28 Şubat’ta soykırımcı israil ve ABD’nin İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik savaşın ardından israil Başbakanı Benjamin Netanyahu yaptığı açıklamada Yahudi takvimindeki Purim Bayramına gönderme yaptı. Netanyahu konuşmasında, yaklaşık 2 bin 500 yıl önce antik Pers döneminde geçen Ester kıssasına atıfta bulundu.
Yahudi geleneğinde anlatılan bu hikayede, Pers sarayındaki bir yetkili olan Haman’ın Yahudileri yok etmeye yönelik plan yaptığı, ancak Kraliçe Ester ve Mordehay’ın müdahalesiyle bu planın engellendiği anlatılır. Purim Bayramı bu olayın anısına kutlanır ve günümüzde Yahudi toplumunda kostümler giyilen ve çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bir bayram olarak bilinir.
israilde bazı yorumcular yaşanan savaşın bu tarihsel anlatıyla sembolik benzerlikler taşıdığını ileri sürerken, bazı yazılarda ABD Başkanı Donald Trump modern dönemdeki tarihsel figürlerle karşılaştırıldı.
Dini yorumlar sadece Yahudi çevrelerle sınırlı kalmadı. Bazı Hristiyan yorumcular da çatışmaları dini metinler çerçevesinde değerlendiren açıklamalar yaptı. Messianic Yahudi kimliğiyle bilinen Erez Soref, yaptığı açıklamalarda yaşanan gelişmeleri Ester kitabındaki olaylarla benzer bir tarihsel süreç olarak yorumladı.
Benzer şekilde bazı hahamlar ve dini yorumcular da çatışmayı Yahudi kutsal metinlerinde yer alan bölümler üzerinden değerlendirdi. Bu yorumlarda özellikle Hezekiel kitabında geçen ve israilin büyük bir savaşın ardından ayakta kalacağını anlatan bölümlere atıf yapıldığı görülüyor.
Hristiyan dünyasında da bazı evangelik vaizler ve yorumcular Orta Doğu’daki gelişmeleri eskatoloji yani dünyanın sonuna ilişkin dini yorumlar çerçevesinde ele alıyor. ABD’de bazı askeri çevrelerde dahi savaşın “Tanrı’nın planının bir parçası olduğu” yönünde söylemlerin dile getirildiğine dair iddialar basında yer aldı.
Tartışmaların bir diğer boyutu ise Kudüs’teki Tapınak Tepesi ve burada tarih boyunca var olduğu kabul edilen kutsal yapılarla ilgili görüşler oldu. Bazı dini çevreler burada yeni bir tapınak inşa edilmesi gerektiğini savunuyor.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in geçmişte yaptığı bazı açıklamalar da bu tartışmalarda yeniden gündeme geldi. Hegsete ve gelecekte Tapınak Tepesi’nde yeni bir tapınağın yeniden inşa edilmesinin mümkün olabileceğini söylemişti.
Jerusalem Post’ta yayımlanan bir yazıda Donald Trump modern bir Ahaşveroş yani Pers kralı olarak tanımlandı. Yazıda şöyle deniyor:
“Her ikisi de Yahudilere düşmanlarına karşı yıkıcı bir saldırı düzenleme özgürlüğü verdiler.”
Yazar şöyle devam ediyor:
“Tanrı’nın yardımıyla bu en önemli savaşta da zafer kazanacağız ve Purim’in kehanetini gerçekleştireceğiz: ışık, sevinç, umut ve mutluluk.”
Hristiyanlara göre bu kavramlar Mesih’in ikinci gelişinde dünyaya gelecek olan şeylerdir. Yahudiler ise hala Mesih’in ilk gelişini bekliyor.
Mesihçi Yahudi olduğunu söyleyen Dr. Erez Soref ise bir videoda şöyle diyor:
“Tanrı bizi tam da bu zaman için konumlandırdı.”
O da Ester kitabına gönderme yapıyor:
“Yine aynı oyuncuların olduğu bir drama yaşanıyor: Yahudi halkı ve Pers/İran yönetimindeki şiddet yanlısı liderler… Bunun Purim döneminde olması tesadüf değil. Tıpkı Ester zamanında olduğu gibi tarihin belirleyici bir anında olabiliriz. Bu “belirleyici an”a göre İsa’nın gelişi yaklaşıyor.''
Bu görüşe katılan bir diğer isim Haham Lawrence Hajioff. O da bu savaşı peygamberlerin sözleri üzerinden yorumluyor.
