Sorunların Kaynağı Dış Mihraklı Darbe Anayasası, YERLİ VE SİVİL ANAYASA ŞART!

Kanlı 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 40 yıl geçse de darbenin izleri henüz silinmiş değil. Dış mihraklı darbe sonrası oluşturulan darbe anayasası hala yürürlükte. Darbenin yıldönümünde açıklamalarda bulunan siyasi parti temsilcileri, STK temsilcileri, akademisyen ve hukukçular darbe anayasasından vazgeçip tüm kesimleri kapsayan, yerli ve sivil bir anayasa oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Ekleme: 13.09.2020 08:34:22 / Güncelleme: 13.09.2020 23:56:23 / manşetler
Destek için 

HABER MERKEZİ

Türkiye tarihinin karanlık ve kanlı askeri darbesi 12 Eylül, idam, kötü muamele ve insan hakları ihlalleriyle zihinlerdeki yerini koruyor. Darbenin üzerinden 40 yıl geçti ancak darbenin oluşturduğu anayasa hala yürürlükte. Darbenin yıldönümü dolayısıyla yapılan açıklamalarda siyasi parti temsilcileri, STK temsilcileri, akademisyen ve hukukçular yerli ve sivil anayasa çağrısında bulundu.

HÜDA PAR: 12 EYLÜL DARBESİ BİR AMERİKAN DARBESİDİR

Darbenin dış mihraklı olduğuna dikkat çeken HÜDA PAR Genel Sekreteri ve Parti Sözcüsü Şehzade Demir "Rabbim bir daha bu millete böyle kötü olaylar yaşatmasın ancak malumunuz bu darbeden sonra 28 Şubat darbesi ve 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı. 12 Eylül darbesi bir Amerikan darbesidir. Çünkü darbeden hemen sonra Amerikalı yetkililer 'bizim çocuklar başardı' şeklindeki beyanları ile aslında bir nevi darbeyi sahiplendiler. Türkiye toplumu bu darbenin acı sonuçlarını aradan 40 yıl geçmiş olmasına rağmen halen yaşamaktadır. 12 Eylül darbesinden sonra 2 milyondan fazla insan fişlendi. 700 bine yakın insan gözaltına alındı. 7 bin kişiye idam kararı çıktı. Yaklaşık 5 yüz kişinin de idam kararı Meclis tarafından onaylandı. Darbenin sonuçlarını iyi değerlendirmemiz gerekir." dedi.

ADALET TEMELİNDE BİR SİVİL ANAYASANIN GETİRİLMESİ HAYATİ BİR ÖNEM TAŞIMAKTADIR

Demir şöyle konuştu: “Darbe ve darbeciler yargılanıp mahkûm edilirken, bu darbecilerin getirmiş olduğu darbe anayasası olduğu gibi durmaktadır. İktidar ısrarla bu darbe anayasası ile yüzleşmekten kaçınmaktadır. Türkiye yaklaşık 60 yıldır darbe anayasaları ile yönetilmektedir. 12 Eylül darbesinden sonra önceki darbe anayasasının yerine yeni bir darbe anayasası getirildi. Ancak bugüne kadar bu anayasanın değiştirilmesi ve yerine sivil bir anayasanın getirilmesi süreci söylemden öteye geçemedi. Bu vesile ile bir daha hatırlatmış olalım. Türkiye’nin acilen bu darbe anayasasından kurtulması ve adalet temelinde bir sivil anayasanın getirilmesi hayati bir önem taşımaktadır. Çünkü eğer bu anayasa değiştirilmiş olsaydı inanıyoruz ki sonrasında yaşanan darbe ve darbe girişimleri yaşanmayabilirdi. Ayrıca bu sayede Türkiye normalleşecek ve halkla bütünleşebilecekti. Ancak maalesef bu olamadı.”

