Soykırımcı israil Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın, israilin uzaydan Dünya'ya yönelik "sistemleri felç eden ve kinetik saldırılar gerçekleştirebilen" askeri kabiliyetler geliştirmeyi hedeflediğini açıklaması geniş tartışmalara yol açtı.
Katz, israili uzaydan savaş yürütebilen ilk yer haline getirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Uzmanlara göre israilin açıklamaları, bilgi üstünlüğünü ele geçirme ve rakiplerinin elektronik sistemlerini etkisiz hale getirme hedefini yansıtıyor.
Ancak bu açıklamalar, söz konusu hedeflerin kısa vadede ne kadar gerçekçi olduğu ve bunların gerçek bir teknolojik başarı mı yoksa siyasi ve stratejik bir söylem mi olduğu yönünde tartışmaları da beraberinde getirdi.
"Stratejik mesaj"
Bilgi sistemleri ve yapay zeka uzmanı Dr. Muhammed Askar, bu açıklamaların teknik bir başarının ilanından çok stratejik bir yönelim olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Askar'a göre askeri teknolojilerde siyasi açıklamalar çoğu zaman gerçek kabiliyetlerin yıllar önünde geliyor. Çünkü uzay tabanlı savaş sistemlerinin geliştirilmesi; fırlatma altyapısı, uydular, yapay zeka, güvenli iletişim ağları ve hassas yönlendirme sistemleri gibi çok büyük yatırımlar gerektiriyor.
Teknik açıdan "uzaydan saldırı" ifadesinin, yörüngede dolaşan ve doğrudan ateş açan silahlar anlamına gelmediğini belirten Askar, bunun elektronik harp, haberleşme ve radar sistemlerini karıştırma, düşman uydularını devre dışı bırakma ve gelecekte kinetik enerjiye dayalı saldırı sistemleri gibi geniş bir yetenek yelpazesini kapsadığını ifade etti.
Askar, bugüne kadar hiçbir ülkenin yörüngeden sürekli olarak doğrudan kara hedeflerine saldırı gerçekleştirebilen operasyonel bir sisteme sahip olduğuna dair kamuoyuna açıklanmış bir bilgi bulunmadığını vurguladı.
Uzaya hakim olmanın modern savaşlarda büyük avantaj sağladığını belirten Askar, askeri uyduların navigasyon, erken uyarı, askeri haberleşme ve hassas mühimmatların yönlendirilmesi gibi kritik görevleri yerine getirdiğini söyledi.
Ona göre savaşlarda üstünlük artık yalnızca tank ve füze sayısıyla değil; veriyi kontrol etme, rakibin sistemlerini felç etme ve yapay zeka destekli uzay altyapısını yönetebilme kapasitesiyle ölçülüyor.
Askar, bunun küresel silahlanma yarışının yeni bir aşamaya geçtiğini gösterdiğini belirterek, "Deniz ve hava nasıl geçmişte askeri üstünlüğün temel alanları olduysa, uzay da gelecekte teknolojik rekabetin ana sahası olacak." dedi.
"israil imajını korumaya çalışıyor"
Siyasi Araştırmalar ve Düşünce Merkezi Başkan Yardımcısı Hani el-Cemel ise israilin İran rejimini devirmekte başarısız olması nedeniyle kamuoyundaki imajını korumaya çalıştığını belirtti.
El-Cemel'e göre israilin sınırlı uzay tabanlı saldırı kabiliyetleri geliştirme potansiyeli bulunuyor. Ancak kısa vadede büyük güçler seviyesinde tam kapsamlı bir uzay savaşı yürütme kapasitesine sahip görünmüyor.
israilin bu alandaki altyapısının Ofek askeri uyduları, tamamen ülke içinde geliştirilen Dror-1 haberleşme uydusu ve Arrow-3 uzun menzilli füze savunma sistemi üzerine kurulu olduğunu belirten El-Cemel, istihbarat, haberleşme, elektronik karıştırma ve füze savunma kabiliyetlerini daha da geliştirebileceğini söyledi.
Ancak sürdürülebilir uzay tabanlı saldırı kapasitesi için çok sayıda uydu, üretim zinciri, test altyapısı ve siber saldırılara karşı koruma sistemlerine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
El-Cemel ayrıca, SpaceX'in fırlatma süreçlerinde önemli rol oynayabileceğini ancak üretim tarafında israil Havacılık ve Uzay Sanayii'nin temel ortak olduğunu belirtti.
israilin tamamen bağımsız bir uzay gücü oluşturmaktan ziyade ABD ile ortak hareket ettiğini söyleyen El-Cemel, küresel ölçekte öncü olmanın hala uzun vadeli, maliyetli ve karmaşık bir proje olduğunu ifade etti.