Haham, İran’ı temsil eden “Paras”ın düşüşünü gördüklerini söylüyor.
“Bu rejimin düşüşü, bugün dünyadaki tüm kötülüğü temsil eden Gog ve Magog’un sonu olacak.”
Haham ayrıca şöyle diyor:
“Sonrasında Roma dünyasında (Batı’da) dokuz aylık büyük bir başarı dönemi olacak. Sonunda güçleri azalacak ve Yahudi halkı Mesih’in gelişini kutlayacak.”
Dokuz ay neden? Çünkü Mesih’in doğması için gereken süre bu.
Bu yorumlar Hezekiel Kitabı’ndaki Gog ve Magog kehanetine dayanıyor. Bu metne göre yeniden kurulmuş israil bir koalisyon tarafından saldırıya uğrar ama sonunda kazanır.
Bazı Hristiyan yorumcular da bu fikri destekliyor.
Pastor Greg Laurie, YouTube kanalında “eskatoloji” yani dünyanın sonu üzerine konuşuyor. Ona göre bazı Müslümanların da bir Mesih anlayışı var ve bazı kehanetler bugünkü olaylarla bağlantılı olabilir.
Laurie, Hezekiel’deki metni yorumlayarak Gog’un İran, Magog’un ise Rusya olabileceğini söylüyor.
“Rusya İran ve israil çatışmasına girerse dikkat etmeliyiz. Çünkü bu olaylar binlerce yıl önce İncil’de anlatıldı.”
Bu fikirleri sadece uç görüşlü kişiler savunmuyor.
Bir ABD askeri, komutanının askerlere savaşın “Tanrı’nın planının bir parçası” olduğunu söylediğini anlattı.
Komutan, Vahiy Kitabı’na atıf yaparak Donald Trump’ın Armageddon’u başlatmak için seçildiğini söylediğini iddia etti.
Bu oldukça ağır bir iddia. Çünkü bu aslında askerlere “ölün, ödüllendirileceksiniz” demek anlamına geliyor.
Hristiyan eskatolojisinde bazı evangelik ve Hristiyan Siyonistlere göre Armageddon’dan önce yapılması gereken bir şey daha var: Üçüncü Tapınak’ın inşa edilmesi.
Bu tapınağın Kudüs’teki Tapınak Dağı’na yapılması gerekiyor.
Şu anda böyle bir tapınak yok.
Ancak ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, geçmişte bu fikre destek vermişti.
2018’de Kudüs ziyaretinde şöyle demişti:
“1917 bir mucizeydi.
1948 bir mucizeydi.
1967 bir mucizeydi.
2017 Kudüs’ün başkent ilan edilmesi de bir mucizeydi.
Tapınağın yeniden inşa edilmesi mucizesinin gerçekleşmemesi için hiçbir sebep yok.”
Bu tarihler önemli:
1917 – Balfour Deklarasyonu
1948 – İsrail’in kuruluşu
1967 – Altı Gün Savaşı
2017 – ABD’nin Kudüs’ü israilin başkenti olarak tanıması
Hegseth o konuşmada şöyle de demişti:
“Biletinizi alın. Harekete geçin. Çünkü Amerika’nın israilin arkasında duracağı bir an olduğuna inanıyorum.”
Sekiz yıl sonra ABD gerçekten de israilin yanında İran’a karşı savaşta yer alıyor.
Bu arada Mike Huckabee’nin ABD’nin israil büyükelçisi olması bazı çevrelerde Üçüncü Tapınak projesini hızlandırabilecek bir gelişme olarak yorumlandı.
İsrail Heritage Foundation gibi gruplar bu fikri destekliyor.
Tapınağın yeniden inşa edilmesi bazı dini çevreler için Mesih’in gelişinin en önemli işaretlerinden biri.
İnternetteki videolar ve makaleler incelendiğinde birçok insanın sadece dünyanın sonuna inanmadığı, aynı zamanda bunu memnuniyetle karşıladığı görülüyor.
Bazıları Üçüncü Dünya Savaşı’nın 2026’da başlayacağını bile söylüyor.
Kristof Kolomb dünyanın 1656’da biteceğini söylemişti.
1954’te Michigan’da bir grup büyük bir sel olacağını ve sadece gerçek inananların uzaylılar tarafından kurtarılacağını düşünüyordu.
En son görüşlerden biri de dünyanın 24 Eylül 2025’te sona ereceğini iddia eden Güney Afrikalı bir papaza aitti.