SAADET PARTİSİ: SİVİL BİR ANAYASA HAZIRLAMAMIZ LAZIM

Allah’ın bir daha 12 Eylül ve 15 Temmuz gibi hadiseleri yaşatmaması temennisinde bulunan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cafer Güneş de "12 Eylül’den sonra sağcılar solcular birbirini anladı dedik. Ne yazık ki üzülerek söyleyeyim. 15 Temmuz 2016 yılında bir darbe girişimi daha oldu. O acıların üzerine şimdi bu acılar geldi. Yüz binlerce insan yargılandı. 50 bin insan hapse kondu. Birçok insan işinden, evinden ve barkından oldu. Sosyal, maddi ve manevi bir felaket ülkenin her tarafını buram buram sardı. Bunları önlememiz lazım. Halkın içine sinecek şekilde sivil bir anayasa hazırlamamız lazım. İnsanları eğitmemiz lazım. Herkesin haddini, hududunu ve sınırını bilecek şekilde bir düzen getirmemiz lazım. 21’nci yüzyıla girdiğimiz şu anda bile gerekli işleri yapması gereken siyasilerimiz ve meclisimiz maalesef 'nasıl iktidarda kalırım ve nasıl muhalefeti alt ederim' düşüncesi içerisindeler. Bu da bize pahalıya mal oluyor. Umarım ki bundan sonra bu acılar yaşanmaz. Cenab-ı Allah bir daha 12 Eylül ve 15 Temmuz gibi büyük hadiseler yaşatmasın." ifadelerini kullandı.

YENİDEN REFAH PARTİSİ: DARBENİN ARKASINDA ABD'NİN OLDUĞUNU NET BİR ŞEKİLDE GÖRMEK MÜMKÜNDÜR

Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Doğan Bekin, "12 Eylül'ü doğuran asıl neden Kudüs Mitingi oldu. 6 Eylül’de Konya’da yapılan Büyük Kudüs Mitingi sonrası düğmeye basıldı ve 12 Eylül askeri darbesi yapıldı. Askeri darbenin sonuçlarına baktığımız zaman arkasında ABD'nin olduğunu net bir şekilde görmek mümkündür. Darbe sonrası o zamanki Amerikan başkanı verdiği brifingte ‘Hiç merak etmeyin o darbe bizim kontrolümüz altındadır ve darbeyi yapanlar bizim çocuklar’ şeklinde konuşuyor. Bu da Türkiye’nin nasıl Amerika’nın etkisi altında olduğunu ortaya çıkarıyor." ifadelerini kullandı. Bekin, "12 Eylül öncesi İslam coğrafyasında yaşanan hareketler ve Müslümanların yeniden bir araya gelme durumu söz konusu olunca bütün batılılar telaşa kapıldı. 1980 öncesi Araplara karşı düşmanlık vardı. 12 Eylül’den sonra tüm Müslümanlara karşı düşmanlık oluştu. Şimdi hem Araplara hem de tüm Müslümanlara karşı batıda bir düşmanlık söz konusudur. 12 Eylül’ü doğuran sebeplerin aynısı ne yazık ki 28 Şubat’ta da uç verdi. 28 Şubat’ı doğuran ana nedenlerin başında da yine Amerika ve batının etkisini görmek mümkündür. 28 Şubat sürecini doğuran ana nedenin Türkiye’nin İslam ülkelerine yaklaşması, D8 adımının atılması ve özellikle İran ile doğalgaz konusunda yapılan anlaşmalar. Doğalgaz anlaşması sonrası Amerika’dan heyetler gelerek yapılan anlaşmaların iptal edilmesi teklif edildi. Amerika Birleşik Devletleri Pentagon’un 9’uncu katında Erbakan’ın iktidardan uzaklaştırılmasıyla ilgili bazı maddeler hazırlandı. Güvenlik konseyinde alınan kararlarla o kararların örtüşmesi de bunun arkasında ABD’nin açıkça mührünün olduğunu görmek mümkün. Ne yazık ki bu iki darbe de Türkiye’ye çok şeyler kaybettirdi." dedi. İnsanlarımızın artık Batı'nın gerçek yüzünü görmesi gerektiğini dile getiren Bekin, "Müslümanın Müslümandan başka dostunun olmadığını görmemiz lazım." diyerek konuşmasını bitirdi.

