere o kutlu mektepte.

Sabrımızın karşılığını, daha bu dünyadayken aldık Rabbimizin ihsanıyla. Davamızın günden güne cihana nur saçması, bağrında pınarları coşturması, adalet ağaçlarını yeşertmesi, ölü ruhlara ab-ı hayat olması harekete geçirdi sistemin sahiplerini. Ve zindanla tanıştık güzel yüzlü Yusuf gibi bizler de.

Azizlerimizi yâd ettiğimiz, davanın selametini düşündüğümüz, hayatın şehadette olduğunu tefekkür ettiğimiz dönemlerde, şiddetli depremler yaşadık çetin günlerde. Kervanın serdarı göçünce Rabbe izzetle, sendeler olduk dava yolunda elimizde olmayan gelişmeler sebebiyle. Acı ve kederin ızdırabını yüreğimizin derinliklerinde hissederken, tüm genişliğine rağmen dar geldi yeryüzü bize o süreçte.

Zaman her şeyin ilacıdır mülahazasıyla geri durmadık mücadeleden. Bizler söz vermiştik çünkü Rabbe. Kolları sıvayıp başladık imtihan sürecindeki yeni mücadeleye. Rabbimiz bir kez daha gördü samimiyetimizi, fedakârlığımızı, derdimizin fıtratından uzaklaştırılan insanlığın kurtuluşu olduğunu. Ve bahşeyledi bizlere birçok imkânı, sayısız nimeti.

Dava yolunda verdiğimiz mücadele neticesinde bir kez daha insanlığa ümit olduk, muhtaçlara umut olduk. Davet ve tebliğ araçlarının farklılaşıp dijitalleştiği günümüzde de istikameti bozmadan, yoldan sapmadan, haktan ayrılmadan topluma kurtuluş yolunu göstermeye devam ettik.

Çünkü gayemiz; ilahi rızaydı. Derdimiz; insanlığın ihyasıydı. Davamız; adaletti, hürriyetti, hakkaniyetti, kardeşlikti, zulmün sona ermesi ve insanların İslami cihette hür olmasıydı.

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Diğer Yazarlar

Tüm Yazarlar