Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, yaptığı açıklamada, Ukrayna güçlerinin Hazar Denizi'nde bir Rus savaş gemisini ve İran'la bağlantılı askeri sevkiyatlarda kullanılan gemileri hedef aldığını söyledi.

Zelenskiy, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Hazar Denizi'nde düzenlediğimiz uzun menzilli saldırılarla da son derece önemli sonuçlar elde ettik. Bunlar arasında İran'la bağlantılı askeri sevkiyatlarda kullanılan gemilerin hedef alınması da yer alıyor." ifadelerini kullandı. Ancak konuya ilişkin başka ayrıntı vermedi.

Reuters'a konuşan konuya yakın dört kaynak ise çarşamba günü, İran'ın Körfez'deki CIA tesislerine yönelik insansız hava aracı saldırılarının ardından güvenlik analistlerinin, Rusya'nın İran'a hedef bilgileri veya gelişmiş İHA teknolojisi sağlayıp sağlamadığını araştırmaya başladığını söyledi.

Zelenskiy, X platformundaki başka bir paylaşımında ise Ukrayna'nın, Rusya'nın Orta Doğu'da uydu görüntüleri aracılığıyla İran'a bilgi aktardığını tespit ettiğini öne sürdü.

"Temmuz ayının başından bu yana Körfez ülkeleri ile buradaki ABD askeri tesislerine yönelik yoğun Rus uydu gözlemi kaydettik. Bu görüntüler daha sonra İran'ın eline geçiyor." diyen Zelenskiy, şöyle devam etti:

"Aynı zamanda Rus uydularının çektiği görüntüler ile İran'ın saldırıları arasında açık bir bağlantı bulunuyor. Bu görüntüler saldırılardan önce, hazırlık sürecinde ve saldırı sonrasında hasar tespiti amacıyla kullanılıyor."

İRAN: UKRAYNA SAVAŞI GENİŞLETMEYE ÇALIŞIYOR

Bu arada İran Dışişleri Bakanlığı, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, Ukrayna'nın Hazar Denizi'nde İran'a ait bir ticaret gemisini hedef aldığını, saldırıda geminin patladığını, bir denizcinin hayatını kaybettiğini ve bir kişinin yaralandığını bildirdi.

Bakanlık, saldırının Birleşmiş Milletler Şartı'nın 2. maddesinin 4. fıkrasını ihlal ettiğini belirterek, "Bu saldırı savaşı körükleyen ve çatışmanın kapsamını genişleten saldırgan bir eylemdir." ifadelerini kullandı.

Açıklamada, Zelenskiy'nin İran ticaret gemisine yönelik saldırıyı açıkça kabul ettiği belirtilerek, bunun "Ukrayna yönetiminin İran'a yönelik mantıksız ve düşmanca yaklaşımını sürdürdüğünün kanıtı" olduğu ifade edildi.

İran Dışişleri Bakanlığı ayrıca, Tahran'ın hiçbir zaman Rusya-Ukrayna savaşına müdahil olmadığını belirterek, BM Güvenlik Konseyi'ni, Avrupa ülkelerini ve BM üyesi devletleri, "Ukrayna yönetiminin yalnızca uluslararası hukuku ihlal etmekle kalmayıp aynı zamanda savaşın kapsamını tehlikeli biçimde genişletmeye çalıştığı gerçeğine" dikkat etmeye çağırdı.

Bakanlık, Doğu Avrupa ve çevresinde barış ve güvenliği önemseyen tüm taraflardan bu "tehlikeli eylem" karşısında sorumlu davranmalarını ve Ukrayna makamlarının "suç teşkil eden ve provokatif" olarak nitelendirilen bu saldırı nedeniyle hesap vermesini istedi.

İran, meşru müdafaa hakkı çerçevesinde ulusal güvenliğini ve çıkarlarını savunmaktan çekinmeyeceğini vurgulayarak, Ukrayna Devlet Başkanı'nın "maceracı politikalarının" sonuçlarından Kiev yönetimi ile onu destekleyenlerin sorumlu olacağını ifade etti.

TRUMP ÇİN VE RUSYA’YA GÖNDERME YAPMIŞTI

Sahadaki ve diplomatik alandaki bu gerilim sürerken, ABD Başkanı Donald Trump cuma günü Rusya ve Çin'i İran'la yaşanan çatışmaya müdahil olmamaları konusunda adeta tehdit etmişti.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Çin ve Rusya'nın şu an için İran'la yaşanan çatışmaya katılmadıklarını düşündüğünü belirtti.

