manşetler

MESİCD-İ AKSA VE ESİRLER İÇİN ÖFKE CUMASI

Mescid-i Aksa’nın kapatılması ve Filistinli esirlere idam yolunu açan yasanın kabul edilmesi sonrası, Filistin’den İslam dünyasına kınama yerine somut adım atılması çağrısı yapıldı. Filistin İslami Direniş Hareketi HAMAS da bugünü “Mescid-i Aksa ve Esirler Cuması” ilan ederek seferberlik çağrısı yaptı.

Abone Ol

Filistin İslami Direniş Hareketi HAMAS yaptığı açıklamayla Cuma gününü “Mescid-i Aksa ve Esirler Cuması” olarak ilan etti. Açıklamada, işgal altındaki topraklarda ve tüm dünyada kitlesel bir seferberlik çağrısı yapıldı.

HAMAS tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

FİLİSTİNLİ ESİRLERE İDAM KARARI: 8 ÜLKEDEN ORTAK KINAMA

Sekiz Arap ve İslam ülkesinin dışişleri bakanları İsrail işgal yönetiminin Knesset tarafından kabul edilen ve işgal altındaki Batı Şeria’daki Filistinli esirlere idam cezası uygulanmasına izin veren yasasını en sert ifadelerle kınadı.

Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Mısır dışişleri bakanları, Ürdün Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak açıklamada, israilin apartheid sistemini pekiştiren ve Filistin halkının devredilemez haklarını ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki varlığını inkar eden dışlayıcı söylemleri benimsediği devam eden uygulamalarına karşı uyarıda bulundu.

Bakanlar, bu yasal düzenlemenin özellikle Filistinli esirlere yönelik ayrımcı biçimde uygulanması nedeniyle son derece tehlikeli bir tırmanış anlamına geldiğini vurgulayarak, bu tür adımların gerilimi artıracağını ve bölgesel istikrarı zayıflatacağını ifade etti.

Ayrıca israil hapishanelerindeki Filistinli esirlerin durumuna ilişkin derin endişelerini dile getiren bakanlar, güvenilir raporların; işkence, zalimane, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele, aç bırakma ve temel haklardan mahrum bırakma gibi ihlallerin sürdüğünü ortaya koyduğunu belirterek, bu durumun Filistin halkına yönelik daha geniş kapsamlı ihlaller zincirinin bir parçası olduğunu kaydetti.

Bakanlar, Filistin halkını hedef alan ayrımcı, baskıcı ve saldırgan israil politikalarını reddettiklerini vurguladı. İşgal yönetiminin gerilimi tırmandıracak adımlardan kaçınması gerektiğini belirten bakanlar, hesap verebilirliğin sağlanmasının önemine dikkat çekerek, uluslararası toplumun istikrarı korumak ve daha fazla kötüleşmeyi önlemek için çabalarını artırması çağrısında bulundu.

Öte yandan Endonezya, israilin Filistinlilerin idam edilmesine olanak tanıyan yasayı kabul etmesini eleştirerek, bunu “uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukukun ciddi bir ihlali” olarak nitelendirdi.

Endonezya Dışişleri Bakanlığı’nın X platformunda yayımlanan açıklamasında, israile söz konusu yasayı iptal etme çağrısı yapılırken, Filistin halkının bağımsızlık mücadelesine tam destek verildiği bir kez daha vurgulandı. Ayrıca Cakarta yönetimi, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası toplumu, faillerin hesap vermesini sağlamak ve Filistin halkını korumak için kararlı adımlar atmaya çağırdı.

israil Knesset’i, Pazartesi akşamı yaptığı oylamada, israil hedeflerine yönelik eylemler gerçekleştirmekle suçlanan Filistinli esirlere idam cezası uygulanmasını öngören yasayı üçüncü ve son okumada kabul etti. Yasa, işgal hükümeti başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da aralarında bulunduğu 62 milletvekilinin oyuyla kabul edilirken, muhalefetteki Yisrael Beitenu Partisi üyelerinin çoğunluğu (liderleri Avigdor Lieberman öncülüğünde) destek verdi. Buna karşılık 48 milletvekili karşı oy kullandı, bir milletvekili çekimser kaldı, bazıları ise oylamaya katılmadı.

Kabul edilen yasada şu ifadeler yer alıyor; “Bir israil vatandaşı veya yerleşimcisine zarar verme amacıyla ve israil Devleti’nin varlığını reddetme saikiyle kasten bir insanın ölümüne neden olan kişi, idam veya müebbet hapis cezasına ya da bu iki cezadan birine çarptırılır.”

Yasada ayrıca, kesinleşen idam hükmünün 90 gün içinde cezaevi idaresi tarafından infaz edileceği belirtiliyor. Başbakanın özel nedenler görmesi halinde infazın ertelenmesi için mahkemeye başvurabileceği, ancak erteleme sürelerinin toplamda 180 günü geçemeyeceği ifade ediliyor. İdam cezasının asılarak infaz edileceği ve infazın, cezaevi genel müdürü tarafından görevlendirilen bir gardiyan tarafından gerçekleştirileceği hükme bağlanıyor.

