manşetler

İŞGALCİNİN İDAM YASASINA KARŞI İSTANBUL’DA SUÇ DUYURUSU

Soykırımcı israil hapishanelerinde Filistinli esirlere yönelik işkence ve idam yasasına karşı Türkiye’de hukuki süreç başlatılıyor. Filistinli esirleri ve ailelerini temsil eden avukatlar, ağır insan hakları ihlallerine karşı İstanbul’da suç duyurusunda bulunacak.

Abone Ol

Soykırımcı israil cezaevlerinde tutulan Filistinli esirlere yönelik işkence ve kötü muamelenin ardından idam yasasının gelmesi gündemdeki yerini korurken, bu ihlallere karşı Türkiye’de hukuki bir adım atılıyor. Bazı avukatlar yaşanan hak ihlallerine dikkat çekmek ve sorumlular hakkında işlem başlatılması amacıyla İstanbul’da suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

Yapılan duyuruda, israil cezaevlerinde Filistinli esirlere sistematik işkence uygulandığı, esir takasıyla serbest kalan kişilerin vücutlarında bu ihlallerin izlerinin açıkça görüldüğü ifade edildi. Ayrıca, cezaevlerinde çok sayıda Filistinlinin şehit olduğu, israilin son olarak Filistinli esirler için idam yasası çıkardığına dikkat çekildi.

Avukatlar, temsil ettikleri 25 Filistinli esir ve yakınları adına, başta soykırım ve insanlığa karşı suçlar olmak üzere tüm hukuksuzluklarla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunacaklarını bildirdi. Açıklamada, savunma hakkından mahrum bırakılan, keyfi şekilde tutuklanan, işkenceye maruz kalan ve tedaviye erişimi engellenen mağdurlar için hukuki sürecin başlatılacağı vurgulandı.

Bu kapsamda, İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde bir basın açıklaması yapılacağı ve kamuoyunun desteğinin beklendiği ifade edildi.

Suç duyurusuna yönelik basın açıklamasının 8 Nisan Çarşamba günü saat 11.00’de, İstanbul Adalet Sarayı (Çağlayan Adliyesi) önünde gerçekleştirileceği duyuruldu.

İsraile YAPTIRIM ÇAĞRISI

Söz konusu yasaya dünya çapında da tepkiler büyüyor. Çok sayıda insan hakları örgütü, Avrupa Birliği'ne (AB) çağrıda bulunarak soykırımcı israil ile ortaklık anlaşmasının askıya alınmasını talep etti.

Aralarında İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Uluslararası Af Örgütü, Caritas Europa, Oxfam ve Pax Christi International'ın da yer aldığı 26 insan hakları ve insani yardım örgütü, son idam yasası kararıyla bir kırmızı çizginin daha aşıldığını belirterek, 2000 yılında imzalanan AB-israil Ortaklık Anlaşmasındaki ticaret bölümünün askıya alınması çağrısı yaptı.

Çağrıya imza atan kurumlar Perşembe günü yaptıkları açıklamada, idam cezasının fiilen yalnızca Filistinlileri etkileyeceğini vurguladı. Açıklamada ayrıca AB'ye, idam cezasına karşı tavizsiz tutumu da hatırlatıldı.

Açıklamada yasanın kabulü, "Filistinlilere yönelik ayrımcı politika ve uygulamalar şemasının bir parçası" olarak nitelendirildi.

israilin idam cezası kararından önce de AB'nin kırmızı çizgilerini aştığı vurgulanan açıklamada, Batı Şeria'nın belirli bölgelerindeki Yahudi yerleşim inşaatı, din özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar, gazetecilere yönelik saldırılar ve Doğu Kudüs'teki zorunlu tahliyeler gibi vakalar, buna örnek gösterildi.

KASSAM’DAN HİZBULLAH’A FİLİSTİNLİ ESİRLERE KARŞILIK israil ASKERLERİNİ ESİR ALIN ÇAĞRISI

Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, Filistinli esirlere yönelik idam yasasına yanıt olarak Lübnan'daki Hizbullah'a israil askerlerini esir alma çağrısında bulundu.

Açıklamada, Hizbullah'ın düzenlediği "başarı operasyonu" hatırlatılarak şunlar kaydedildi:

"Özellikle, esirlerin idamı yasasının onaylanmasının ardından Filistinli ve Arap esirleri işgal zindanlarından kurtarmak için Siyonist askerlerin esir alınması çabalarını yoğunlaştırmaya çağırıyoruz."

Açıklamada, esirleri kurtarmak için en kısa yolun israil güçlerine karşı "direniş" olduğu vurgulanarak, "Gazze bu uğurda çok şey feda etti." ifadeleri kullanıldı.

İsrail HAPİSHANELERİ FİLİSTİNLİ ÇOCUKLARLA DOLU

Filistinli esirlere idam cezası tartışmaları gündemdeyken, işgal hapishanelerinin çocuk esirlerle dolu olduğu gerçeği de uluslararası kamuoyunun vicdanını sarsıyor.

