HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında siyonist işgal rejiminin ateşkes ihlallerine değinerek yeniden yola çıkacak Küresel Sumud Filosu’nun desteklenmesi gerektiğini belirtti. Dinç ayrıca, halkın inancına hakaret eden kliklere de tepki gösterdi.

Gazze’deki insani drama ve siyonist rejimin hukuk tanımazlığına dikkat çeken Dinç, işgal rejiminin 10 Ekim 2025’ten bu yana ilan edilen ateşkesi sistematik olarak ihlal ettiğini vurguladı.

Dinç, "Resmî verilere göre siyonist rejim, 4 Şubat 2026’ya kadar ateşkesi tam bin 520 kez ihlal etmiştir. 704 kez bombardıman yapılmış, yüzlerce bina hava saldırılarıyla yıkılmıştır. Gazze’ye girmesi gereken yardım tırlarının yarısından fazlasına engel olunmuştur. Bu tablo, açlığın ve yoksunluğun bir silah olarak kullanıldığını kanıtlamaktadır." ifadelerini kullandı.

“Açlık ve yoksunluk Gazze’de bir silah olarak kullanılıyor”

Ateşkesin şartlarına da uyulmadığını belirten Dinç, “Gazze’ye girişine izin verilmesi gereken 69 bin yardım ve ticari tır ile yakıt tankerinden yalnızca 29 bin 603’ünün geçişine izin verildi, böylece Gazze’ye ulaşan yardım oranı yalnızca yüzde 43’te kaldı. Ortaya çıkan bu tablo yardımların bilinçli bir şekilde kısıtlandığını, açlık ve yoksunluğun bir silah olarak kullanıldığını bir kez daha ortaya koymuştur.” şeklinde konuştu.

"Küresel Sumud Filosu korunmalıdır"

Bölge ülkelerinin tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu hatırlatan Dinç, direnişi silahsızlandırmaya yönelik her türlü planın soykırıma hizmet edeceğini belirtti.

Gazze ablukasını kırmak için yola çıkacak olan Küresel Sumud Filosu’na da değinen Dinç, "Hükümetler bu kez filoya sahip çıkmalı, siyonist eşkıyalığa izin vermemeli ve bu insani girişimi koruma altına almalıdır. Gazze’de yaşananlar bir çatışma değil, sistematik bir soykırımdır. Buna karşı caydırıcı ve kararlı bir duruş sergilemek zorunluluktur." çağrısında bulundu.

“Toplumun sinir uçlarına dokunarak yeni provokasyonlar peydahlamak, bu kliklerin ana hedefi haline gelmiştir”

Konuşmasının devamında Türkiye’deki bazı sol görünümlü fraksiyonların faşizan bir yapıya büründüğünü belirten Dinç, "Özellikle İslam’a ve şiarlarına, Müslüman halkın inancına ve kutsal değerlerine karşı besledikleri kin, bu kliklerde yeni bir ideolojik formata dönüşmüş durumdadır. En son Ankara’da görüldüğü üzere 'gösteri' adı altında İslam’a yönelik sergiledikleri düşmanca tutumları, bu faşist kliklerin kirli emelleri doğrultusunda birtakım hedeflere odaklandıklarını göstermektedir. Toplumun sinir uçlarına dokunarak yeni provokasyonlar peydahlamak, bu kliklerin ana hedefi haline gelmiştir." dedi.

"Sokak serseriliği siyasal özgürlükle izah edilemez"

Bu yapıların motivasyon kaynaklarını tek tek sıralayan Dinç, şu ifadeleri kullandı:

"Tek parti tipi demokrasi özürleri, camileri ahıra çevirme özlemi taşıyan laikçi duyguları, cuntacı sloganları ve ecnebi fonlardan beslenen İstanbul Sözleşmesi çığırtkanlıkları, bu yapıların gerçek yüzünü ortaya koymaktadır. 'Cinsiyet eşitliği' maskesi altında toplumda yeni Epstein adacıkları oluşturma hevesleri, İslamî şiarlara olan kinleriyle birleşmektedir. Bazı belediyelerin ihale çöplüklerinden aşırdıkları kirli lokmalarla böğüren bu tür provokatör klikler bir tür sosyal karantinaya alınmalıdır. Halkın inancına hakaret ederek toplumun sinir uçlarıyla oynamak, provokatif eylemlerle kargaşaya davetiye çıkarmak suçtur. Sokak serseriliğinin belirgin bir hal aldığı bu tür girişimler, siyasal özgürlüklerle izah edilemez."

Muhabir: ENES ÖZCAN