AKADEMİSYEN DAVUT OKÇU: SİVİL, HALKIN İRADESİNE DAYALI YENİ BİR ANAYASA YAPILMALI

Türkiye’de cumhuriyet tarihi boyunca yürürlükteki anayasaların tamamını askerlerin yaptığına dikkat çeken Batman Üniversitesinden Öğretim Üyesi Dr. Davut Okçu,  “Şu anda yürüklükte olan anayasayı da yine 1982’de darbeciler gerçekleştirmiş ve halen yürürlüktedir. Yeni darbelerin önlenebilmesi için bir ülkede seçilmişlerin atanmışlara göre ön planda olması gerekiyor. Çünkü bütün darbeler içerdeki piyonlar, bürokratlar vasıtasıyla gerçekleşir. Bürokratlar ön plana çıktıkları ve güçlü oldukları zaman darbe mukadder olur. Bu nedenle ülkemizde de son zamanlarda özellikle cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden bu yana bazı boşluklar bürokratlar tarafından değerlendirildi ve bürokratların atanmışlara göre daha ön plana çıktığını görüyoruz. Aslında bu bir tehlike… Dolayısıyla hem 1982 anayasası hem de darbecilerin yaptığı bir takım yasalarda mutlaka bir düzenlemeler yapılmalıdır.”

MEVCUT ANAYASA, DARBE ÜRÜNÜ BİR ANAYASADIR

“Mevcut anayasa, darbe ürünü bir anayasadır” diyen Okçu, “Birkaç madde değil, birçok maddesini de değiştirirseniz değiştirin, yine iskelet, darbe iskeletidir. Dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi ki halkın iradesinin tecellisi orasıdır, mutlaka görevini yapmalı ve sivil, halkın iradesine dayalı yeni bir anayasa yapmalıdır. Sadece anayasa yetmiyor, birçok kanunumuz da maalesef darbe döneminden kalma kanunlardır. Bunların da birçoğunun artık değişmesi lazım ve halkın seçtiklerinin yönetime daha sağlam bir şekilde oturması gerekiyor.” diye konuştu.

​HUKUKÇU KURŞUN: HERKESİ KUCAKLAYACAK BİR ANAYASAYA İHTİYAÇ VAR

Avukat Hüseyin Kurşun, 12 Eylül’ün üzerinden 40 yıl geçmiş olmasına rağmen Türkiye’nin halen darbe yasalarıyla yönetildiğini söyledi. Kurşun, 1982 Anayasa'nın değişmesi gerektiğini, oluşturulacak yeni anayasanın tüm kesimi kapsaması gerektiğini, 1982'den bu yana yürürlükte olan ve tamamen askeri karakter taşıyan mevcut anayasanın sivil hale getirilmesi gerektiğini belirtti. Toplumsal renkliliği ve çeşitliliği tehlike yerine zenginlik olarak görecek ve herkesin kendisini rahatlıkla ifade edebileceği bir anayasanın hazırlanması gerektiğini belirten Kurşun, sivil ve daha özgürlükçü bir anayasanın derhal yapılmasının gerekliliğine dikkat çekti. Kurşun, şunları söyledi: "Yeni bir anayasa ile geçmişin olumsuzluklarını ortadan kaldıracak, tarihsel tecrübeyi de dikkate alarak halkın özgürlüğünün daha da korunduğu, ifade ve düşünce özgürlüğünün korunduğu çok kültürlü yapıya uygun bir anayasa hazırlanması gerekiyor. Suriyeliler ve Araplar da ülkemizde bayağı bir nüfus oluşturdular. Onların da farklı bir kültürü var. Sadece Araplar değil, başka milletlerden de insanlar ülkemizde var. Dolayısıyla tüm toplumu, Türkiye'de yaşayan herkesi kucaklayacak değişik ve bağımsız, herkesi ortak bir noktada buluşturacak bir anayasanın yapılması gerekiyor."

HAK VE ÖZGÜRLÜKLER PLATFORMU: ADİL BİR ANAYASA OLMADAN DARBELERİN ÖNÜ ALINAMAZ

Hak ve Özgürlükler Platformu Sözcüsü Feyzi Aydın, darbe ürünü olan mevcut anayasa yerini adil ve sivil bir anayasaya bırakmadığı müddetçe darbelerin önünün alınmayacağını belirtti. Türkiye’de mevcut olan kavga ortamının, haksızlıkların, acıların birçoğunun kaynağının darbe anayasası olduğunu belirten Aydın, “Türkiye’nin ilerlemesinin, kalkınmasının, sosyal barışın, adaletin sivil ve adil bir anayasaya bağlı olduğunu herkes bilmeli. Sivil anayasanın inşası konusunda herkes çaba göstermeli. Sivil, adil, halkın değer ve inançlarıyla barışık bir anayasa şart.” ifadelerini kullandı.