Grand Kartal Otel'de henüz belirlenemeyen nedenle çıkan yangını söndürmek için Bolu, Düzce, Kocaeli, Sakarya, Karabük, Zonguldak, Bartın ve Ankara'dan sevk edilen çok sayıda ekip alevlere müdahale etti.
öndürme çalışmalarına itfaiye, sağlık, AFAD, UMKE, jandarma komanda ve orman bölge müdürlüklerine bağlı ekip ve araçlar katıldı.
İtfaiye erlerinin merdivenli sepetli araçlarla ulaştığı 12 katlı oteldeki çalışmalar üst katlarda yoğunlaştı.
Bazı tatilcilerin yangın esnasında kaçmak için çarşafları birbirine bağlayarak camlardan sarkıttığı görüldü.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Grand Kartal Otel'in bulunduğu kayak merkezinde gazetecilere yaptığı açıklamada, çıkış sebebi henüz yetkililer tarafından tespit edilemeyen yangın sonucu bütün kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, itfaiye ve su tankerleri gibi her türlü ekip ve personelle yangının söndürüldüğünü belirtti.
Soğutma çalışmalarının tamamlandığını, arama ve tarama çalışmalarının da az önce nihayete erdirildiğini aktaran Yerlikaya, "Önceki basın açıklamamızda vefat eden canlarımızla ilgili maalesef 66 demiştik. Yüreğimiz yanıyor, acımızı tarif etmek imkansız. Maalesef vefat eden canımız 76. Mekanları cennet olsun. Ailelerine, aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Allah tekrarından aziz milletimizi korusun." dedi.

9 kişi gözaltına alındı
Bolu Cumhuriyet Başsavcısı ile 5 Cumhuriyet savcısının ve Başsavcılığın belirlediği bilirkişi heyetinin yangının sebebi, ihmal, kusurla ilgili çalışmalarını yapmaya devam ettiğini belirten Yerlikaya, şöyle konuştu:
"Olay nedeniyle 9 şahıs gözaltına alınmıştır. Mülkiye başmüfettişlerimiz geldi. Otelin ilk gününden bugüne kadarki tüm süreç çok detaylı şekilde inceleniyor, yapılması gereken, olması gereken yasal prosedürle ilgili ne kusur, ihmal varsa bilin ki bu idari soruşturma sonucunda, bu hakikat ortaya çıkacak ve aziz milletimizle bunu hep birlikte paylaşacağız."
Bakan Ersoy: 2 yangın merdiveni var
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da otelin 2021 ve 2024 yıllarında tür ve sınıflandırma denetimlerinin yapıldığını, bu denetimler sırasında iş yeri açma, çalışma ve yangın yeterlilik ruhsatlarının talep edildiğini anlattı.
"Otelin itfaiye tarafından verilmiş yangın yeterlilik belgesi mevcut." diyen Bakan Ersoy, "Zaten bu yetki de itfaiyede olan bir yetki. Düzenli kontrolleri ve yeterlilikleri de itfaiye tarafından yapılması gerekiyor. Bugüne kadar da tarafımıza bildirilmiş itfaiye tarafından olumsuz bir durum yangın yeterliliğiyle ilgili bulunulmamış. Soruşturma süreci de devam ediyor." bilgisini paylaştı.
Bakan Ersoy, bir gazetecinin "Tesiste yangın merdiveni var mıydı?" sorusuna, "2 yangın merdiveni var." yanıtını verdi.
Bakan Ersoy yangının herkesi derinden üzdüğünü belirterek, "Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve gereken önlemlerin alınması için çalışmalara hızla devam ediyoruz. Başımız sağ olsun." değerlendirmesinde bulundu.
Yangından sağ kurtulan Şentürk: Yangın alarmı olsaydı daha hızlı harekete geçebilirdik
Yangından sağ kurtulan Eylem Şentürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yangını ilk etapta fark etmediğini, çatıdan kar düştüğünü zannettiğini söyledi.
Yangın sesinin giderek şiddetlendiğini ve koridorlardan "yardım edin" seslerinin yükseldiğini anlatan Şentürk, "O zamana kadar herhangi bir duman görmedik, bir koku almadık. Yangın olduğu hiç aklıma gelmedi." dedi.
