STK'lar: Doğu Türkistan'da yaşanan soykırım tüm ülkelerde ilk gündem olmalı

Uluslararası Doğu Türkistan STK’ları Birliği öncülüğünde düzenlenen basın açıklamasında, tüm dünya ülkelerinin Çin ile gerçekleştirdikleri ikili görüşmelerinde Doğu Türkistan'da yaşanan soykırımı gündemlerine almaları talebinde bulunuldu.

Ekleme: 25.03.2021 14:40:11 / Güncelleme: 25.03.2021 14:41:42 / Güncel / İstanbul Haberleri
Destek için  Haberin Videosunu İzle

Fatih'teki Beyazıt Meydanı'nda yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirilen basın açıklamasına Doğu Türkistan ile ilgili faaliyet yürüten 26 STK destek verdi.

Tüm dernekler adına basın bildirisini okuyan Doğu Türkistan Maarif Derneği Genel Sekreteri Abdulahed Abdurrahman, Türkiye'nin Çin ile yaptığı 'suçluları iade anlaşması'nı iptal etmesini, tüm dünya ülkelerinin Çin ile olan ikili ilişkilerinde Doğu Türkistan'da yaşanan soykırımı birinci maddeleri olarak gündeme getirmelerini istedi.

"Doğu Türkistan bir polis devleti haline getirildi"

Çin’in Doğu Türkistan halkına karşı uygulamakta olduğu soykırıma dur demek ve Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin Türkiye ziyaretine ilişkin kaygılarını dile getirmek ve kamuoyu ile paylaşmak için toplandıklarını söyleyen Abdurrahman, "2014 yılında Çin devlet başkanı Xi Jin Ping’in sözde 'teröre karşı halk mücadelesi' çağrısı ile başlayan kökünden kazıyıp yok etme siyaseti ile Doğu Türkistan adeta askeri yönetim tarzındaki bir polis devleti haline getirildi. Aile mahremiyetini çiğneyen sözde 'kardeş aile projesi' ile gözetleme, toplama kampları ile beyin yıkama, sistematik yok etme, Çin ideolojisi ve kültürü ile yozlaştırma gibi birtakım çalışmalara sahne oldu." dedi.

 

"Çin yönetimi Doğu Türkistan’da yaşam şartlarını yok etmeye çalışmaktadır"

Çin hükümetinin Doğu Türkistan’da kendi yasası ve hukuk sistemine aykırı bir şekilde öldürme, yargısız infaz, müebbet hapis gibi yollarla geniş çapta katliam yürüttüğünü belirten Abdurrahman, "Çin yönetimi 8 milyon insanı toplama kamplarına kapatarak çeşitli işkence, organlarını çalma, beyin yıkama, toplu ve sistematik tecavüz, aşağılama, tıbbi deneylere maruz bırakmaktadır. Genel olarak ırk ayrımcılığı, köle işçilik, hukuksuz tutuklama, dini ibadet, eğitim ve yaşamları yasaklama, kendi inanç ve düşünce özgürlüğünden mahrum bırakma, 30 bine aşkın camileri ve kutsal mekânları tahrip etme gibi yollarla Doğu Türkistan halkında ciddi zihinsel ve fiziksel zararlara neden olmuştur. Yaşlıların ve hasta bireylerin sağlık koşullarından yoksun bir şekilde toplama kampları ve hapishanelere kapatılması, iş adamları ve zengin insanların mal varlıklarına el konulması, kanaat önderleri ve aydınların öldürülmesi, genel kısırlaştırma, nükleer denemeler, yurt içi ve yurt dışı seyahat özgürlüğünün kısıtlanması gibi yollarla Çin yönetimi Doğu Türkistan’da yaşam şartlarını yok etmeye çalışmaktadır. Ayrıca Çin rejimi çeşitli bahanelerle Doğu Türkistanlıları Çin’in iç bölgelerine köle işçi olarak sürgün ederek ve Han Çinlilerini Doğu Türkistan’ın çeşitli bölgelerinde yerleştirerek mevcut demografik yapıyı bozmaya çalışmaktadır." diye konuştu.

Abdulahed Abdurrahman

"Doğu Türkistan'da yaşanan soykırım BM'nin soykırım sözleşmesine göre cezalandırılmalıdır"

Abdurrahman, "Çin’in 'Doğu Türkistanlı kadınları doğum makinesi olmaktan kurtarmak' adı altında yürüttüğü doğum kontrolü politikası, zorunlu kürtaj, aileleri parçalama, Doğu Türkistan'ın asil sahipleri olan halkın kızlarını göçmen Çinlilerle zorla evlendirme, toplu katliam gibi icraatları Doğu Türkistan’da nüfusun ciddi azalmasına neden olmuştur. Bağımsız kuruluşların raporlarına göre Doğu Türkistan’da doğum oranı son üç yıl içerisinde yüzde 80 oranında azalmıştır. Gerçek sayının daha fazla olduğu kanaatindeyiz." dedi.

Abdurrahman, şunları kaydetti: "Çocuk kampları, çocukların ebeveynlerinden zorla ayrılması, anne babaların kendi çocuklarını yetiştirme, etnik kimliği, dili ve kültürünü öğretme hakkının elinden alınması, ebeveynleri tutuklanmış ya da öldürülmüş çocukların Çinliler tarafından evlat edinilmesi gibi politikalar Doğu Türkistan halkını çocuklarından uzaklaştırmaktadır. Akrabalarından zorla ayrılan, kendi halkının soykırıma uğramasını seyretmeye mecbur kalan ve Çin tehdidinden hala kurtulamayan Doğu Türkistan diasporası da zihinsel olarak Soykırımdan nasibini almaktadır. Yukarıda bahsedilenlerin hepsi Uluslararası bağımsız kuruluşlar, Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Haber ajansları ve İstihbarat kuruluşları tarafından teyit edilen belgeler, raporlar ve şahitlerin ifadeleri ile tüm çıplaklığıyla ortaya koyulmuştur.

