İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, yaptığı açıklamada ülkesinin mevcut aşamadaki önceliğinin ABD saldırılarına karşı savunma ve misilleme olduğunu belirterek, şu an için müzakerelerin gündemde olmadığını söyledi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise ülkesinin ABD ile "varoluşsal bir savaş" yürüttüğünü ifade ederek, Washington'ın anlaşmalara uymaması halinde hiçbir mutabakatın değer taşımayacağını vurguladı.

Kalibaf, İran'ın ABD ile "temel ve varoluşsal bir savaş" içinde olduğunu belirterek, ülkenin ulusal güvenliği ve çıkarlarını korumak için her zaman savaşa hazır olunması gerektiğini söyledi.

İran halkına hitaben yayımladığı açıklamada, İran Silahlı Kuvvetleri'nin "düşman saldırılarına karşı tam hareket serbestisine sahip olduğunu" ifade eden Kalibaf, savaşın amacının "İran İslam Cumhuriyeti rejimini devirmek ve ülkeyi bölmek" olduğunu belirtti.

İran'ın hiçbir zaman savaşı istemediğini ve bugün de istemediğini belirten Kalibaf, buna rağmen ülkenin her zaman çatışmaya hazır olması gerektiğini dile getirdi.

Geçen ay Washington ile imzalanan mutabakat zaptına da değinen Kalibaf, "Herhangi bir anlaşma ancak hükümleri uygulanıyorsa değer taşır." dedi.

Kalibaf, "Eğer İran bu anlaşmadan hiçbir fayda sağlamayacaksa, ona bağlı kalmasını gerektirecek bir neden de yoktur." ifadelerini kullandı.

Ulusal güvenliğin Hürmüz Boğazı'ndaki İran düzenlemelerinin korunmasını gerektirdiğini söyleyen Kalibaf, ticari gemilerin güvenli ve zararsız geçişinin mümkün olan en üst düzeyde sağlanmasının İran'ın güvenliğini güçlendireceğini belirtti.

ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki İran düzenlemelerini güç kullanarak zayıflatmaya çalıştığını söyleyen Kalibaf, İran halkının hakları elde edilene kadar direnmeye devam edilmesi gerektiğini söyledi.

Kalibaf ayrıca İran'ın askeri ve diplomatik seçenekler arasında koordinasyon kurması gerektiğini belirterek, "Savaştan da müzakereden de korkmamalıyız." dedi.

"Savaş ve müzakere ulusal çıkarları korumanın iki aracıdır." diyen Kalibaf, bu aşamadaki müzakerelerin teslimiyet anlamına gelmediğini, aksine savaşla birlikte direniş stratejisinin bir parçası olduğunu ifade etti.

Bu iki seçeneği birbirinden ayırmanın veya yalnızca birini çözüm olarak görmenin stratejik hata olacağını dile getiren Kalibaf, İran'ın dünyanın en büyük askeri gücüyle karmaşık bir savaş yürüttüğünü söyledi.

Kalibaf, tüm İran halkını birlik olmaya ve İran lideri Mücteba Hamaney'in talimatlarına uymaya çağırarak, ülkesinin liderin intikamını alacağını, tehditlerden ve savaştan korkmadığını ve "düşmanın suçlarına kesin bir karşılık vereceğini" ifade etti.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de ülkesinin şu anda yalnızca savunmaya odaklandığını belirterek, İran Silahlı Kuvvetleri'nin İran topraklarına yönelik her saldırıya kesin ve aynı ölçüde karşılık vereceğini söyledi.

Bekayi, Tahran'daki İmam Sadık Üniversitesi'nde düzenlenen anma töreninde yaptığı ve Fars Haber Ajansı tarafından aktarılan açıklamada, hiçbir yetkilinin ülkeyi savunma konusunda geri durmadığını, mevcut önceliğin savunma olduğunu ve müzakerelerin gündemde bulunmadığını ifade etti.

Bekayi ayrıca ABD ile yapılan anlaşmalarda "taahhüde karşı taahhüt" ilkesinin geçerli olduğunu belirterek, İran'ın yükümlülüklerini karşı taraf bunlara uyduğu sürece yerine getireceğini, ABD'nin ihlali halinde ise Tahran'ın da kendi yükümlülüklerini askıya alabileceğini söyledi.

Bekayi, bazı maddelerin uygulanmamasının nedeninin ABD'nin geçen ay imzalanan mutabakatın ilk maddesinden itibaren yükümlülüklerini ihlal etmesi olduğunu savundu.

"Bu şartlar altında Tahran'ın elleri bağlı değildir." diyen Bekayi, İran Silahlı Kuvvetleri'nin ABD saldırılarına güçlü şekilde karşılık verdiğini ve Washington'ın mutabakatı ihlaline karşı gerekli adımların atıldığını kaydetti.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, İran halkına yönelik hiçbir saldırının cevapsız kalmayacağını belirterek, bu saldırılara kararlı karşılık verileceğini söyledi.

Garibabadi, ABD yönetimi ve Başkan Donald Trump'ın bu yöntemin daha önce denendiğini ve başarısız olduğunu anlaması gerektiğini savunarak, İran'ın ABD ve İsrail'e ağır yenilgiler yaşattığını iddia etti.

Muhabir: Mehmet Yaman