Şentürk, odanın kapısını açtıklarında koridorun tamamen dumanla kaplandığını gördüğünü ifade ederek, şunları kaydetti:
"Hızlı bir şekilde hazırlanarak aşağıya inmeye çalıştık. Duman nefes almamızı engelleyecek yoğunluktaydı. Kızımla ezbere merdivenlerle dolanarak kapıya koştuk. Eşim, bizden hemen sonra çıkmasına rağmen duman yoğunluğu nedeniyle aşağıya inememiş. Pencereden alttaki sundurmaya atlayıp o kattakilerle birlikte beklemişler. Daha sonra arabanın üzerine atlayarak kurtulmuşlar."
Yangın sırasında binanın durumunun çok kötü olduğunu söyleyen Şentürk, "İnsanlar pencerede kurtulmayı bekledi. Yangın alarmı biz dışarı çıkıncaya kadar hiç çalmadı. Eşim yangın merdivenini bulamadığı için sundurmadan aşağıya atlamak zorunda kaldı. Kurtulduğumuz için çok şanslıyız." ifadelerini kullandı.
Şentürk, yaşanan süreçte ihmaller zincirinin bulunduğuna dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:
"Yangının üst katlarda çıkmadığını söyleyebilirim. Çünkü duman aşağıda yoğundu. Bizim sonradan duyduğumuz yangının restoranda çıktığı yönündeydi. O otele ilk kez gitmiyorum. Yangın merdiveni hiç dikkatimi çekmedi. Yangın alarmı olsaydı daha hızlı harekete geçebilirdik. Göz göre göre bir felaket yaşandı. Yangın alarmının ve yangın merdiveninin olmayışı insanları orada mahsur bıraktı. Bu kadar can kaybının fazla olması, yangın alarmının olmamasıdır. Eğer yangın alarmı olsaydı daha erken harekete geçilebilirdi. Biz çıkıncaya kadar yangın alarmı çalmadı."
"İtfaiye gelmeden üst kısım yanmaya başladı"
Görgü tanığı Barış Salgür, AA muhabirine, yandaki otelde çalıştığını, mesaisi bittikten sonra odasına geldiğini, sesler üzerine dışarı çıktığında herkesin pencereden "imdat" diye bağırdığını gördüğünü söyledi.
Telaşlandıklarını, otelin üst tarafında dumanları gördüğünü aktaran Salgür, "İp, yastık, yorgan getirdik. İtfaiye bekliyorduk, herkes orada bağırıyordu. 2 saat falan sürdü. İtfaiye gelmeden üst kısım yanmaya başladı. Orada 2 kadın vardı. Direkt kendilerini attılar. İtfaiye geldiği zaman bizi geri çektiler, itfaiye müdahale etti. Biz ipi atabildiğimiz kadar ileriye atmaya çalıştık. Orada yaşlı adam vardı, o bağladı. Tutunmaya çalıştı ama eli kaydı düştü, ayağı kırıldı. Ona yardımcı olmaya çalıştık." diye konuştu.

Yardıma gelenlerden İdris Bilgin de sabah saat 06.00 sıralarında bölgeye vardığını, cenazelerin çıkarılmasına yardımcı olduğunu anlattı.
Yandaki otellerden battaniye alarak bölgeye getirdiğini ifade eden Bilgin, "Geldiğimde otel yanıyordu. Ekipler yangını söndürmeye çalışıyordu. Elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalıştık." dedi.
"Yataklarla insanların sert zemine düşmesinin önüne geçmeye çalıştık"
Bölgedeki otellerden birinde konaklayan Ali Atmaca da insanların sesine kalktıklarını, yardım çığlıklarını duyunca aşağıya indiklerini söyledi.
İnsanların yangının dehşetiyle camlardan atladığını aktaran Atmaca, yardımcı olmak için yatak getirerek yere koyduklarını kaydetti.
Atmaca, böylece insanların sert zemine düşmesinin önüne geçmeye çalıştıklarını dile getirerek, "Çabamız ne kadar faydalı oldu, onu bilemiyorum. Gözümüzün önünde insanlar can verdi, bu durum psikolojimizi bozdu. Sonra itfaiye geldi ama otelin yüksek olması itfaiyenin çalışmasını zorlaştırdı. Biz de yardımcı olmak için battaniye, yatak getirdik. İnsanlar çocuklarıyla pencereden atlamayı düşünüyordu. 'Battaniye falan getirin.' diyordu, Allah'tan o ara itfaiye geldi de çocuğu kurtardı. Kurtarma çalışmaları hızlı olsa da alan geniş olduğu için çoğu insan gözümüzün önünde can verdi." ifadelerini kullandı.
