İşgalci rejimin sözde Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, işgal rejimi içindeki çürümenin artık gizlenemez hale geldiğini itiraf etti. Batı Kudüs’te düzenlenen bir programda konuşan Herzog, işgal toplumunun kenar mahallelerinden merkeze doğru yayılan “vahşet” ve “hayvanileşme” süreci yaşadığını söyledi.
Herzog, fanatik Yahudi yerleşimci çetelerin Müslüman ve Hristiyan Filistinlilerin kutsallarına saldırdığını, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistin topraklarını gasbeden çetelerin saldırılarının “korkunç boyutlara ulaştığını” kabul etti.
İşgal toplumunda yayılan şiddet kültürüne dikkat çeken Siyonist Herzog, “İsrail toplumunun kenar mahallelerinde korkunç bir hayvanileşme süreci yaşanıyor” ifadelerini kullandı. Herzog ayrıca, gözaltına alınan kişilerin hiçbir hakka sahip olmadığını düşünen kesimlerin “hayvani davranışlar” sergilediğini belirterek, işgal rejiminin içindeki aşırılaşmanın artık kontrolden çıktığını itiraf etmiş oldu.
Ben-Gvir’den Faşizmi Savunan Tepki
Herzog’un açıklamalarına, İşgalci rejimin aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Siyonist Itamar Ben-Gvir sert tepki gösterdi.
Ben-Gvir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “israil vatandaşlarını hayvan olarak nitelendiren biri cumhurbaşkanlığı görevine layık değildir” diyerek Herzog’u hedef aldı.
Ancak Siyonist Ben-Gvir’in geçmişi ve uygulamaları, Herzog’un sözlerini doğrular nitelikte. Gazze ablukasını kırmak amacıyla yola çıkan “Küresel Sumud Filosu” aktivistlerine yönelik işgal güçlerinin kötü muamelesini açıkça savunan Ben-Gvir, Filistinli esirlere yönelik işkence ve baskı politikalarının en ateşli destekçilerinden biri olarak biliniyor.
İnsan hakları kuruluşları, Ben-Gvir’in görev süresi boyunca işgal hapishanelerinde Filistinli esirlere yönelik sistematik işkencenin arttığını, koşulların ağırlaştığını ve ihlallerin kurumsal hale geldiğini vurguluyor.
İşgal Rejiminde Çürüme Derinleşiyor
Siyonist Herzog’un açıklamaları, işgal rejimi içinde büyüyen kriz ve toplumsal çöküşün sözde üst düzey isimler tarafından da artık gizlenemediğini ortaya koydu. Filistin topraklarını gasbeden yerleşimci çetelerin saldırıları, kutsal mekanlara yönelik provokasyonlar ve esirlere uygulanan sistematik baskılar, işgalci rejimindeki aşırı sağcı zihniyetin sözde devlet politikası haline geldiğini bir kez daha gözler önüne serdi.





