Ancak bu beton ormanının çok dışında, Avrupa Yakası’nın batı ucunda yer alan Çatalca, Trakya’nın sert rüzgarlarına ve Karadeniz’in hırçın iklimine açık kapı bırakır. Metropolün bu geniş arazili ve kırsal ilçesi, İstanbul’un geri kalanına inat, mayıs ayında da kazakları çıkartmayan soğuk ve rüzgarlı bir kimliğe sahiptir.
POYRAZIN DURMAK BİLMEYEN UĞULTUSU
• Çatalca’nın coğrafi yapısı, kuzeyden gelen soğuk hava kütlelerinin köylerine doğrudan ulaşmasını sağlar.
• Özellikle geceleri hızlanan poyraz, binaların çatılarına ve elektrik direklerine vurarak uğultu yaratır.
• İstanbul Boğazı’nda ferahlatıcı olan rüzgar, Çatalca’da yüzü kesen ve gözleri yaşartan bir ayaza dönüşür.
• Evlerin yalıtımları bu sürekli rüzgara karşı koymakta zorlanır.
• İçerideki ısının korunması için ekstra çaba gerekir.
AÇIK ARAZİLERDE TARIM YAPMANIN ZORLUĞU
İlçenin uçsuz bucaksız düzlüklerinde yoğun olarak yapılan ayçiçeği ve buğday tarımı, şiddetli rüzgarın olumsuz etkileriyle boğuşuyor. Ekim yapmak için tarlaya giren traktörler, rüzgarın kaldırdığı toz bulutları arasında yön bulmakta zorlanırken, atılan tohumların rüzgarla savrulması tehlikesi işçiliği zorlaştırıyor. Ayrıca toprağın rüzgar etkisiyle hızla nem kaybetmesi, filizlenme aşamasındaki bitkilerin suya olan ihtiyacını artırarak kuraklık stresini tetikliyor. Çiftçi, hem soğukla hem de doğanın bu hırçın gücüyle amansız bir mücadele veriyor.
HAYVANCILIKTA KAPALI SİSTEM ZORUNLULUĞU
İstanbul’un süt ve et ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan Çatalca’daki büyükbaş ve küçükbaş hayvan çiftlikleri de düşük sıcaklıkların kurbanı oluyor. Rüzgarın şiddeti ve meralardaki otların yeterli olgunluğa erişememesi sebebiyle sürüler uzun süre açık havaya çıkarılamıyor. Kapalı alanlarda tutulan hayvanların beslenme maliyetleri artarken, barınakların iç ısısını korumak için işletmeciler ekstra ısıtma sistemlerine başvurmak zorunda kalıyor. Metropolün yanı başındaki bu kırsal yaşam, kış aylarından farksız bir tempoda seyretmeye devam ediyor.