HÜDA PAR'ın TBMM'ye sunduğu, okullarda karma eğitimin zorunlu olmaktan çıkarılarak isteyen veli ve öğrencilere kız ve erkek okullarının alternatif olarak sunulmasını öngören kanun teklifine bir destek de Eğitim Bir-Sen Diyarbakır Şubesinden geldi.
HÜDA PAR'ın okullarda karma eğitimin zorunlu olmaktan çıkarılarak isteyen veli ve öğrencilere kız ve erkek okullarının alternatif olarak sunulmasını öngören kanun teklifini farklı yönleriyle değerlendiren Memur-Sen Diyarbakır İl Başkanı ve Eğitim Bir-Sen Şube Başkanı Ramazan Tekdemir, söz konusu teklifi eleştirenlere Avrupa ülkelerinden örnekler sundu.
Başta doğu-güneydoğu olmak üzere bazı bölgelerde kız çocuklarının okullaşmama sorununa dikkat çeken Tekdemir, buradaki en büyük engelin karma eğitim modeli olduğunu vurguladı.
"Kanunda esas olan şey karma eğitim değil, eğitimin kendisi olmalıdır"
Anayasa'nın 42'nci maddesinde "Kimse eğitim ve öğretim hakkından mahrum bırakılamaz." ifadesinin yer aldığını, bu ifadenin hem pedagojik çeşitlilik hem de eğitimde fırsat eşitliği anlamında çok önemli bir vizyon açtığını söyleyen Tekdemir "Millî eğitimin genel yapısını ve işleyişini düzenleyen temel çatı kanun olan 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nun 15'inci maddesi, aslında karma eğitime cevaz veren bir ibare ile başlar. Burada 'Kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır.' şeklinde bir ifade yer almaktadır. Bu ifade, karma eğitimin meşruiyetini tayin eden bir ve aynı zamanda sıkıntılı bir ibaredir." dedi.
"Sıkıntılı ifade" tanımını detaylandıran Tekdemir "Çünkü Anayasa'nın 42'nci maddesiyle örtüşmeyen, onun genel çerçevesini daraltan bir işleve sahiptir. Bu yönüyle aslında 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nun 8'inci maddesinde de 15'inci maddeyle çelişen başka bir ifade yer almaktadır. O da kadın erkek herkesin eğitimde fırsat eşitliğine ve eğitimde bazı tercihlere sahip olması gerektiği anlamında bir ifadedir. Dolayısıyla karma eğitim, aslında eğitime talip olacak, eğitim alması gereken kişilerin ve toplumların bu anlamda eğitim almasını engelleyen bir işleve sahip oluyor. Bunun daraltıcı yönünü aslında kaldırmak gerekiyor. Yani orada esas olan şey karma eğitim değil, eğitimin kendisi olmalıdır." ifadelerini kullandı.
"'Eğitim olsun fakat karma eğitim esas alınsın' ifadesi bir dayatmadır"
Tekdemir "Çünkü aynı zamanda 15'inci madde bir yöntem dayatmasında bulunuyor. Yani eğitim olsun fakat karma eğitim esas alınsın gibi bir ifade, bir yöntem dayatmasıdır. Zaten Kemalist çevrelerin de burada bu kanun maddesini sahiplenmek istemelerinin nedeni de budur. Onlar herkes için eğitime rıza göstermezler. Dolayısıyla eğitimin kendi tekellerindeki yöntemle yapılmasını isterler. Burada bu hatalı ibarenin kaldırılmasının önemini biz de destekliyoruz." şeklinde konuştu.
Karma eğitimin akademik başarıya etkilerinden söz eden Tekdemir, şunları söyledi:
"Karma eğitim yapılan yerlerde araştırmalardan elde edilen bulgular, kız çocukları aleyhine sonuçlar üretildiğini göstermektedir. Yani kız çocukları karma eğitim yapılan ortamlarda akademik başarı açısından da kendilerini yetersiz hissetmektedirler. Özellikle ergenlik çağındaki çocuklar, sosyal baskı ve psikolojik gerginlik içerisinde o ortamda eğitimlerine devam etmektedirler. Bu da onlar için çok olumsuz bir durumdur. Keza tek cinsiyetli okullarda, kız çocuklarının özellikle erkek egemen olarak bilinen fen, matematik ve mühendislik gibi alanlarda daha başarılı oldukları ortaya çıkıyor. Yani tek cinsiyetli okullardaki kız çocuklarının akranlarıyla daha iyi bir etkileşim kurdukları, çok daha sosyalleştikleri ve burada psikolojik olarak birtakım şikâyetlerinin azaldığını görmekteyiz. Bunları araştırmalara dayanarak ifade ediyoruz."
"Devletin görevi toplumun ihtiyacına uygun politikalar üretip alternatif eğitim ortamları geliştirmektir"
Tekdemir "Keza erkeklerin de tek cinsiyetli okullarda çok daha rahat okul ortamına uyum sağladıkları ve derse odaklanma yönünde daha başarılı bir seyir izledikleri de yine araştırma sonuçlarına dayanarak elde ettiğimiz bulgular arasındadır. Onun için biz; sadece karma eğitime karşı olduğumuz veya karma eğitim dışında alternatif eğitim arayışımızı tamamen akademik başarı üzerinden temellendirmek, karma eğitim dışındaki eğitim modeline duyulan ihtiyaca meşruiyet kazandırmak adına bir istatistik arayışında olmak zorunda değiliz." diye belirtti.
