HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir, Amerika Birleşik Devletleri’nin İhvan-ı Müslimin hareketinin bazı yapılanmalarını sözde “terör listesi”ne alma kararına sert tepki gösterdi. İmir, kararın hukuki dayanağının olmadığını ve açık bir çifte standart içerdiğini vurguladı.
İmir, Washington yönetiminin Lübnan, Ürdün ve Mısır’daki İhvan yapılanmalarını hedef alan adımını kınayarak, bunun keyfi, siyasi saiklerle alınmış ve ahlaki meşruiyetten yoksun bir karar olduğunu söyledi.
Açıklamasında küresel ölçekteki terör algısına da değinen İmir, asıl tehdidin Gazze’de on binlerce sivili katleden siyonist işgal rejimi olduğunu ifade etti. Bu rejime sınırsız askeri ve siyasi destek veren ABD’nin, kendisine karşı fiili saldırıda bulunmayan yapıları ‘terörist’ ilan etmesini “trajikomik” olarak niteledi.
İmir, “Doğal kaynaklar ve jeopolitik çıkarlar uğruna ülkeleri hedef alan aktörlerin ‘terör’ tanımı yapması, uluslararası siyasetteki çifte standardın en açık göstergesidir” değerlendirmesinde bulundu.
“Etiketler hakikati değiştirmez”
Müslüman toplumlara da çağrıda bulunan İmir, küresel güçlerin yönlendirmesiyle hareket eden yönetimlerin söylemlerinin sorgulanması gerektiğini belirtti. “Ahlaki pusulasını kaybetmiş güçlerin yapıştırdığı etiketler, köklü İslami hareketlere leke getirmez” diyen İmir, hukuk ve vicdan temelinde bilinçli bir duruşun önemine dikkat çekti.
“İhvan köklü bir İslami harekettir”
İmir, İhvan-ı Müslimin’in tarihsel rolüne de vurgu yaparak, hareketin onlarca yıldır adalet, toplumsal dayanışma, davet ve tebliğ çalışmalarıyla varlık gösterdiğini ifade etti. “Terör yaftasıyla bu hakikatin üzeri örtülemez” dedi.
Açıklamasının sonunda söz konusu kararı alanları ve buna zemin hazırlayan yönetimleri kınayan İmir, “Müslüman halkların meşru mücadelesi kriminalize edilemez” mesajıyla tepkiyi net bir şekilde ortaya koydu.
İmir Mesajında şu ifadeleri kullandı;
Washington yönetiminin, İhvan-ı Müslimin hareketinin Lübnan, Ürdün ve Mısır’daki kollarını sözde “terör listesi”ne dahil etme kararını şiddetle kınıyoruz. Bu karar; hukuki temelden yoksun, ahlaki meşruiyeti olmayan keyfi bir karardır.
Bugün dünyada en büyük terör tehdidi; Gazze’de son iki yılda on binlerce masum insanı katleden siyonist işgal rejimidir. Bu terör örgütüne sınırsız silah, mühimmat ve siyasi koruma sağlayan, uluslararası hukuku hiçe sayan ABD’nin, kendisine yapılan saldırılara bile şiddetle mukabele etmeyenleri terörist olarak ilan etmesi trajikomiktir.
Ülkeleri doğal kaynakları ve jeopolitik çıkarları uğruna hedef alan bu aktörlerin “terör” tanımı yapması, açık bir çifte standart örneğidir.
Bu noktada Müslüman halklara düşen görev; küresel haydutluğun talimatlarıyla hareket eden yöneticilerin söylem ve politikalarını sorgulamak, hakikati ayırt etmek, hukuk ve vicdan çerçevesinde bilinçli bir duruş sergilemektir.
Ahlaki pusulasını kaybetmiş güçlerin yapıştırdığı etiketler, köklü İslami hareketlere bir leke getirmez.
İhvan-ı Müslimin, onlarca yıldır adaleti ve toplumsal dayanışmayı savunan, davet ve tebliğ çalışmaları ile ahlaklı bir toplum oluşturmaya çalışan köklü bir İslami harekettir. Terör yaftasıyla bu hakikatin üzerinin örtülmesi mümkün değildir.
Bu vesileyle, söz konusu kararı alanları ve bu karara zemin hazırlayan tüm işbirlikçi rejimleri bir kez daha şiddetle kınıyor, Müslüman halkların meşru mücadelesinin kriminalize edilemeyeceğini ilan ediyoruz.