Çin devleti Doğu Türkistan’da işlediği toplu katliam, verdiği ciddi zihinsel ve fiziksel zararlar, yaşam koşullarını yok etme, nüfus çoğalmasını engelleme, evlatları kendi toplumundan uzaklaştırma gibi bu 5 çeşit soykırım suçu nedeniyle BM’nin 'Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme'sine göre cezalandırılmalıdır." 

"Çin-Türkiye arası suçluların iadesi anlaşmasının iptal edilmeli"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in 'Bölgedeki insan hakları ihlalleri inkâr edilemeyecek bir gerçektir' şeklindeki ifadelerini hatırlatarak konuşmasını sürdüren Abdurrahman, şu ifadeleri kaydetti:

Türkiye Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ve Sayın Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu kendisi bizzat BM insan hakları toplantılarında Doğu Türkistan meselesini defalarca dile getirerek, Terörle mücadele gerekçesiyle tüm Doğu Türkistanlıların terör muamelesi görmelerinin ve 2'nci sınıf vatandaş olarak nitelendirilmelerinin 21'inci yüzyılda kabul edilemeyecek durum olduğunu söylemiştir. Ayrıca uluslararası kamuyu harekete çağırmıştır ve Doğu Türkistan’a gözlemci heyetinin gitmesini talep etmiştir. Ancak her zaman Doğu Türkistan’da işlenen soykırım suçlarını tümüyle inkâr eden Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi dün Türkiye ziyaretini başlatmıştır. Wang Yi yıllardır Doğu Türkistan’daki soykırım suçunu inkâr etmekte ve kamp şahitlerini alenen tehdit etmektedir. Ayrıca Türkiye dâhil olmak üzere, Doğu Türkistan ile ilgili konuşan çok sayıda ülkeleri kaba bir şekilde Çin’in içişlerine müdahale etmekle ve yalancılıkla suçlamakta ve ticari ilişkileri öne sürerek tehditler savurmaktadır. Çin hükümeti, Türkiye’deki Doğu Türkistanlılara ajanları ile ya da aile üyelerini rehin alarak tehdit ederek, düzmece delillerle Türk mahkemelerine şikâyet ederek, fiziksel ve psikolojik zarar vermeye çalışmaktadır. Bunların yanı sıra bizleri tedirgin eden 'Çin-Türkiye arası suçluların iadesi anlaşması' ise Çin medyalarınca belirtildiği gibi Çin’in Türkiye’de yaşayan Doğu Türkistanlılara karşı kurduğu hukuki bir tuzaktır. Doğu Türkistanlılar adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin söz konusu anlaşmayı reddetmesini her zaman ciddiyetle talep etmekteyiz.

Doğu Türkistan halkı adına Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu ile diğer devlet makamlarından Çin heyeti ile ikili görüşmelerinde Doğu Türkistan konusunda kararlı duruş sergilemeleri talebinde bulunan Abdurrahman, tüm dünya ülkelerinin Çin ile olan ikili görüşmelerinde 'soykırım' meselesini birinci gündem maddesi olarak ele almalarını istedi.

"Tüm devletler ikili ilişkilerinde soykırımı ilk gündeminde tutmalıdır"

Çin'in Doğu Türkistanlılara yönelik baskı, soykırım ve asimilasyonlarına son verinceye kadar diğer ülkeler tarafından ambargoya tabi tutulması gerektiğini söyleyen Abdurrahman, konuşmasının sonunda şu ifadeleri kullandı:

"Çin hükümeti toplama kamplarını kapatmalı, köle işçiliği, zorla evlendirme, sürgün ve Çinli göçünü sonlandırmasını, demografik yapıyı değiştirmekten vaz geçmesini, inanç ve düşünce hürriyetini serbest bırakmasını, insan hakları ihlalleri ve tüm soykırım uygulamalarını durdurmasını talep etmesini ve masaya yatırarak açık konuşmasını talep ediyoruz. Ayrıca son birkaç ayda devlet yetkilileri ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerimizde belirttiğimiz gibi, İstanbul-Urumçi ve İstanbul-Kaşgar uçuşlarının başlatılması, Doğu Türkistan’da Türkiye konsolosluğunun açılması, Doğu Türkistanlılara seyahat özgürlüğünün verilmesi, Türkiye’de yaşamakta olan 300 bine aşkın Doğu Türkistanlının akrabalarına kavuşa bilmesi ve Doğu Türkistan’a bağımsız araştırma heyetinin gitmesine izin verilmesi de talep edilmelidir. Son bir ay içerisinde ABD, Kanada ve AB parlamentoları Çin’e karşı yaptırım kararı almıştır. Bunlar bize ümit ışığı yakan gelişmelerdir. Ancak Çin soykırımı durdurana ve toplama kampları kapatana kader, Çin’e karşı bu yaptırımların yanı sıra caydırıcı ambargo uygulanmalı, tüm devletler ikili ilişkilerinde soykırımı ilk gündeminde tutmalıdır." (İLKHA)

Haberin Videosunu İzle
İlgili Videolar İlgili Galeriler