Esir İşleri Komisyonu, Filistin Esirler Cemiyeti ve Addameer Vakfı, yayımladıkları ortak açıklamada, israil hapishanelerinde tutulan tüm çocukların derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını talep etti.

İnsan hakları kaynakları, çocuk esirlerin en temel insani ihtiyaçlardan dahi yoksun bırakıldıkları ağır ihlallere ve sert gözaltı koşullarına maruz kaldığını teyit etti. Bu uygulamaların, Çocuk Haklarına Dair Uluslararası Sözleşme’nin açık bir ihlali olduğu vurgulandı. Açıklamada, çocukların tutulmaya devam edilmesinin insanlığa karşı suç teşkil ettiği belirtilerek, işgal yetkililerinin bu ihlallerden sorumlu tutulması için acil uluslararası müdahale çağrısı yapıldı.

Resmi istatistiklere göre, 7 Ekim 2023’te başlayan soykırım savaşı sürecinden bu yana işgal güçleri Batı Şeria vilayetlerinde 1.700’den fazla çocuğu gözaltına aldı. Halen yaklaşık 350 çocuk, sağlık ve eğitim imkanlarından yoksun, son derece ağır psikolojik ve fiziksel koşullar altında tutulmaya devam ediyor.

İnsan hakları raporu, gözaltı anlarını bilinçli bir “ilk şok” olarak tanımlarken, bu sürecin çoğunlukla gece yarısı yapılan baskınlarla başladığını aktardı. Askerlerin bağırışları ve ailelerin sindirilmesi eşliğinde evleri basılan çocukların elleri bağlanıp gözleri kapatılarak götürüldüğü, bunun da çocukların gelişimi ve gelecekteki davranışları üzerinde derin ve kalıcı psikolojik etkiler bıraktığı ifade edildi.

Kuruluşlar ayrıca, “idari tutukluluk” kapsamında tutulan çocuk sayısının esirler hareketi tarihinde eşi görülmemiş seviyelere ulaştığını açıkladı. 2025 yılı sonu itibarıyla bu sayının 180’e yükseldiği belirtildi. Bu çocuklar, herhangi bir resmi suçlama veya adil yargılama olmaksızın, savunmanın erişimine kapalı “gizli dosyalar” temelinde hapiste tutuluyor.

Hedef almanın yalnızca tutuklamalarla sınırlı kalmadığı, Gazze Şeridi’nde kapsamlı bir imha savaşına dönüştüğü ifade edildi. Güncellenmiş verilere göre saldırıların başlangıcından bu yana yaklaşık 21.283 çocuk şehit oldu. Çocuklar ve kadınlar toplam savaş kurbanlarının %60’ından fazlasını oluşturuyor; bu durum işgalin en savunmasız kesimleri bilinçli şekilde hedef aldığını ortaya koyuyor.

Yaralılar açısından ise 44.000’den fazla çocuğun çeşitli şekillerde yaralandığı, bunların 10.500’ünün kalıcı engellerle yaşamaya mahkum kaldığı bildirildi. Ayrıca 1.000 çocuğun uzuv kaybı yaşadığı kaydedildi. Trajediyi derinleştiren diğer unsurlar arasında, sistematik açlık politikaları sonucu hayatını kaybeden 157 çocuk ile yerinden edilmişlerin çadırlarında soğuktan şehit olan 25 çocuk bulunuyor.

Eğitim alanında ise saldırılar, Gazze’deki eğitim altyapısının %90’ının yok edilmesine yol açtı. Bu durum, yaklaşık 700.000 öğrencinin eğitim hakkından mahrum kalmasına neden oldu. Aynı zamanda bölgede bir milyon çocuğun, savaşın yol açtığı travma, depresyon ve kaygı belirtileriyle baş edebilmesi için yoğun psikolojik ve sosyal desteğe ihtiyaç duyduğu belirtildi.

Batı Şeria’da ise son iki yılda işgal güçlerinin açtığı ateş sonucu 237 çocuk şehit edildi. Bu süreçte yıkımlar, zorla yerinden etme ve yasa dışı yerleşim faaliyetlerinde de ciddi artış yaşandı. Filistin toplumunun yaklaşık %43’ünü çocukların oluşturduğu göz önüne alındığında, bu saldırıların doğrudan Filistin halkının demografik geleceğini hedef aldığı vurgulandı.

Açıklamanın sonunda insan hakları kuruluşları, uluslararası toplumun bu suçlar karşısındaki sessizliğinin işgale adeta “yeşil ışık” yaktığını belirtti. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kurumlara, Filistinli çocukların korunması ve israilin savaş bölgelerinde çocukları koruyan uluslararası hukuka uymaya zorlanması için gerçek ve etkili baskı uygulanması çağrısı yapıldı.

İşgal hapishanelerinde Filistinli çocukların tutulması, uluslararası hukuka göre savaş suçu ve insanlığa karşı suç niteliği taşıyan açık bir ihlal olarak değerlendiriliyor.