"Başkan Şi Cinping bana Pekin'deki son görüşmemizde hiçbir koşulda İran İslam Cumhuriyeti'ne silah vermeyeceklerini veya satmayacaklarını söyledi. Buna Çinli şirketler de dahil." diyen Trump, "Aramızdaki ilişki nedeniyle ona inanıyorum. Ben de kendisine çok büyük iyiliklerde bulunuyorum." ifadelerini kullandı.

Trump ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de, Ukrayna'daki "korkunç savaşa" rağmen İran'a silah satmayacağını söylediğini aktardı.

"Putin biliyor ki ben Ukrayna'ya değil, NATO ülkelerine silah satıyorum. Bu ülkeler bedelini tamamen ödüyor. Bu silahların daha sonra nasıl dağıtıldığını ise bilmiyorum." diyen Trump, Rusya ve Çin'in çatışmaya dahil olmalarının "kendileri açısından son derece kötü sonuçlar doğuracağını ve bunun çıkarlarına olmayacağını" savundu.

Rusya ve Çin uzun süredir İran'la istihbarat paylaşımı yapmak ve Tahran'a bölgedeki ABD hedeflerine yönelik saldırılarda kullanılabilecek bilgiler sağlamakla suçlanıyor.

Mart ayında Washington Post gazetesi, Rusya'nın İran'a bölgedeki ABD askeri unsurlarını hedef almasına yardımcı olacak istihbarat sağladığını öne sürmüştü. Gazetenin üç istihbarat yetkilisine dayandırdığı haberinde, Moskova'nın 28 Şubat'ta başlayan savaşın ardından İran'a ABD savaş gemileri ve askeri uçakları da dahil olmak üzere bölgedeki Amerikan askeri varlıklarının konum bilgilerini aktardığı iddia edilmişti.

ZELENSKİY ABD’NİN BU SAVAŞTAKİ ASKERİ OLMAYA MI KARAR VERDİ?

Ukrayna'nın Hazar Denizi'nde İran'la bağlantılı askeri sevkiyat yapan gemileri hedef aldığını açıklaması, saldırının yalnızca Rusya'ya değil, Moskova-Tahran arasındaki askeri tedarik hattına yönelik stratejik bir mesaj olarak yorumlandı. Uzmanlara göre Kiev, İran'ın ABD hedeflerine yönelik saldırılarda Rus desteği aldığı iddialarının gündemde olduğu bir dönemde bu hamleyle hem Rusya-İran iş birliğini sekteye uğratmayı hem de Washington'a ortak tehdit algısını hatırlatmayı amaçlıyor olabilir.

ABD, Rusya'nın Şubat 2022'de Ukrayna'ya yönelik geniş çaplı saldırısını başlatmasının ardından Kiev'in en büyük askeri destekçilerinden biri oldu. Ancak 2025'te Donald Trump'ın yeniden başkanlık görevine gelmesiyle Washington'ın Ukrayna politikasında önemli bir değişim başladı.

Joe Biden yönetimi döneminde Ukrayna'ya düzenli olarak silah, mühimmat ve hava savunma sistemi sağlayan ABD, Trump döneminde desteği barış görüşmeleri, Amerikan stoklarının korunması ve Avrupalı müttefiklerin daha fazla mali sorumluluk üstlenmesi şartlarına bağladı.

ABD, savaşın ilk yıllarında Ukrayna'ya Patriot hava savunma sistemleri, HIMARS çok namlulu roketatarları, ATACMS füzeleri, topçu mühimmatı, tanksavar sistemleri ve zırhlı araçlar sağladı.

Pentagon verilerine göre Washington'ın Şubat 2022'den Eylül 2024'e kadar Ukrayna'ya taahhüt ettiği güvenlik yardımının değeri yaklaşık 56,3 milyar dolara ulaştı. Biden yönetimi, görev süresinin son günlerine kadar yeni askeri yardım paketleri açıklamayı sürdürdü.

Trump ise henüz başkanlık görevini devralmadan önce, Biden'ın Ukrayna'ya Amerikan uzun menzilli silahlarıyla Rusya içindeki hedefleri vurma izni vermesini eleştirdi. Aralık 2024'te bu kararı “aptalca” olarak nitelendiren Trump, göreve geldiğinde politikayı değiştirebileceğinin işaretini verdi.

ABD-Ukrayna ilişkilerindeki en ciddi kırılmalardan biri Mart 2025'te yaşandı. Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasında Beyaz Saray'da gerçekleşen gergin görüşmenin ardından Washington, Ukrayna'ya sağlanan tüm askeri yardımları geçici olarak durdurdu.

Karar yalnızca hazırlanmakta olan yeni paketleri değil, uçaklar ve gemilerle sevk edilen veya Polonya'daki lojistik merkezlerinde bekleyen silahları da kapsadı. Beyaz Saray, kararın kalıcı bir kesinti olmadığını, Ukrayna'nın barış görüşmelerine iyi niyetle yaklaştığından emin olunana kadar yardımın gözden geçirileceğini açıkladı.

