Enver Kılıçarslan

Baldızlardan kayınlara mahremiyet

13.01.2017 07:31:00 / Enver Kılıçarslan

Kur`an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin pak sünnetiyle açık bir şekilde izah edilen mahremiyet hususu, erkeklerle kadınlar arasında çıkması muhtemel fitnelerin önüne geçme açısından bütün müminlerin dikkate alması gereken bir meseledir. Bizlere yabancı olan karşı cinslere, göz başta olmak üzere bütün duyularımızı muhafaza etmeyle ilgili hükmü ve bu hükmün gerektirdiği ceza ve mükâfatları biliyoruz. Fakat hısımlık nedeniyle gerçekleşen yakınlıkların getirdiği bir takım örfi “yakınlaşmalar” mahremiyet hususunu bir kez daha gözden geçirmemiz gerektiğini hissettirdi. Zira nefis ve şeytan gibi iki azılı düşmana sahip insanların, yok olanla ya da uzak olanla değil de yakın olanlara karşı fitneye düşme tehlikesi doğabilir.

Baldızlar… Evlilik vesilesiyle erkek ve kadın kendilerine yeni akrabalar, dostlar ve arkadaşlar edinerek sosyal yaşam alanlarını genişletirler. Zaten İslam`ın akraba evliliğinden ziyade yabancılarla evliliğe teşvik etmesinin en büyük nedenlerinden biri de budur. Evlilik yoluyla akrabalık doğal olarak beraberinde sosyalleşmeyi, konuşmayı ve hal hatır sormayı gerektiriyor. Gerçekleşen bu yakınlaşmayla birlikte İslam`ın emrettiği meşru çizgi muhafaza edilmezse beraberinde bazı tehlikeler baş gösterebilir.

İslam dininin örf ve âdete verdiği önem, onu şer`î delillerden biri saydığı ve Kur`an/sünnete zıt olmadığı sürece teşvik ettiği hatta alışveriş gibi bazı muamelelerde insanlar arasındaki örfü dikkate alarak hüküm verdiği açıktır. Bu sebeptendir ki İslam baldız ile eniştenin birbirlerini sormasını, halvet olmadığı ve tesettüre dikkat edildiği sürece ihtiyaç halinde aynı ortamda bulunmalarını ve konuşmalarını fitneye düşme korkusu yoksa yasaklamamış ve bu ikisini bütün yönleriyle birbirlerine yabancı erkek ve kadın hükmüne de koymamıştır. Zira bu durum yukarı da zikredilen akrabalık diyaloğuna münafidir.

Erkeğin evlendiği kadının kızkardeşleri, teyzeleri ve halaları, gerçekleşen bu akrabalık nedeniyle geçici mahrem sayılır. Şöyle ki; kadın vefat ettiğinde ya da boşanma gerçekleştiği takdirde söz konusu baldız, teyze ve halayla nikâhlanmak caiz olacaktı. Bu da nikâh devam ettiği sürece onların evlilik konusunda mahrem, muamele, musafaha ve gereksiz konuşma konusunda ise namahrem olduğu anlamına gelir. Dolayısıyla erkeğin onlarla baş başa kalması ve gereksiz diyaloglar içerisine girmesi caiz değildir. Geçici mahremlerle ilgili hükümler yabancı bayanlarla olan hükümlerle aynıdır. Sadece akrabalık bağından dolayı sık sık birbirlerini görme ihtimali bulunduğundan maruf olarak birbirlerini sormaları istisna tutulmuştur.

Kayınlar… Sevgili Peygamberimiz (aleyhissalatu vesselam) bir gün ashabına “kadınların bulunduğu yerlere gitmekten sakının” diye buyurunca içlerinden birinin “kayınlar hakkında ne buyurursun” sorusuna Allah Resulü “Kayın ölümdür” diye cevap verir. (Buhârî, Müslim) İslam âlimleri hadiste geçen “Hemû” kelimesinin her iki tarafın akrabaları için geçerli olduğunu söyler. Erkeğin de sadece kardeşi değil, bununla birlikte amca ve dayılarını kapsar. Kocanın, baldızına olan yakınlığı gibi kadının da başta kocanın erkek kardeşi olmak üzere amca ve dayılarından kendisini edebince muhafaza etmesi gerekir. Zira tüm bunların mahremiyeti geçicidir. Erkeğin ölmesiyle ya da boşanmayla bu mahremiyet ortadan kalkar.

İmam Nevevî “kayın ölümdür” hadisini şerh ederken der ki: Allah Resulü böyle söyleyerek bu meselenin önemine vurgu yapmaktadır. Zira bunların aynı ortamda kalma imkânları daha fazla olduğundan tehlike ve fitne ihtimali vardır. Birbirlerine yabancı olan erkek ve kadınların birbirlerini inkâr etme ve kendilerini koruma durumu varken bunlarda aynı durum söz konusu değildir. (Şerhu Müslim – İmam Nevevî 14/154)

Gözler şeytanın zehirli oklarından ve kalbe açılan en büyük kapıdır. Oraya ulaşan duyu organlarının en etkileyicisidir. Onu haram bakışlardan muhafaza ederek hakkını ve şükrünü eda etmek müminlere farzdır.

 

 

 

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Diğer Yazarlar

Tüm Yazarlar