manşetler

HÜRMÜZ’DE ABD ÇIKMAZI: AÇAMADIĞI BOĞAZI ABLUKAYA ALDI

Savaş öncesi açık olan Hürmüz Boğazı, ABD’nin başlattığı haksız savaş sonrası fiilen kriz bölgesine dönüşürken, Washington’un “açık tutma” stratejisi sahada çöktü. İran’ı tehdit ederek boğazı açtıramayan ABD, şimdi kendi eliyle deniz ablukasına yönelirken, uzmanlara göre bu tablo Washington’un Hürmüz’de stratejik çıkmaza girdiğini gösteriyor.

Abone Ol

ABD’nin Hürmüz Boğazı’na yönelik abluka kararıyla bölgede gerilim tehlikeli bir eşiğe taşınırken, Washington ile Tahran arasındaki açıklamalar küresel krizin derinleşeceğine işaret ediyor. Bu kritik süreçte değerlendirmelerde bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise ABD’nin Orta Doğu’daki politikalarının rasyonel olmadığını belirterek, Washington’ın kendi çıkarlarından ziyade israilin çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini söyledi. Bölgedeki gerilimin yalnızca askeri değil, küresel ekonomik sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Fidan, Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak bir krizin dünya enerji arzını doğrudan etkileyeceğini ve özellikle kırılgan bölgelerde milyonlarca insanı etkileyecek kıtlık riskini beraberinde getirebileceğini vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise pazar günü yaptığı açıklamada, ABD donanmasının Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya başlayacağını ve uluslararası sularda İran İslam Cumhuriyeti’ne geçiş ücreti ödeyen her gemiye müdahale edileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran’ın boğaza yerleştirdiği mayınların imha edileceğini belirterek, “Bize ya da sivil gemilere ateş açan herhangi bir İranlıyı öldüreceğiz” diyerek tehdit etti.

KALİBAF YANIT VERDİ: ŞUANKİ BENZİN FİYATLARININ TADINI ÇIKARIN

İran İslam Cumhuriyeti Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukası kararına tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Kalibaf, söz konusu adımın küresel enerji piyasalarını etkileyeceğini ve benzin fiyatlarında ciddi artışlara yol açacağını belirtti.

Kalibaf, “Şu an pompaya yansıyan benzin fiyatlarının tadını çıkarın. Sözde ‘abluka’ ile birlikte, yakında 4-5 dolarlık benzini özleyeceksiniz” ifadelerini kullandı. Paylaşımında, “Beyaz Saray’a yakın benzin istasyonu” araması yaptığı bir uygulamanın ekran görüntüsünü de yayımladı.

İran Savunma Bakanlığı Sözcüsü Rıza Telayi Nik ise yaptığı açıklamada “Hürmüz Boğazı’nın kontrolü sonsuza kadar İran’ın ve bölgenin elinde kalacak” dedi.

GÜVENLİK YA HERKES İÇİN OLUR YA DA KİMSE İÇİN OLMAZ

ABD’nin İran İslam Cumhuriyeti limanlarına deniz ablukası uygulama kararına yanıt olarak, İran Silahlı Kuvvetleri’nin “Hatemu’l-Enbiya” Karargahı Sözcüsü Tuğgeneral İbrahim Zülfikari, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “ABD’nin uluslararası sularda gemi geçişine kısıtlama getirmesi yasa dışıdır ve deniz haydutluğu anlamına gelir” dedi.

Zülfikari, Körfez ve Umman Denizi’ndeki liman güvenliğine ilişkin olarak da, “Güvenlik ya herkes için olur ya da hiç kimse için olmaz” ifadelerini kullandı.

İran devlet televizyonunda yayımlanan açıklamasında Zülfikari, İran limanlarının güvenliğinin tehdit edilmesi halinde “bölgede hiçbir limanın güvende olmayacağını” vurguladı. İran Silahlı Kuvvetleri’nin, ülkenin yasal haklarını savunmayı “doğal ve meşru bir görev” olarak gördüğünü belirten Zülfikari, İran’ın kendi karasularındaki egemenliğinin de halkın doğal hakkı olduğunu ifade etti.

Zülfikari ayrıca, İran karasularındaki güvenliğin silahlı kuvvetler tarafından kararlılıkla sağlanmaya devam edileceğini belirterek, “Daha önce de defalarca açıklandığı üzere düşman gemilerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine izin verilmeyecektir” dedi. Diğer gemilerin ise İran Silahlı Kuvvetleri’nin belirlediği kurallara uymak şartıyla geçiş yapmaya devam edeceği kaydedildi.