Silah sevkiyatlarının yanı sıra ABD'nin Ukrayna ile yürüttüğü istihbarat paylaşımı da tamamen veya kısmen durduruldu. Bu durum, Ukrayna'nın Rus füze ve insansız hava aracı saldırılarını önceden tespit etme kapasitesine ilişkin ciddi endişelere neden oldu.

Yaklaşık bir hafta süren kesintinin ardından Kiev'in ABD'nin sunduğu 30 günlük ateşkes önerisini kabul etmesi üzerine Washington, 11 Mart 2025'te askeri yardım ve istihbarat paylaşımını yeniden başlattı. Silah sevkiyatları ertesi gün Ukrayna'ya ulaşmaya başladı.

ABD, Temmuz 2025'te Ukrayna'ya yönelik bazı kritik silah sevkiyatlarını ikinci kez durdurdu. Bu kez kararın gerekçesi siyasi görüş ayrılığı değil, Amerikan ordusunun mühimmat stoklarının tehlikeli seviyelere düşmesi olarak açıklandı.

Pentagon, Ukrayna ve diğer ülkelere verilen askeri desteğin ABD'nin kendi savunma kapasitesini zayıflatmamasını sağlamak amacıyla kapsamlı bir stok ve kabiliyet incelemesi başlatıldığını doğruladı.

Durdurulan sevkiyatlar arasında yaklaşık 30 Patriot önleme füzesi, 8 bin 500 adet 155 milimetrelik top mermisi, 250'den fazla GMLRS güdümlü roketi ve 142 Hellfire füzesinin bulunduğu bildirildi.

Ukraynalı yetkililer, Rusya'nın hava saldırılarını artırdığı bir dönemde özellikle Patriot sevkiyatının durdurulmasının ülkenin savunmasını zayıflatacağını belirtti. Almanya ise ABD'den Patriot sistemleri satın alarak Ukrayna'ya ulaştırılması için görüşmelere başladı.

Associated Press'e konuşan kaynaklar, sevkiyatları durdurma kararının Pentagon içinde alındığını ve Trump'ın süreç hakkında yeterince bilgilendirilmediğini aktardı. Trump daha sonra Ukrayna'nın kendisini savunabilmesi gerektiğini söyleyerek öncelikle savunma amaçlı silahların yeniden gönderilmesini istedi.

Temmuz 2025'te sevkiyatların yeniden başlamasına rağmen Trump yönetimi, önceki dönemdeki karşılıksız yardım modelinden uzaklaştı.

Trump, ABD'nin silahları NATO ve Avrupa ülkelerine satacağını, bu ülkelerin de sistemleri Ukrayna'ya göndereceğini açıkladı. Böylece Amerikan savunma şirketleri ve stokları kullanılmaya devam ederken mali yükün önemli bölümü Avrupa ülkelerine aktarıldı.

Bu sistem kapsamında Avrupa ülkelerinin ellerindeki Patriot sistemlerini Ukrayna'ya vermesi, ABD'nin ise aynı ülkelere yeni sistemler satması planlandı. Almanya ve bazı Kuzey Avrupa ülkeleri, Ukrayna için yüz milyonlarca dolarlık Amerikan silahı satın alma taahhüdünde bulundu.

2026 yılına gelindiğinde Washington, Ukrayna'ya silah desteğini tamamen kesmedi ancak doğrudan Amerikan stoklarından sınırsız sevkiyat yapma konusunda daha ihtiyatlı bir politika izledi.

ABD yönetimi, silahların NATO müttefikleri tarafından satın alınarak Ukrayna'ya gönderildiği modelin devam edeceğini açıkladı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Temmuz 2026'da Washington'ın Ukrayna'ya askeri desteğinin NATO ülkeleri üzerinden sürdüğünü belirtti.

Trump, 8 Temmuz 2026'da Ankara'daki NATO Zirvesi'nde Ukrayna'ya Patriot önleme füzelerini kendi topraklarında üretmesi için lisans verileceğini açıkladı. Bu adım Ukrayna açısından önemli görülse de uzmanlar üretimin başlamasının en az bir yıl sürebileceğini ve Kiev'in kısa vadeli hava savunma ihtiyacını karşılamayacağını belirtti.

Ukrayna yönetimi daha sonra Patriot üreticisi Raytheon ile önleme füzelerinin ortak üretimi konusunda görüşmeler yürütüldüğünü açıkladı.

İRAN SAVAŞI UKRAYNA’YI DA ETKİLEDİ

Ukrayna ile İran arasındaki ilişkiler, Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı işgal etmesinin ardından hızla bozuldu. Kiev yönetimi, İran'ı Rusya'ya binlerce Şahed (Shahed) kamikaze İHA'sı sağlamakla suçladı.