"Otoparktan çıkmaya çalıştık"
Otelde çalışan Kadir Kocadurmuş ise AA muhabirine, yangın olduğunda uyuduğunu, ustalarının gelip "yangın var" dediğini ve kapılara vurarak kendilerini uyandırdığını söyledi.
Daha sonra hemen yataktan kalkıp sadece telefonunu yanına aldığını anlatan Kocadurmuş, "Dışarı çıktım, her yer dumandı. Bizim katta herhalde 15-20 kişi vardı, hepimiz çıktık. Dumandan etkilendik biraz." dedi.
Kocadurmuş, "Çalışanlar misafirleri kurtarmaya çalıştı mı?" sorusuna, "Evet çalıştı. Ustalar olsun, arkadaşlar olsun, hep kapılara vurduk. Uyuyanları uyandırdık, dışarı çıktılar." yanıtını verdi.
Yangın sırasında elektriklerin gittiğini ve asansörün kullanılamadığını aktaran Kocadurmuş, otelin yüzde 90'ının dolu olduğunu söyledi.
Muzaffer Çiğ de yaşadığı olayı, "Ben uyuyordum, arkadaşlar bağırdı. Yangın merdiveni olmayınca biz de merdivenlerden koşarak gittik. Ortalık dumandı. Duman olduğu için odaları boşaltmak zorunda kaldık. Dışarı çıktıktan sonra uzaklaştım, yoğun bir duman vardı. Yangını mutfaktan aşçı tespit etmiş sanırım. Biz de gözümüzü açtığımızda her taraf yanıyordu." sözleriyle anlattı.
İsmini vermek istemeyen bir otel çalışanı ise saat 03.00 civarında mutfakta görevli arkadaşının odalara gelip kapılara vurduğunu, "yangın var" diye bağırmaya başladığını ifade ederek, şunları kaydetti:
"Biz de 3. katta otoparktan çıkmaya çalıştık. İlk etapta kapı kapalıydı, sonra kapı açıldı dışarı çıktık. Ondan sonrası çok hızlı bir şekilde yayıldı. İtfaiyeler gelinceye kadar etrafı sarmıştı. Yangın biraz geç fark edilmiş, geç fark edilince zaten önlem alınmadı. Vefat eden arkadaşlarımız da var."
"Duman kokusuna uyandık"
Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'nde Grand Kartal Otel'de çıkan yangından kurtulan iki kişi ile bir görgü tanığı yaşadıklarını anlattı.
Yangından kurtulan Atakan Yelkovan, AA muhabirine, otelin 3. katında konakladıklarını ve yangın sırasında eşinin uyandığını söyledi.
Yangında otelde herhangi bir alarm çalmadığını belirten Yelkovan, "Duman kokusuna uyandık, beni de uyandırdı. Panikle kalktım. Emin bile değildik yangın olduğuna, gelir geçer bir şey sandık çünkü dumanı görüyoruz ama alarm yok. Ortak lobiye doğru koştuk. Yukarı çıkalım dedik, yangının kaynağını da bilmiyoruz. Alevleri ve dumanları görünce aşağı indik. Aşağıda kayak odası var, oradan canımızı zor kurtardık. Biz 3. katta kalıyorduk, alevler 4. kattaymış, üzerimize doğru geliyordu. Bir yandan arkadaşlarımızı ararken bir yandan dışarıya çıkmaya çalıştık." diye konuştu.
Yelkovan, insanların yardım çığlıkları attığını anlatarak, "Atlayanlar oldu, kötüydü, bilmiyorum. Zor bir geceydi. Buraya eşim ve çocukları olan arkadaşlarla geldik. Biri atladı." dedi.
Yangından kurtulan ve ismini vermeyen bir kadın, "Çığlıklara uyandık, ne olduğunu bilmiyoruz. 'Yangın var, tahliye ediyoruz oteli.' dediler. Bağrışmaya çıktık, biz 2. kattaydık. Benim gördüğüm yangın 4 ve üzerindeki kattaydı. Zaten hava rüzgarlıydı ve çok kötüydü." şeklinde konuştu.
Çevredeki diğer otellerden birinde çalışan Barış Özcan, yangını duymalarıyla uyandıklarını ancak ellerinden bir şey gelmediğini dile getirdi.
