EVET, BU ZİHNİYET ŞİZOFREN!

İstanbul Karaköy ve Beşiktaş’ta başörtülü kadınlara yönelik saldırıların, basite indirgenerek saldırganların ‘şizofren’ olduğu saptırması laikçi azgın azınlığın İslam’a ve değerlerine yönelik bilinçli saldırıları gizlemeye yönelik beyhude bir çaba olarak yorumlandı. Gazetemize konuşan uzmanlar, insan haklarından bahsedenlerin yeri geldiğinde nasıl canavarlaştığını, organizeli hareket ederek şizofrenik bir ruh halini aldıklarını belirterek İslam’a ve değerlerine saldırıların kabul edilemez olduğuna dikkat çekti.

Ekleme: 18.11.2019 07:33:56 / Güncelleme: 18.11.2019 11:09:18 / manşetler / İstanbul Haberleri
Destek için 

Muhsin Şenol-DOĞRUHABER

İslam’a ve değerlerimize saldırı kabul edilemez

EVET, BU ZİHNİYET ŞİZOFREN!

Bir kesim tarafından İstanbul Karaköy ve Beşiktaş’ta başörtülü kadınlara yönelik yapılan saldırıları basitleştirmek için saldırganların ‘şizofren’ olduğu yalanı ortaya atıldı. İslam’a ve değerlere saldırıların kabul edilemez olduğunu belirten Alimler ve Medreseler Birliği Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şenlik, İnsan Hakları Cemiyeti Başkanı Av. Mehmet Karadağ ve Tesettür Seferberliği Platformu Dönem Başkanı  Arzu Demir, toplumun duyarlı olması gerektiğini belirtti.

“ÖRTÜLÜ KADINLARIN ARTMASI BUNLARI ÇİLEDEN ÇIKARTIYOR”

Başörtülülere yapılan saldırıları edepsizlik ve tahammülsüzlük olarak yorumlayan Alimler ve Medreseler Birliği Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şenlik, “Her fırsatta demokrasiden, insan haklarından söz ederler ama kalplerinin karalığı sürekli bir şekilde dışa vuruyor. Bu saldırılarda da bunu gördük. En azından seküler kesimin bu çirkin saldırıyı kınaması gerekiyordu. Ama bunu yapmadılar. Örtülü kadınların sayılarının artması artık onları çileden çıkarıyor. Onların arzu ettikleri 100 yıllık mücadelelinin sonucunda artık bu ülkede başörtülü kalmamasıydı. Ama İstanbul gibi bir metropolde bile bu sayı gittikçe artıyor ve bu onları adeta çıldırtıyor. ‘Biz niye başaramadık’ diye hazımsızlık yaşıyorlar. Bu saldırgan kadın bu hazımsızlığını dışa vurmuş. Ama kim bilir kaç kişi var ki bu kadınla aynı hazımsızlığı yaşıyor. Aslında başörtülülerin tesettürü istediğimiz tarzda olmamasına rağmen bile bunlar bu örtüye bile tahammül edemiyorlar. Bu tip saldırıların artacağını düşünüyorum. Müslümanlar bu saldırılara karşı sessiz kalmamalı ve teşebbüs edenlere caydırıcı olunmalı.” uyarısında bulundu.

“DİNDARLARDAN NEFRET EDEN BİR KESİM VAR”

Yapılan saldırıların arka plandaki bir ruh halini aldığını belirten İnsan Hakları Cemiyeti Başkanı Av. Mehmet Karadağ, “Bunun adı tahammülsüzlüktür. Geçmişten gelen bir intikam alma duygusu var. Her ne saikle yapılmış olursa olsun halkın yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede şiddetle kınanması gerekiyor. Ayrıca bu saldırılar birilerinin maskesini de düşürüyor. İnsan haklarından, demokrasiden bahsedenlerin yeri geldiğinde nasıl canavarlaştığını görüyoruz. Bir daha böyle durumlara mahal vermemek için toplum duyarlı olmalı. Bunun hasta, şizofren olduğunu söyleyenler var. Aslında bu ruh halinde olan, dindarlardan nefret eden bir kesim var. Bu kesimin çok organize olduğunu da söylemek gerekiyor.” dedi.

“TOPLUMSAL DUYARLILIĞIMIZI KAYBEDERSEK DAHA CİDDİ SALDIRILAR İLE KARŞI KARŞIYA KALABİLİRİZ”

“Başörtülü kadınlara saldırı vakalarının kendiliğinden gelişen olaylar olduğuna inanmıyoruz.” diyen Tesettür Seferberliği Platformu Dönem Başkanı Arzu Demir, “İlk saldırı failinin yakalanamaması diğer saldırıyı da tetiklemiştir. Bu tür saldırıları, aynı zihniyete sahip kişilerce “startı alınmış durumlar” olarak değerlendiriyoruz.

Saldırganlara karşı yapılacak ilk şey bunların yaptıklarına duyarsız kalmamak ve çevredeki kişilerce buna mani olunmasını sağlamaktır. Ne acıdır ki, çevrede olup bitenlere halkımız ilk anda seyirci kalmaktadır. Tesettüre saldırı ile ilgili toplumsal duyarlılığımızı kaybedersek yarın daha ciddi saldırılar ile karşı karşıya kalabiliriz.” ifadelerini kullandı.

“DEĞERLERİMİZDEN NE KADAR UZAKLAŞTIRILDIĞININ GÖSTERGESİ”

Beşiktaş’taki saldırganın henüz yakalanmadığını belirten Demir, “Unutulmamalıdır ki, İslam tarihinde ve yakın tarihimizde bu tür saldırganlıklar olmuştur ve anında tepki gördüğünden karşılık bulamamıştır. İşin acı tarafı geçmişte bu tür saldırılara gayrimüslimler cüret ederken maalesef günümüzde Müslüman görünümlü kişiler tarafından yapılmaktadır. Bu, toplumumuzun giderek değerlerimizden ne kadar uzaklaştırıldığının da göstergesidir. TESSEP olarak yetkili kurum ve kuruluşlara çağrımız; sadece kişisel duygular ile yapıldığına inanmadığımız bu saldırıların bir an önce derinlemesine araştırılıp varsa sistematik saldırıların önüne geçilmesi sağlanmalıdır. Laik zihniyetin arkasına sığınıp başörtüsü saldırısı ile beraber peygamberler ve Müslümanlara hakaret etmenin hiç kimseye faydası olmamıştır ve olmayacaktır. Ne kadar çaba sarf ederlerse etsinler bu toplumdan İslam ruhunu söküp atamayacaklardır” şeklinde konuştu.

ŞİZOFREN NEDİR, KİME DENİR?

Şizofren bir bireyin davranışlarını, hareketlerini, gerçeği algılayış şeklini ve düşüncelerini çarpıtarak değiştiren, ailesi ve sosyal çevresi ile ilişkilerini bozan psikiyatrik bir hastalıktır. Ciddi ve kronik bir hastalık olan şizofrenide hastalar gerçeklikle arasındaki bağlantısını yitirerek farklı davranışlar sergilemeye, gerçek olmayan olaylara inanmaya ve kişiliklerini değiştirmeye eğilim gösterir. Hayat boyu süren bir hastalıktır ve bu nedenle sürekli olarak tedavi gerektirir.