KÜRESEL ENERJİ KRİZİ DAHA DA DERİNLEŞECEK

ABD’li Washington Post gazetesi, Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik tehdit ettiği ablukanın, kısa vadede küresel enerji krizini daha da kötüleştirebileceğini ve boğazdan geçen deniz trafiğini durma noktasına getirebileceğini yazdı.

Gazete, bu adımın dünya genelinde özellikle Asya ülkeleri için ağır sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu. Zira bu ülkeler, Körfez’den sevk edilen petrol, doğalgaz, petrokimya ürünleri ve diğer temel mallara büyük ölçüde bağımlı durumda.

Washington Post, boğazın dar coğrafi yapısının deniz operasyonlarını son derece riskli hale getirdiğini belirtti. Bu kapsamda Amerikan gemilerinin hızlı botlar, insansız hava araçları ve füzelerle hedef alınabileceği ifade edildi.

Önerilen plana göre, ABD güçleri ticari gemilere eşlik etmek yerine, İran’a geçiş ücreti ödeyen gemilere doğrudan çıkıp el koyabilir. Bu tür operasyonlar ise çok sayıda muhrip, denetim ve el koyma ekiplerinin sahada bulunmasını gerektiriyor.

Emekli Amiral Mark Montgomery de gazeteye yaptığı açıklamada, Trump’ın önerdiği bu planın “tehlikeli olduğunu ve daha fazla askerin hayatını riske attığını” söyledi.

ABD’NİN ABLUKA GEÇMİŞİ KARANLIK

ABD’nin deniz ablukası ya da abluka benzeri uygulamaları, modern jeopolitikte sık başvurulan ancak her seferinde farklı sonuçlar üreten stratejik araçlar olarak öne çıkıyor. Küba Füze Krizi’nden Venezuela yaptırımlarına kadar uzanan bu yöntemler, bugün İran ve Hürmüz Boğazı üzerinden yeniden gündemde.

1962’deki Küba Füze Krizi, deniz ablukasının en klasik ve en tehlikeli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. ABD, Sovyetler’in Küba’ya nükleer füze yerleştirmesine karşılık adayı çevreleyen bir deniz hattı oluşturdu. Ancak Washington, hukuki sonuçlardan kaçınmak için bu uygulamayı “abluka” yerine “karantina” olarak tanımladı.

Bu tercih, ABD’nin askeri baskıyı artırırken resmi olarak savaş ilan etmiş sayılmamasını sağladı. Kriz sırasında taraflar nükleer savaşın eşiğine kadar gelirken, Sovyetler geri adım attı ve süreç diplomatik anlaşmayla sona erdi.

1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgali sonrası ABD öncülüğünde kurulan koalisyon, geniş kapsamlı bir deniz denetim sistemi kurdu. Birleşmiş Milletler destekli bu modelde, Irak’a giden gemiler durduruldu, yükler denetlendi ve yaptırımları ihlal eden sevkiyatlar engellendi.

Bu yöntem Irak’ın petrol ihracatını ciddi şekilde sınırlasa da kaçakçılık ve dolaylı ticaret tamamen önlenemedi.

İran-Irak Savaşı sırasında yaşanan “Tanker Savaşı”, farklı bir tablo ortaya koydu. Taraflar petrol tankerlerini hedef alırken ABD, Kuveyt tankerlerine askeri eskort sağlayarak sürece dahil oldu.

Bu dönemde ticaret tamamen durmadı ancak mayınlar, füze saldırıları ve tacizler nedeniyle son derece riskli hale geldi.

2019 sonrası Venezuela’ya uygulanan yaptırımlar, abluka kavramının modern versiyonunu ortaya koydu. ABD doğrudan deniz ablukası ilan etmek yerine finans, sigorta ve lojistik ağlarını hedef aldı.

Bu süreçte “karanlık filo” olarak adlandırılan yapı ortaya çıktı. Gemiler kimlik gizleyerek, açık denizde yük transferi yaparak ve üçüncü ülkeler üzerinden dolaşarak ticareti sürdürdü.

BAKAN FİDAN: ABD RASYONEL DAVRANMIYOR, israil İÇİN HAREKET EDİYOR

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Orta Doğu’da tırmanan gerilim, ABD-İsrail ilişkileri ve küresel enerji krizine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. ABD’nin bölgedeki politikalarının kendi çıkarlarına hizmet etmediğini vurgulayan Fidan, “Siyonizm aracılığıyla Amerikan siyasi sistemini hacklemiş bir zihniyet var” dedi.

Anadolu Ajansı Editör Masası’nda konuşan Fidan, soykırımcı israilin bölgedeki askeri ve siyasi kapasitesinin bağımsız bir üretimden kaynaklanmadığını ifade etti. Tel Aviv yönetiminin arkasında, ABD iç siyasetini etkileyen daha geniş bir yapı bulunduğunu belirten Fidan, “israil kendi başına güç üreten bir yapı değil. Burada, Siyonizm aracılığıyla Amerikan siyasi sistemini hacklemeyi başarmış bir zihniyet var” dedi.