Gecenin bir yarısında insanların uykularında hayatlarını kaybettiklerini anlatan Özcan, "En çok etkileyen de birbirine bağlanmış çarşaflar var. İnsanlar can havliyle dışarıya çıkmaya çalışmışlar. Yani bilanço gerçekten çok ağır. Keşke elimizden bir şey gelse ama gelmiyor. Biz de karşı otelin çalışanlarıyız. Yardım için buraya geldik, bir kova su bile dökebilsek içimizi rahatlatacaktı." ifadelerini kullandı.
Misafirleri kurtarmaya çalışan personel yaşadıklarını anlattı
Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de çıkan yangında konukları kurtarmak için çabalayan otel görevlileri yaşadıklarını anlattı.
Otel görevlisi Halil Gümüş, gece uyandıktan sonra çalışma arkadaşlarıyla oteldeki yangına ilk müdahaleyi kendilerinin yaptığını söyledi.
Gümüş, "Çığlık sesleriyle uyandım. Aslında o sesler hala kulağımda çınlıyor. İnsanların 'Kurtarın beni' demekten başka hiçbir çaresi yoktu." dedi.
Buldukları merdivenlerle konukları tahliye etmeye başladıklarını dile getiren Gümüş, "Üst katlardan tahliyeyi yapamadık çünkü bu bizim için çok zordu. Yorgan açmaya başladık. Atlamak isteyenler oldu, kendi imkanlarımızla atlamayı önlemeyi denedik. Çünkü 3 yaşındaki çocuk sallandırılıyordu, dumana maruz kaldı. İki ekibe bölünerek kendi imkanlarımızla müdahaleye başladık. Yaklaşık 25 kişi kurtardık." ifadelerini kullandı.
"Yangın alarmı olsa bu kadar insan vefat etmezdi"
İtfaiye gelene kadar arkadaşlarıyla konukları kurtarmaya çalıştıklarını anlatan otel personeli Kemal Gümüş ise o anlara ilişkin, "Birçok kişi kurtulmak için atladı. Bir hemşire arkadaşımız vardı, rahmetli oldu. Allah rahmet eylesin. Yangından korkup kendini aşağı attı." diye konuştu.
Yangının çok geç fark edildiğini söyleyen Gümüş, "Ahşap bir bina. Yangın alarmı olsa bu kadar insan vefat etmezdi. Yani var ama çalışmıyor. Hani insanların çoğu zaten dumandan öldü. Dumandan ölmeyenler aşağı atladı. Korkudan aşağı atladılar zaten." açıklamasında bulundu.
"Maskeyi ıslatıp içeri girdim"
Otelde temizlik görevlisi olarak çalışan Neçirvan Öner de otelin giriş kapısını göstererek, şunları kaydetti:
"Yüzüme bir maske aldım, maskeyi ıslatıp içeri girdim. Çocuk sesleri geliyordu. Yanıma 2 çocuk aldım. Çocukların ailesine de arkamdan ışık tutarak, 'Beni takip edin' dedim. 2,5-3 dakika ben o dumanın içinde kaldım. Dışarı çıktığımda aileyi direkt ambulans görevlilerine teslim ettim. Sonra içeri tekrar gidip bakacaktım. Çünkü daha sesler geliyordu ilk kattan. Sonra benim başım dönmeye başladı. Fenalaştım, dışarı çıktım. Yan binaya geçtim. Biraz soluklanayım dedim. Dumandan zehirlenmişim. Arkadaşım gelmese, beni öyle fark etmese belki ben şu an burada yaşıyor olmayacaktım. Beni sırtına aldı, ambulansa taşıdı."
Otel içerisinde insanların dumandan yollarını bulamadıklarını, otelin arka yüzüne konumundan dolayı müdahale edilemediğini ve otelde yangına karşı alınan önlemlerin yetersiz olduğunu anlatan Öner, "Düzgün bir yangın merdiveni yok, katlarda yangın tüpleri yok, yangın alarmları çalışmıyor." dedi.
Öner, otelin en üst katında kalan bir misafirin kurtulma sürecine ilişkin yaşananları şu sözlerle dile getirdi:
"İtfaiyenin geldiğini söyledim, çarşafları ıslatıp kapının kenarlarına ve altına koymasını istedim. Hiçbir şekilde boşluk olmaması gerektiğini anlattım, adam dediğimi yaptı. Bugün hastanede bana, 'Ben yaşıyorsam bu canı sana borçluyum. Hiçbir önlem yoktu, benim çocuklarım olmasaydı ben de kendimi aşağı atacaktım' dedi. İtfaiye tarafından sepetle alındılar."





