Son yıllarda kamu borçlarındaki yükseliş, COVID-19 salgını, enflasyon ve savaşlar gibi ardı ardına gelen krizlere verilen zorunlu tepkilerin bir sonucu olarak ortaya çıktı. Bu durum, küresel düzeyde borçlanma konusunu yeniden gündemin ön sırasına taşıdı.

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) analizine göre, küresel kamu borcunun 2029 yılına kadar, dünya GSYH’sinin %100’üne ulaşması bekleniyor. Bu oran, II. Dünya Savaşı’nın ardından görülen en yüksek seviyeye işaret ediyor.

IMF’nin “Mali İzleme Raporu”nda, salgından önce bile kamu borçlarının beklenenden daha hızlı arttığı belirtildi. Pandemiyle birlikte, hükümetler vatandaşlarını ve zor durumda kalan şirketleri korumak için büyük harcamalar yaptı.

Fon, hükümetlere çağrıda bulunarak, harcamaların altyapı ve eğitim gibi büyüme dostu alanlara yönlendirilmesini, böylece borçların daha sürdürülebilir hale getirilmesini öneriyor.

1948'den bu yana en yüksek seviyeye ulaşacak olan bu borç yükü, IMF’ye göre:

Vergi artışlarına yönelik siyasi isteksizlikle birlikte daha da karmaşık hale geliyor.

Savunma harcamaları, doğal afetler, demografik değişim ve gelişmekte olan teknolojiler nedeniyle kamu harcamaları baskısı artıyor.

Pek çok gelişmekte olan ülke, daha düşük borç/GSYH oranlarına sahip olsalar da ciddi mali zorluklarla karşı karşıya.

IMF’ye göre, 55'e yakın ülke ya mali sıkıntı içinde, ya da ciddi risk altında.

Cedra Markets Küresel Piyasalar Başkanı yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Devlet borçlarındaki artış, küresel ekonomilere ciddi baskı uyguluyor.

Yüksek faiz oranları nedeniyle borç servis maliyetleri büyümeyi sınırlıyor.

Özellikle gelişmekte olan ekonomiler bu durumdan daha fazla etkileniyor.

Doların son dönemdeki zayıflığı bu ülkelere bir miktar nefes alma imkânı sağladı, çünkü küresel borçların %60’ından fazlası dolar cinsinden.

Ancak uzun vadede yüksek borç servisi maliyetleri, ekonomik istikrarı tehdit ediyor ve finansal piyasalarda dalgalanmalara yol açabilir.

Örnek olarak Lübnan, Mısır, bazı Afrika ve Güney Amerika ülkeleri veriliyor. Bu ülkeler, borç krizinden kaçınmak için IMF ya da dış yardımlara başvurmak zorunda kaldı.

Başkan ayrıca, Fed’in faiz indirimine gitmesinin piyasalara kısa vadeli rahatlama sağlayabileceğini, ancak hükümetlerin bu dönemi borçlarını yeniden yapılandırmak ve mali disiplini sağlamak için değerlendirmeleri gerektiğini belirtti.

“Kamu borcu, sürdürülebilir ekonomik büyümenin en büyük düşmanıdır,” diyen Yarak, çözümün ancak yolsuzlukla mücadele, israfı önleme ve iyi yönetişimle sağlanabileceğini vurguladı.

Küresel Borç 315 Trilyon Doları Aştı

Bugün küresel borç, 315 trilyon doları geçmiş durumda. Bu seviye, küresel büyümenin yavaşlaması veya borç servis maliyetlerinin artması halinde, yeni bir küresel finansal kriz tehlikesini gündeme getirebilir.

Bloomberg’in analizine göre:

Pandemiden beş yıl önce, bütçe açıkları küresel düzeyde hızla artmaya başladı.

Salgında yaşanan kapanmalar, ekonomik faaliyeti durdurdu ve vergi gelirlerini azalttı.

Hükümetler, halkı ve kırılgan sektörleri korumak için harcamaları büyük ölçüde artırdı.

Bu da küresel bütçe açığını 2019’da GSYH’nin %3,5’inden, 2020’de %9,5’e çıkardı.

Ancak bu acil müdahale sonrası mali disiplin geri getirilmedi ve açıklar halen pandemi öncesinin üzerinde.

2020’de küresel borç/GSYH oranı %84 iken, bugün bu oran %95’e ulaştı ve artmaya devam ediyor.

Muhabir: Muhammed Mahsum Tuna