Batı Şeria’nın kadim şehri El Halil'de bulunan Harem-i İbrahim Camisi, bundan tam 32 yıl önce tarihinin en karanlık sabahlarından birine uyandı. İşgal rejimi altındaki topraklarda, fanatik bir Yahudi tarafından gerçekleştirilen saldırı sırasında mihrapta bulunan dönemin cami imamı Şeyh Adil İdris, yaşadığı dehşeti sarsıcı ifadelerle dile getirdi.

"Rüku ve Secdede Vuruldular"
Şeyh Adil İdris, saldırı anına dair unutamadığı detayları anlatırken, silah seslerinin ve cami içindeki feryatların hâlâ kulaklarında olduğunu belirtti. Namaz kılan cemaatin savunmasız bir şekilde hedef alındığını vurgulayan İdris, "Kurşunlar rükuya varan ve secdeye kapanan masumların bedenlerine isabet etti. İbadet halindeki insanlar cami içerisinde birer birer yere yığılırken, kutsal mekanın her köşesi kana bulandı," diyerek o sabah yaşanan katliamın boyutlarını gözler önüne serdi.

Ramazan ayının 15'inci gününe denk gelen cuma sabahı, fanatik Yahudi yerleşimci Baruch Goldstein, El Halil'deki Harem-i İbrahim Camisi'nde sabah namazını kılan Filistinlilerin üzerine ateş açtı. Saldırıda 29 Filistinli şehit oldu, 150'den fazla kişi yaralandı. Olay tarihe "El Halil Camii (Harem-i İbrahim) Katliamı" olarak geçti.

Saldırganın, El Halil'deki yasa dışı Kiryat Erbaa yerleşiminde yaşadığı ve "Kach" adlı radikal Siyonist terör örgütü mensubu olduğu açıklandı.

Saldırının ardından Harem-i İbrahim Camisi uzun süre kapatıldı ve yeniden açıldığında ise caminin yüzde 54'lük bölümünün Yahudilere tahsis edilerek ikiye bölündüğü görüldü.

Hazreti İshak ve eşinin kabirlerinin bulunduğu bölüm Müslümanlara bırakılırken, Hazreti Yakub ve Hazreti Yusuf'un makamlarının bulunduğu diğer kısımlar sinagoga dönüştürüldü.

"Namaz kılanlar birer birer yere düştü, her yer kana bulandı"
Dönemin Harem-i İbrahim Camisi imamı Şeyh Adil İdris, 25 Şubat 1994 günü yaşanan katliamı AA muhabirine anlattı.

İdris, "O gece, Harem-i İbrahim Camisi'ne yaklaşık 600 metre uzaklıkta olan El-Meşarif el-Fuka bölgesindeki evimden, kardeşlerim Selim, Velid ve eniştemle birlikte sabah namazına gitmek üzere çıktım." dedi.

O gece alışılmadık kısıtlamalarla karşılaştıklarını belirterek, kadınların "Selahaddin'in minberi, mihrap, ana salon ve Hazreti İshak ile eşi Refika'nın makamlarının bulunduğu" İshakiye bölümüne girmelerinin engellendiğini ve Caviliye kısmına yönlendirildiklerini anlatan İdris, Filistinlilerin katliamdan bir gün önce ertesi gün bir saldırı yapılacağına dair tehditler aldıklarını aktardı.

Camide sabah namazının farzını kıldırırken, secde sırasında işgal ordusunda subay ve doktor olan fanatik Yahudi yerleşimci Goldstein'in içeri girerek ibadet edenlere ateş açtığını söyleyen İdris, "Saldırıda 29 Filistinli şehit oldu: bunlar arasında kardeşim Selim de vardı. Yaklaşık 200 kişi yaralandı ve yaralılar arasında kardeşim Velid de bulunuyordu, kolundan vurulmuştu." diye konuştu.

İdris, "Kurşunlar rüku ve secdede olanlara isabet etti; ibadet edenler cami içinde birer birer yere düştü ve her yer kana bulandı." dedi.

Saldırıdan sonra işgal askerlerinin cami dışında da ateş açtığını, El-Ehli Hastanesi önünde 5 Filistinlinin katledildiğini kaydeden İdris, "Bir kardeşimi kaybettiğim, diğerinin yaralandığı bu katliam hayatımın dönüm noktası oldu." ifadelerini kullandı.

Katliam sonrası Harem-i İbrahim Camisi için yeni "uygulamalar" getirildi
Katliamın ardından işgal tarafından caminin 9 ay süreyle kapatıldığını ve bir soruşturma komisyonu kurulduğunu belirten İdris, "(Komisyonda) Alınan kararlar arasında caminin yüzde 54'üne el konulması, elektronik kapıların takılması ve ayda 50 ila 55 defa ezan okunmasının engellenmesi de vardı. Kararlar tümüyle haksız ve adaletsizdi." dedi.

İdris, ayrıca bu kapsamda caminin Yahudi bayramlarında yaklaşık 12 gün boyunca Müslümanlara tamamen kapatılması, İslami bayramlarda ise yılda 10 gün tamamen Müslümanlara açılması ve caminin çevresindeki yaklaşık 2 bin dükkanın kapatılması kararı verildiğini aktardı.

Süregelen katliam
İdris, "Caminin mevcut durumunu değiştirmeye yönelik girişimler ve baskılar yoluyla katliam bugün de farklı biçimlerde devam ediyor. 1994'ten bu yana alınan israil tedbirleri caminin durumunu daha da kötüye sürükledi." diye konuştu.

Caminin durumunun katliamdan bu yana giderek kötüleştiğini vurgulayan İdris, işgal makamlarının sürekli mekânın niteliğine ve kimliğine zarar verebilecek uygulamalar dayattığını ifade etti.

Harem-i İbrahim Camisi'nin o sabahın izlerini halen taşıdığını ve katliamın hafızalardan silinmediğini dile getiren İdris, "Allah'tan, bu camiyi her türlü saldırıdan korumasını diliyoruz." dedi.

Süregelen ihlaller
Harem çevresi dışından ibadet için gelenler, camiye ulaşmadan önce birden fazla askeri kontrol ve arama noktasından geçmek zorunda bırakılıyor. Kutsal mekanda ezan okunması da işgal rejimi tarafından sık sık engelleniyor.

El Halil kenti, 1997’de imzalanan ve H1 ile H2 olmak üzere iki bölgeye ayıran "El Halil Protokolü"ne tabi olup, Eski Şehir ve Harem-i İbrahimi'yi kapsayan H2 bölgesi tamamen işgal rejimin güvenlik kontrolü altında bulunuyor.

Yerel kaynaklara göre cami ve Eski Şehir çevresinde yasa dışı 8 yerleşim noktası bulunuyor; bunların 3'ü inşa aşamasında. Bölgede Filistin topraklarını gasbeden yüzlerce siyonist ile binlerce Filistinli ikamet ediyor.

2026 yılı başından itibaren camide bazı yeni uygulamalar yürürlüğe girdi. Bu uygulamalar arasında avluya yeniden çatı yerleştirilmesi, Filistinli yöneticilerin yetkilerinin kısıtlanması, Filistin topraklarını gasbeden bölgedeki siyonistlerin camiye baskınlarının artırılması ve ezanın tekrar yasaklanması yer alıyor.

Ayrıca sözde işgal hükümeti cami ve El Halil’deki yerleşim alanlarına ilişkin planlama ve inşaat yetkilerini "Sivil İdare"ye devretme kararı aldı.

Filistinli yetkililer ise söz konusu adımların mekânda yeni bir fiili durum yaratmayı amaçladığını vurguluyor.

Kaynak: AA