ABD’nin Orta Doğu’daki hamlelerinin bu etki çerçevesinde şekillendiğini belirten Fidan, Washington’ın kendi ulusal çıkarlarına aykırı politikalar izlediğini söyledi.

Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yürütülen ABD-İran görüşmelerine de değinen Fidan, müzakere süreçlerinin doğası gereği başlangıçta sert pozisyonlarla başladığını belirtti. Ancak mevcut tabloda her iki tarafın da ateşkes ihtiyacının farkında olduğunu dile getirdi.

Fidan, sürecin en kritik başlığının nükleer zenginleştirme olduğunu vurgulayarak, israilin bu süreçte “oyun bozucu” rol üstlenme ihtimaline karşı uluslararası aktörleri uyardıklarını ifade etti.

HÜRMÜZ’DEKİ DURUM KITLIĞA YOL AÇAR

Küresel enerji arzının en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin, yalnızca bölgesel değil küresel sonuçlar doğurabileceğini belirten Fidan, dünya petrol ve doğalgaz ticaretinin yaklaşık yüzde 25’inin bu hat üzerinden gerçekleştiğini hatırlattı.

Krizin uzaması halinde küresel enflasyonun artacağına dikkat çeken Fidan, “Afrika’da 40-45 milyon insanı etkileyecek kıtlık ve açlık riski ortaya çıkabilir” uyarısında bulundu.

Bazı Avrupa ülkelerinin bölgede askeri güç oluşturma fikrine mesafeli yaklaştığını belirten Fidan, bunun temel nedeninin ülkelerin İran’a karşı yürütülen savaşın parçası olmak istememesi olduğunu söyledi.

Fidan, geçmişte gündeme gelen Katar doğal gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması projesinin bölgesel dengeleri değiştirebilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. Ancak Arap Baharı süreciyle birlikte bu projenin rafa kaldırıldığını ifade etti.

Irak’ın Kalkınma Yolu Projesi’ne de değinen Fidan, Körfez’den Türkiye’ye uzanan demiryolu, enerji hatları ve fiber altyapıyı içeren bu girişimin hayata geçmesi halinde bölgesel bağlantısallığın güçleneceğini söyledi.

Bu tür projelerin hayata geçmesi durumunda Hürmüz Boğazı’nın stratejik öneminin kısmen azalabileceğini belirten Fidan, “Bugün yaşanan krizin etkileri daha sınırlı olurdu” değerlendirmesinde bulundu.

Bölge ülkelerinin yaşanan krizlerden ders çıkardığını belirten Fidan, önümüzdeki dönemde alternatif enerji ve ticaret koridorlarının hızla gündeme geleceğini ifade etti. Türkiye’nin bu süreçte enerji ve lojistik merkezi olarak önemli bir rol üstleneceğini vurguladı.

Orta Doğu’daki temel sorunun ülkeler arasındaki güvensizlik olduğunu belirten Fidan, kalıcı çözüm için bölgesel bir güvenlik mimarisine ihtiyaç olduğunu söyledi.

israilin DERDİ GÜVENLİK DEĞİL YAYILMAK

Soykırımcı israilin Lübnan’a yönelik saldırılarını değerlendiren Fidan, bu saldırıların güvenlik gerekçesiyle değil, bölgesel yayılmacılık hedefiyle yürütüldüğünü ifade etti. Gazze’de uygulanan altyapıyı yok etme ve insansızlaştırma stratejisinin benzerinin Lübnan’da da devreye alındığını belirtti.

Suriye’nin Türkiye açısından kritik bir güvenlik alanı olduğunu vurgulayan Fidan, israilin ilerleyen süreçte bu sahada daha agresif politikalar izleyebileceğini ifade etti. Türkiye’nin her türlü senaryoya hazırlıklı olması gerektiğini belirten Fidan, Şam yönetimiyle temasların sürdüğünü aktardı.

Bakan Fidan; ‘’israil, İran'dan sonra düşmansız yaşayamaz. Türkiye'yi yeni düşman ilan etme arayışında olduğunu görüyoruz. israilin Suriye’deki saldırılarını büyük bir sorun alanı görüyoruz.israil, İran’daki savaştan dolayı Suriye’de bazı şeyleri yapmıyor ancak bu olmayacağı anlamına gelmez. Zamanı geldiğinde yapmak isteyecektir. Suriye, Türkiye için hayati bir çıkar alanı, güvenlik alanı. Burada her türlü senaryoya hazırlıklı olmamız gerekiyor.’’ Diye konuştu.