• DOLAR 8.318
  • EURO 10.116
  • ALTIN 499.157
  • ...
İstanbul Sözleşmesi ve Batı’nın mağlubiyeti

Riyad Makaev – Doğruhaber/Analiz

Batı medeniyeti insan hakları sözleşmesini ortaya koyduktan bu yana özgürlükler adına akılalmaz fikirler ortaya koyarak öncelikle kendi aile yapısını bozdu, ardından İslam alemine müdahaleler yapmaya başladı. Demokrasi adı altında tamamen aile müessesini tamamen dağıtan Batı, bu yetmiyormuş gibi İslam ülkelerde demokrasi adı altında ve insan hakları ve özellikle kadın hakları şemsiyesi altında Müslüman aile yapısına müdahale etmektedir. Aramızda biraz yabancı dille tanışanlar hemen Batı’dan yeni fikirleriyle piyasaya çıkarak adeta yeni bir buluş gibi Batı’nın fasık fikirlerini Müslüman topluma dayatmaya çalışırlar. Kendi özünden uzaklaşan ya da  kendi medeniyetini unutan bazı marjinal gruplar ise bu fikirlere sımsıkı sarılırlar. Çünkü, dinini bilmezler, kitabını bilmezler ve Peygamberini bilmezler. Oysa, Batı kadını henüz insan bile saymazken, sonra bir reklam aracı olarak kullanarak ve kadın ticareti yaparak para kazanırken, İslam alemi kadını baştacı etmiştir. Kitabımızda Cenabı Hakk şöyle buyuruyor: “Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa onlara öf bile deme! Onları azarlama! İkisine de gönül alıcı güzel sözler söyle.” Bir rivayette ise “Cennet annelerin ayakları altındadır” buyuruluyor. Kitabımızda ise “Nisa” (Kadınlar) adında bir sure yer almaktadır. Kadınlarla ilgili tüm hükümleri Kitabımızda açıkça belirtilmiştir. Sadece kadınlar ile ilgili değil, kız çocukların bile hakları korunmuştur. Kitabımız her türlü kadın hakkını koruma altına almış, hem dünyada hem de ahirette bunun cezasını bile belli etmiştir. Batı kadını insan sayıp saymayacağını tartışırken, İslam kadının tüm haklarını koruyarak, kadın ticaretini yasaklamış, evlilikle ilgili hükümler belirlemiş ve kadınları tam bir mirasçı kılmıştır. Bugün, ülkemizde kadın hakları korunmuyor, kadına şiddet uygulanıyor diyenler kendi medeniyetini unutup, Batılılaşmayı bir aydınlık sayıp Batılılar gibi “özgürlüklerin!” kurbanı olanlardır. Özüne dönüp Cenabı Hakk’ın belirlediği hukümlere dönersek, insanlarımıza hakkıyla dinimizi öğretirsek kadın laik olduğu yeri bulacaktır. Ama, zinayı, içkiyi serbest bırakıp, kadını ve erkeği eşit sayarsak iş karışır. Kadın asla biyolojik olarak bir erkek gibi değildir. Dolayısyla, kadının yeri ayrı, erkeğin yeri ayrı. Dönelim İstanbul Sözleşmesine, Türkiye bu sözleşmeden ayrılınca Batı’da sesler çıkmaya başladı. Batı bizim kadınlarımızı düşünüyormuş! Suriye’de, Filistin’de, Yemen’de, Afrika’da, Afganistan’da ölenler, Akdenizde, Ege Denizi’nde boğulanların da kadınlar olduğunu hatırlatmak isterim onlara.

İstanbul Sözleşmesi ile kısaca kadınların her türlü şiddet ve ayrımcılıktan korunması, kadınlarla erkekler arasında eşitliğin yaygınlaştırılması ve bu amaçlar için kapsamlı çerçeve, politika ve tedbirler tasarlanması ve bu konularda uluslararası işbirliğinin yaygınlaştırılması hedeflenerek hassas bir şekilde bizim ailemizi parçalamak istediler. Batı, kadın haklarını koruma altında LGBT propagandası yapmak istemektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliği adı altında bambaşka propaganda yürütülüyor. Türkiye’nin bu sözleşmeden çekilmesini bahane edilerek Batı tarafından yapılan baskılar, alıştıkları gibi kadınları kullanarak Türkiye’yi karıştırmaktan başka birşey değildir.

 

Markanız bizimle şehrin markası olsun
ŞEHİR MARKALARI
Reklam İletişim 0212 562 60 06

Bu haberler de ilginizi çekebilir