Rusya'nın Ukrayna şehirlerine yönelik yoğun hava saldırılarında kullanılan bu İHA'lar, savaşın seyrini değiştiren unsurlardan biri haline geldi. Zelenskiy yönetimi, İran'ın bu desteğini "Rus saldırılarının ortağı olmak" şeklinde değerlendirdi.

Savaş ilerledikçe askeri iş birliğinin tek taraflı olmadığı ortaya çıktı.

Rusya, İran'a gelişmiş uydu verileri, İHA teknolojisi ve bazı askeri sistemlerde teknik destek sağlamaya başladı. ABD Kongresi'nde sunulan uzman değerlendirmelerinde de Moskova'nın İran'a Şahed İHA'larının geliştirilmesi için teknoloji ve parça desteği verdiği belirtildi.

2025 ve 2026'da ABD'nin Ukrayna'ya doğrudan silah yardımını azaltması üzerine Kiev yeni ortaklar aramaya başladı.

Zelenskiy yönetimi, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar başta olmak üzere Körfez ülkeleriyle savunma iş birliklerini artırdı. Ukrayna, savaş boyunca edindiği İHA savunma tecrübesini bölge ülkelerine sunarken yüzlerce askeri uzmanın Körfez'de görev yaptığı açıklandı.

2026'da ABD ile İran arasında başlayan çatışmalar, Ukrayna açısından yeni bir risk oluşturdu.

Kiev yönetimi, Washington'ın Patriot başta olmak üzere bazı hava savunma sistemlerini Orta Doğu'ya kaydırmasının Rusya karşısındaki savunmasını zayıflatacağından endişe etti. Bu nedenle Zelenskiy, İran'ı yalnızca Rusya'nın müttefiki olarak değil, Ukrayna'nın güvenliğini dolaylı biçimde tehdit eden bir aktör olarak tanımlamaya başladı.

İRAN HAMLESİ YENİ BİR CEPHE Mİ AÇIYOR?

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin son haftalarda İran'a yönelik sert söylemleri ve Hazar Denizi'nde İran bağlantılı askeri sevkiyatların hedef alındığını duyurması, Kiev'in savaş stratejisinde yeni bir arayış içinde olduğuna işaret ediyor. Yaklaşık dört buçuk yıldır devam eden savaşta Batı'dan aldığı desteğin giderek daha fazla tartışıldığı bir dönemde Zelenskiy, Ukrayna dosyasını yeniden küresel güvenlik gündeminin merkezine taşımaya çalışıyor.

Son dönemde Washington'ın önceliği Rusya'dan çok Orta Doğu'ya kayarken, Avrupa ülkeleri de savunma harcamalarını kendi güvenliklerine yönlendirmeye başladı. Bu durum, Ukrayna'nın uluslararası gündemde geri plana düşme riskini artırdı. Natanyahu’nun yakın müttefiki Zelenskiy ise tıpkı onun gibi İran'ı doğrudan denkleme dahil ederek savaşın yalnızca Ukrayna'nın değil, Batı'nın tamamının güvenliğini ilgilendiren çok cepheli bir kriz olduğunu anlatmaya çalışıyor.

Bunun bir diğer nedeni ise Rusya'nın yalnız olduğu mesajını tersine çevirmek. Moskova son yıllarda İran, Kuzey Kore ve Çin'le geliştirdiği ilişkileri stratejik bir avantaja dönüştürmeye çalışırken, Kiev de bu ortaklığı uluslararası kamuoyunda bir "güvenlik ekseni" olarak göstermeye çalışıyor. Böylece Ukrayna'nın verdiği mücadelenin yalnızca kendi topraklarını savunmakla sınırlı olmadığı, aynı zamanda Rusya'nın oluşturduğu ittifaka karşı yürütülen daha geniş çaplı bir mücadele olduğu tezini ispatlamayı hedefliyor.

Zelenskiy açısından dikkat çeken bir diğer hesap da diplomatik baskı oluşturmak. İran'ın adının daha sık gündeme gelmesi, Batılı ülkelerin Moskova-Tahran iş birliğine yönelik yeni yaptırımlar uygulamasının önünü açabilir. Kiev yönetimi, Rusya'nın savaş kapasitesini yalnızca cephede değil, onu destekleyen uluslararası ağ üzerinden de zayıflatmaya çalışıyor.

Ancak İran'ın doğrudan hedef haline gelmesi, Moskova ile Tahran arasındaki askeri iş birliğinin daha da derinleştireceği öngörülüyor.

Muhabir: HİLAL HİKMET YEŞİLBUDAK