"Devlet, toplumun ihtiyaçlarını hizmet ürettiği alanlara ve politikalara yansıtmak zorundadır." İfadeleriyle konuşmasını sürdüren Tekdemir "Devlet dediğimiz olgu da budur. Yani toplumda eğer karma eğitim dışında eğitim ihtiyacı varsa, başka alternatiflerle eğitim görmek isteyen bir toplum, bir gençlik ve bir ebeveyn kitlesi varsa devletin görevi bu ihtiyaca uygun karşılıkları ve politikaları üretmek, bunun için uygun alternatif eğitim ortamları geliştirmektir." ifadelerine yer verdi.
"Tek cinsiyetli okullar mümkün değilse tek cinsiyetli sınıfların oluşturulmasını istiyoruz"
Sendika olarak Müslüman hassasiyetiyle hayatını devam ettiren ailelerin ve toplumların çocukları için karma eğitim dışında alternatif eğitim modeli arayışlarını desteklediklerini sözlerine ekleyen Tekdemir, devletin de bunun için geçmişten beri var olan birtakım okullar kurmasını ve bu okullarla bu eğitimi devam ettirmesini istediklerini ifade etti.
Tek cinsiyetli eğitim modelleriyle ilgili Avrupa ülkelerinden örnekler veren Tekdemir "Bugün hem İngiltere'de, İrlanda'da, Amerika Birleşik Devletleri'nde, Japonya'da hem de Avustralya'da karma eğitim dışındaki eğitim modellerine imkân tanınmıştır. Bu tek cinsiyetli okullar dediğimiz karma olmayan okullar sadece dinî ve kültürel nedenlerle tercih edilmemektedir. Bunlar pedagojik avantajları dolayısıyla da tercih edilen okullardır. Bunun için karma eğitimin aslında çok da başarılı olmadığı, 2000'li yıllardan itibaren karma eğitimle ilgili doğru sanılan birtakım yanlışların çok çeşitli araştırmalarla teyit edildiği ve tespit edildiği görülmektedir. Bugün dünyanın birçok yerinde karma eğitim dışındaki tek cinsiyetli okullar açılıyor ve bunların sayısında artış gözlemleniyor." dedi.
Tekdemir "Japonya'da toplam üniversite sayılarının onda birini kadın üniversiteleri oluşturuyor. Keza Avustralya'da lise sayısının üçte birini tek cinsiyetli okul türleri oluşturuyor. Bu açıdan biz, karma eğitime sadece çocukların akademik başarısını etkilediği veya pedagojik avantajları oluşturmadığı için karşı çıkmıyoruz. Müslüman ailelerin ve gençlerin sadece tek cinsiyetli okullarda okumak istemeleri nedeniyle de bu ihtiyaca binaen bu okulların kurulmasını ve oluşturulmasını istiyoruz. Eğer tek cinsiyetli okullar mümkün değilse tek cinsiyetli sınıfların oluşturulmasını istiyoruz. İsteyen karma eğitimde okusun, isteyen tek cinsiyetli okullarda okusun. Bu konuda ne kadar çok alternatif üretilebilirse eğitimde okullaşma oranı o derece artar. Çocukların daha fazla eğitim görme imkânı o derece artar." şeklinde konuştu.
"Karma eğitim dışındaki okul modeli muhafazakâr ailelerin de arzuladığı bir okul türüdür"
Karma eğitim modelinin doğu ve güneydoğu başta olmak üzere bazı bölgelerde kız çocuklarının okullaşmasının önünde büyük bir engel teşkil ettiğine vurgu yapan Tekdemir, yürütülen kirli oyun ve planlara dikkat çekerek şunları söyledi:
"Yıllarca kız çocuklarının okullaşmama nedenleri, kız çocuklarının eğitimden mahrum kalma nedenleri tamamen karma eğitimdi. Özellikle doğu bölgelerinde ve kırsal bölgelerde kız çocuklarının okullaşmama sorununun temelinde karma eğitim yatıyor. Yıllarca çocuklar dinî veya inançlarını temsil eden kıyafetlerinden dolayı okullara alınmadı. Bir taraftan 'Haydi Kızlar Okula' gibi kampanyalar düzenleniyordu, kız çocukları okullara alınsın diye. Öbür taraftan ise çok daha derin, çok daha komplike, çok daha faşist bir kampanya yürütülerek kızların kendi örtüleriyle, inançlarını simgeleyen kıyafetleriyle okullara alınmaması yönünde çalışmalar yapılıyordu."
Tekdemir "Onun için biz bu konuda karma eğitim dışındaki eğitimin toplumun aslında önemli bir kısmının ihtiyacını karşılayan bir teklif olduğunu düşünüyoruz. Karma eğitim dışındaki okul modeli, muhafazakâr, dinî ve kültürel değerlerle daha yakın ilişki içinde olduğunu düşünen ailelerin de ihtiyaç duyduğu, arzuladığı bir okul türüdür. Bu anlamda devletin yapması gereken, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nun 15'inci maddesinde bir değişikliğe gitmektir. 'Karma eğitim değil, eğitim esastır.' ifadesiyle oradaki kanun maddesinin düzenlenmesidir. Yani oradaki 'karma' ifadesi çıkarılırsa burada bir sıkıntı kalmayacaktır ve alternatif eğitim ihtiyacı da karşılanmış olacaktır." dedi.