FİLİSTİNLİLERDEN DİPLOMATİK HAMLE

Filistinli kurum ve bakanlıklar, İsrail Knesset’inin kabul ettiği “esirlerin idamı” yasasına karşı diplomatik bir hamle başlattı. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler ve uluslararası kurumlara gönderilen yazışmalarla söz konusu yasanın kınanması, yasayı benimseyen tarafın boykot edilmesi, bu eşi benzeri görülmemiş yasama tırmanışına karşı caydırıcı adımlar atılması ve sorumluların hesap vermesi talep edildi.

Filistin Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Büyükelçi Ömer Avadallah, yaptığı açıklamada, bakanlığın tüm uluslararası kurumlara esirlerin idamı yasasına karşı somut adımlar atılması çağrısında bulunduğunu belirtti. Avadallah, “Bu yasa, Filistin halkının en temel hakkı olan yaşam hakkına aykırıdır. İsrail bu yasa aracılığıyla Filistinlilerin öldürülmesini yasallaştırmaya ve bunu normalleştirmeye çalışıyor” dedi.

Avadallah’a göre bakanlık, “dünyadaki tüm dışişleri bakanlarına” da hitap ederek, söz konusu yasanın kınanmasını, İsrail Knesset’inin boykot edilmesini ve bu yasaya oy veren herkesin savaş suçlusu olarak değerlendirilerek kara listelere alınmasını talep etti.

Aynı zamanda Filistinli diplomatlar, Avadallah’ın aktardığına göre, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, uluslararası mahkemeler, UNESCO ve diğer uluslararası platformlarda bu yasayı kınamak ve İsrail üzerinde geri adım atması için baskı oluşturmak üzere çalışmalar yürütüyor.

Avadallah şöyle konuştu: “Bugün devletlerden, terörist bakan Itamar Ben Gvir’in Filistinlileri çeşitli yöntemlerle öldürme niyetini açıkladığı günden bu yana talep ettiğimiz şeyleri tekrar talep ediyoruz. Bu suçun bir ‘yasa’ adı altında sunulması kabul edilemez. Çünkü yasa kavramı olumlu bir anlam taşır, ancak İsrail Knesset’inin dün kabul ettiği şey, yasa adı altında işlenen bir suçtur. Taleplerimiz, bu suçları ‘yasa’ adı altında meşrulaştıran yapının (yani Knesset’in) meşru olmadığı gerçeğinden hareket ediyor. Bu nedenle bu yapının boykot edilmesi ve herhangi bir uluslararası parlamentodan veya kurumdan üyeliğinin askıya alınması gerekir. Çünkü Filistin topraklarının ilhakı gibi suç teşkil eden yasaları onaylamıştır.”

Avadallah, Filistin Dışişleri Bakanlığı’nın dünya genelindeki tüm dışişleri bakanlarına ve büyükelçiliklere gönderdiği yazılarda, esirlerin idamına ilişkin karara oy veren herkesin savaş suçlusu olarak değerlendirilmesi çağrısı yaptığını da belirtti.

Öte yandan Filistin Kurtuluş Örgütü Yürütme Komitesi üyesi Ahmed Mecdalani de yaptığı açıklamada, Cenevre Sözleşmeleri’ne taraf yüksek akit devletlerin bu yasayı durdurmak için toplanmaya çağrıldığını ve tüm ülkelere işgalci devlete karşı yaptırım uygulama çağrısı yapıldığını belirtti.

Mecdalani, “Bazı Avrupa ülkeleri bu yasayı kınadı ve biz diğer ülkelerin de benzer bir tutum almasını bekliyoruz” dedi ve ekledi:

Öte yandan esir kurumları (Esirler ve İnsan Hakları için Addameer Kurumu, Filistin Esirler ve Serbest Bırakılanlar İşleri Heyeti ve Filistin Esirler Kulübü), Avrupa Birliği ülkelerine acil bir mektup gönderdiklerini açıkladı.

Mektupta şu ifadeler yer aldı: “Bu yasa açıkça ayrımcıdır; yalnızca Filistinlilere uygulanmaktadır ve adil yargılanma güvencelerinin asgari standartlarını dahi taşımayan İsrail askeri mahkemeleri aracılığıyla uygulanmaktadır.”

Kuruluşlar, Avrupa Birliği’ne şu çağrıyı yaptı: “İşgal devletiyle imzalanan ortaklık ve işbirliği anlaşmasının derhal askıya alınması, yaptırımlar uygulanması ve askeri, diplomatik ve ekonomik işbirliğinin durdurulması dahil olmak üzere acil ve somut adımlar atılmalıdır.”

