Dünyanın ilk nükleer bomba testi olarak tarihe geçen Trinity patlamasının ardından oluşan trinitit minerali içinde, normal koşullarda Dünya’da oluşması mümkün olmayan yeni bir kristal türü keşfedildi.

İtalya’daki University of Florence’nden jeolog Luca Bindi liderliğindeki araştırma ekibi, 1945 yılında gerçekleştirilen Trinity nükleer testi sırasında oluşmuş daha önce bilinmeyen bir kalsiyum-bakır-silikat klatratı tespit etti.

Araştırmacılar, bunun nükleer patlama ürünleri arasında kristalografik olarak doğrulanan ilk klatrat olduğunu açıkladı.

ABD Ordusu tarafından 16 Temmuz 1945’te New Mexico çölünde gerçekleştirilen Trinity testi sırasında ortaya çıkan yaklaşık 21 kilotonluk patlama, test kulesini ve çevresindeki bakır altyapıyı tamamen buharlaştırmıştı. Patlama sonrası oluşan aşırı sıcaklık ve basınç, çöl kumu, asfalt ve metal parçalarını kaynaştırarak “trinitit” adı verilen camsı bir maddeye dönüştürdü.

Bilim insanları daha önce kırmızı trinitit örneklerinde sıra dışı kuazikristaller keşfetmişti. Son incelemelerde ise bu yapıların yanında atomları kafes benzeri bir düzende hapseden “klatrat” adı verilen farklı bir kristal fazı bulundu.

Araştırmaya göre, Trinity patlaması sırasında oluşan 1500 derecenin üzerindeki sıcaklık ve yüksek basınç koşulları, atomların normalde oluşamayacak dizilimler geliştirmesine yol açtı. Hızlı soğuma sayesinde bu yapılar korunarak günümüze kadar ulaştı.

X-ışını kırınımı yöntemiyle yapılan incelemelerde, silikon atomlarının oluşturduğu kafeslerin kalsiyum atomlarını çevrelediği kübik tip-1 klatrat yapısı tespit edildi. Yapıda ayrıca bakır ve demir izlerine de rastlandı.

Araştırmacılar, kuazikristal ve klatratın benzer koşullarda oluşmasına rağmen birbirinden bağımsız geliştiğini belirledi. Bu durumun, aşırı enerji olaylarının beklenmedik kristal yapılar oluşturabileceğini gösterdiği ifade edildi.

Bilim insanları, söz konusu keşfin nükleer patlamaların etkilerini anlamada ve gelecekte benzer olayların incelenmesinde yeni bilimsel ve adli yöntemlerin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini belirtti.

Muhabir: Muhammed Mahsum Tuna