TBMM Başkanı Kurtulmuş, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla TBMM Basın Koridoru'ndaki parlamento muhabirlerini ve Parlamento Muhabirleri Derneğini (PMD) ziyaret etti.
Gazetecilerin gününü kutlayan Kurtulmuş, daha sonra parlamento muhabirleriyle sohbet etti, soruları yanıtladı.
Doğru Medya'nın Ankara Temsilcisi Mehmet Sait Özcan’ın, “ABD'nin son günlerdeki pervasızlığı terörist israilden ilham alır gibi. Gazze'deki soykırım ateşkese rağmen devam ediyor. 70 binden fazla insanın katledildiği, 250'den fazla gazetecinin şehit edildiği bir yerden bahsediyoruz. Maalesef dünya sessiz. Nasıl yorumlarsınız?” sorusu üzerine Kurtulmuş Türkiye’nin ilk günden bu yana Gazze’de yaşananlara karşı her platformda açık bir tutum sergilediğini söyledi.
Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ilgili bakanların, TBMM Başkanı olarak kendisinin; katıldıkları her uluslararası toplantılarda, konu ne olursa olsun mutlaka meseleyi Gazze konusuna getirerek orada işlenen insanlık suçlarına dikkat çektiklerini, israilin gerçekleştirdiği apaçık soykırıma bir insan olarak ve insanlık cephesinin önemli bir üyesi olarak her platformda karşı çıktıklarını ifade etti.
“Gazze'deki soykırım sadece Filistin davası, sadece Filistin halkı için önemli değil, Gazze'deki soykırım; aynı zamanda insanlık için fevkalade önemli bir dönüm noktasıdır.” Diyen Kurtulmuş, Gazze soykırımının dünyada yeni bir dönemi başlattığına dikkati çekti.
Kurtulmuş, uluslararası alanda kuralın esas olmadığı, sadece gücün ve güçlünün sözünün geçerli olduğu ve arkasında siyasi ve askeri güç olanların dilediklerini dilediği gibi yaptığı bir dönemin kapısının sonuna kadar açıldığını ifade ederek, şunları kaydetti:
“Gazze soykırımına sessiz kalanlar en büyük kötülüğü kendilerine yapmışlardır. Yarın bir güç tarafından kendileri de aynı şekilde muhatap olurlarsa artık sığınacakları, kuralların işletilmesini isteyecekleri bir uluslararası sistem kalmamıştır. Üzülerek ifade ediyoruz, başından beri on yıllardır söylediğimiz şey; artık ayan beyan ortada, Birleşmiş Milletler kağıt üzerinde bir yapıdan ibarettir. Dünyanın hiçbir uluslararası kurum ve kuruluşunun artık fiili olarak bir fonksiyonu kalmamıştır. Böyle bir dünya, artık uluslararası hukukun geçerli olduğu bir dünya değil, orman kanununun geçerli olduğu bir dünyadır.
Gazze'deki bu soykırıma taraf olanlar, destekleyenler ya da soykırıma sessiz kalanların en büyük yanlışlığı, dünyada orman kanununun geçerli olduğu bir dönemin açılmasına vesile olmalarıdır. Bu kapı açıldıktan sonra artık bu kapıdan kimlerin nasıl gireceğini bilmiyoruz.”
Venezuela Saldırısı
Kurtulmuş, Mehmet Sait Özcan'ın “Venezuela saldırısı devletlerin egemenlikte eşitliği prensibinin asla göz önünde bulundurulmadığını ortaya koydu” sorusuna ise ABD’nin, orman kanunlarının geçerli olduğu döneme, hemen yeni yılın başıyla birlikte giriş yaptığını belirterek yanıt verdi.
ABD’nin, kendi egemenliği olan, bağımsız bir ülkenin devlet başkanını, hangi gerekçeyle olursa olsun, dünyanın gözü önünde naklen yayınlar yaparak, gece baskınıyla yatağından alarak yargılamaya başladığını anımsattı.
Yeni bir küresel sisteme ihtiyaç olduğunu, “İnsanların yaratılışta eşitliği, devletlerin de egemenlikte eşitliği” prensibinin bu küresel sistemin ana kaidesi olması gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“En son Venezuela saldırısı da devletlerin egemenlikte eşitliği prensibinin asla göz önünde bulundurulmadığını açıkça ortaya koydu. Kabul edilemez ve maalesef yeni bir döneme, yeni bir düzensizliğe doğru iş gidiyor. Sadece düzensizlik olsa, bundan sonraki dönem maalesef yeni bir kaos döneminin de eşiğidir. Üzülerek takip ediyoruz. Türkiye olarak bizim burada mutlaka doğru tarafta, haklı olan tarafta durmamız lazım. Bizim uluslararası meşruiyetten, devletlerin egemen eşitliğinden, halkların kendi özgür iradesiyle kendi siyasi geleceğini belirleme prensibinden ve insanların yaratılışta eşit olduğu prensibinden asla taviz vermeden dünyaya yeni şeyler söyleme döneminde olduğumuzu ifade etmek istiyorum.
Hep bir motto olarak söylenen ‘Dünya 5'ten büyüktür’ün ne kadar önemli bir siyasal feveran olduğu bir kez daha anlaşılmıştır. Beş ülkeden herhangi birisi kendisini ya da kendi koruduğu ülkeyi korursa, onun aleyhine bir karar almak mümkün değil. Böyle bir sistem yürümez. Bundan sonra ise en tehlikeli dönemine girmiştir. Artık kaosun normal düzen haline geldiği bir devre doğru geçiyoruz.”