Ayrıca, sadece kınama açıklamalarının artık yeterli olmadığı vurgulanarak,

SURİYE HALKI FİLİSTİNLİ ESİRLER İÇİN SOKAĞA ÇIKTI

Suriye genelinde şehir ve kasabalar, üst üste ik gece İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli esirlere destek amacıyla protestolara sahne oldu.

Şam, İdlib, Hama, Halep, Dera, Havran ve çevre bölgelerde yaşayanlar, İsrailin Filistinli esirlerin idam edilmesine izin veren son yasasına karşı öfkelerini dile getirdi. Göstericiler, Filistin halkıyla tam dayanışma içinde olduklarını vurguladı ve süregelen saldırılara karşı onların yanında durma sözü verdi.

Protestolar güneyde Dera ve Kuneytra vilayetlerinde, kuzeyde ise İdlib’de birçok kasabaya yayıldı. Dera kenti, Tafas, Sanameyn, İnkhil, Dael, Casim, el-Harak, Namer Saasa, el-Rafid ve Kanaker’de gösteriler düzenlendi.

Yüzlerce kişi, işgal altındaki Filistin topraklarıyla sınır hattına ulaşmak amacıyla sınır bölgesine doğru yürüdü. Öte yandan sınırın diğer tarafında bulunan israil güçleri de göstericilere saldırdı.

israil askerleri, protestoların ardından işgal altındaki Golan Tepeleri yakınındaki Suriye köyleri üzerine aydınlatma fişekleri attı.

Suriye güvenlik güçleri ayrıca Dera ile Kuneytra’yı birbirine bağlayan yolları kapattı. israil güçleriyle cephe hattında doğrudan çatışma yaşanmasını önlemek için bölgede yoğun konuşlanma gerçekleştirdi.

El-Rafid kasabasında protestocular, sınır yakınında bir oturma eylemi düzenleyerek Filistinli esirlere yönelik idam cezasını kınadı.

HÜDA PAR: MÜTEKABİLİYET İŞLESİN, ÇİFTE VATANDAŞLARI YARGILAYALIM

HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, çifte vatandaş olup soykırımcı israilin Gazze'deki soykırımına katılanların yargılanması gerektiğini söyledi.

Dinç, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, israil Parlamentosunun Filistinli esirler hakkında idam cezası uygulanmasına olanak tanıyan yasayı onaylamasına tepki gösterdi.

israilin hiçbir ilke, hukuk ve ahlak tanımadığını ancak "güçten" anladığını belirten Dinç, "israil terörünü kör etmek" için İncirlik ve Kürecik'teki üslerin kapatılmasını istedi.

Soykırımcı çifte vatandaşlara yönelik kanun tekliflerini daha önce Meclis'e sunduklarını anımsatan Dinç, "Bizim ekmeğimizi yiyen, suyumuzu içen, ülkemizde yaşayan, aynı şekilde işgalci israilin de vatandaşı olan ve Filistinli kardeşlerimizi katleden bu soykırımcı çifte vatandaşları yargılayalım." diye konuştu.

Bir an önce tekliflerinin kanunlaşması gerektiğini belirten Dinç, soykırımcıların hak ettiği cezayı almalarının sağlanmasını istedi.Dinç, "Bir tarafta eğer kardeşlerimiz soykırıma uğruyorlarsa Meclis'in en önemli işi bu soykırımcıları yargılamak olmalıdır." dedi.

MESCİD-İ AKSA DA 35 GÜNDÜR KAPALI

Netanyahu hükümeti, işgal altındaki Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'yı 35 gündür kapalı tutuyor.

Ramazan Bayramı'nda 1967'deki işgalden bu yana ilk kez, Aksa'da bayram namazı kılınmasına izin verilmemişti.

Fanatik Yahudi grupların "Hamursuz Bayramı" süresince Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlenmesi ve burada kurban kesilmesi çağrıları yaptığı ve bu kapsamda bayram boyunca Mescid-i Aksa'nın kendilerine açılması yönünde taleplerde bulunduğu ifade ediliyor.

Fanatik Yahudiler, 1-8 Nisan'da kutlanacak Hamursuz Bayramı boyunca "Tapınak Dağı" olarak adlandırdıkları Aksa'da kurban kesilmesine yönelik propagandalarını yapay zeka ile üretilen görüntüleri de kullanarak yoğunlaştırmıştı.

Soykırımcı israilin yeni dönemde Mescid-i Aksa’ya girişleri tamamen kontrol altına almayı planladığı ifade ediliyor. Buna göre girişler akıllı kart ve dijital izin sistemiyle yapılacak. Ayrıca mobil uygulamalar üzerinden kota uygulanacak ve belirlenen sayının üzerindeki Müslümanların girişine izin verilmeyecek. Bu kapsamda Aksa’nın içine kameralar yerleştirildiği bildirildi.

Eski Şehir bölgesine girişler de ciddi şekilde sınırlandırıldı, içeride görev yapan personel sayısının da düşük tutuluyor, yalnızca yaklaşık 25 müftülük görevlisinin girişine izin veriliyor ve onların dahi fotoğraf çekmesi yasaklandı.