Görme engelli öğretmenler öğrencilerine umut oluyor

Görme engelli öğretmenler öğrencilerine umut oluyor

Gaziantep'teki GAP Görme Engelliler İlkokulu ve Ortaokulunda görev yapan Ekrem Kılıç (57) ile Ebru Gül Şan (28), aradan yıllar geçtikten sonra mezun olduğu okulda görev yapmanın mutluluğunu yaşıyor.

Doğuştan görme engelli oldukları için bugünlere kolay kolay gelmediklerini söyleyen öğretmenler, duygu ve düşüncelerini anlattılar.

Yaklaşık 33 yıldır bu okulda görev yapan Ekrem Kılıç, okul müdürü Mehmet Yıldız'ın ve okuldaki 8 öğretmenin de kendi öğrencisi olduğunu anlattı.

Kılıç, "Ben Sivas Şarkışlalı'yım. Eskiden görme engellilere yönelik bu okullar çok yaygın değildi. O dönem sadece Ankara ve Gaziantep'te vardı. Ben de 1967 yılında bu okulda eğitim hayatıma başladım. İlk ve orta tahsilimi burada tamamladım. Eğitimimin devamını çeşitli liselerde tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite okudum. 1985 yılında bu okula atandım." dedi.

"Biz de görme engelli olduğumuz için öğrencilerimizin yapısını biliyoruz"

Mezun olduğu okulda öğretmenlik yapmanın onur verici olduğunu belirten Kılıç, sözlerine şöyle devam etti: "Eskiden stajyer uygulaması vardı. Stajyer öğretmenler, diğer rehber öğretmenleriyle birlikte derse girerdi. Rahmetle ve saygıyla andığım öğretmenim, o dönem bana 'Öğretmenlik yaşanılarak öğrenilir.' demişti. Biz de görme engelli birey olmamızdan dolayı öğrencilerimizin psikolojisini ve yapısını yakinen biliyor, en azından yaşıyoruz. Bu bağlamda mezun olduğum bir kurumda öğretmenlik yapmak gerçekten onur vericidir. Çünkü beni yetiştiren öğretmenlerimin izinden giderek, görme engelli kardeşlerimizi onurlu, hayata tutunan, mücadeleci, azimli, değerlerimize bağlı olarak yetiştirmenin azim ve gayreti içerisindeyiz. 33 yıldan beri bu mücadeleyi veriyoruz."

"Mezun olduğum okulda hayata tutunan kitleler yetiştirmek için mücadele ediyorum"

Öğretmenlik mesleğini icra etmenin önemine değinen Kılıç, "Okul müdürümüz de dâhil olmak üzere, yaklaşık 8 görme engelli öğretmen benim öğrencim. Bunun da ayrı bir mutluluğu var. Mezun olduğum okulda kendimiz gibi hayata tutunan, mücadele edebilen, özgürlüğünü, hayattaki bağımsız duruşunu gerçekleştirebilecek kitleler yetiştirmek için mücadele ediyoruz. Bunun karşılığını görmek insanı mutlu ediyor. Öğretmenlik mesleği kutsal bir meslektir. Çünkü biz, ilk emri 'Oku!' olan bir dinin mensubuyuz. 'Bana bir harf öğretene 40 yıl köle olurum.' diyen bir büyüğümüzün izinden gidiyoruz. Demek ki öğretmen isterse öğrencilerini şerefli, onurlu, kıvanç, dirençli, mücadeleci, milli kültür ve tarihine, değerlerine bağlı bir şekilde yetiştirebilir. Eğer doğru yol gösterilmezse görme engelli insanlar isyana, kaderine küsmeye, içine kapanmaya ve toplumla kavga etmeye hazırdır." ifadelerini kullandı.

"En büyük engel düşünce engelidir"

Son olarak Kılıç, "Görme engelime aldırmadan çocukluğumdan bu yana öğretmenliği hayal ediyordum. Engelim hiçbir zaman mesleğimi yapmama engel olmadı. Görme engellilerin önündeki engeller kaldırıldığında başaramayacakları, aşamayacakları engel yoktur. En büyük engel düşünce engelidir." şeklinde konuştu.

Doğuştan görme engelli olan Ebru Gül Şan ise birçok zorluğu aşarak geldiği bugünlerde kendi azmini öğrencilerine de aktarmaya çalışıyor.

"Liseyi birincilikle, üniversiteyi ikincilikle bitirdim"

Lise ve üniversite okurken öğrenciler arasında sadece kendisinin görme engelli olduğunu belirten Şan, şunları söyledi:

"Bu okulun mezunuyum. Ailem, ben 4 aylıkken görme engelli olduğumu fark etmiş. 6,5 yaşında bu görme engelliler okulunda eğitime başladım. Bir yılı hazırlık, 8 yılı ilköğretim olmak üzere 9 yıl bu okul ve sıralarda kendi öğrencilerim gibi eğitim gördüm. Daha sonra normal lisede eğitim gördüm. Lisede tek görme engelli öğrenci ben olmama rağmen liseyi birincilikle bitirdim. Daha sonra Türkiye'de ilk bire girerek Ankara Gazi Üniversitesi Görme Engelliler Öğretmenliği Bölümü'nü kazandım. Üniversiteyi ikincilikle bitirdim. Üniversitede tek görme engelli öğrenciydim. İlk atamada Urfa RAM'a atandım. Yaklaşık 2 yıl sonra da GAP Görme Engelliler okuluna yani kendi eğitim gördüğüm okuluma öğretmen olarak geldim. 2 yıldır bu okulda öğretmenlik yapıyorum."

"Ailem birkaç kelime öğrenmem için beni okula gönderdi ama öğretmen oldum"

Öğrenciler ve veliler için de umut olduğunu dile getiren Şan, "Bu okuldaki öğretmenlerin yüzde 90'ı benim öğretmenim. Onların emeğinin karşılığını vermiş olmak çok güzel bir duygu. Aynı zamanda velilerim için de bir umut oluyorum. Çünkü ailem, sadece okuma ve yazmayı yani birkaç kelime öğrenmek için beni bu okula gönderdi. Ama ben öğretmen oldum. Ailem bu okula geldiğinde görme engelli öğretmenleri gördüklerinde çok şaşırmıştı. 'Acaba bizim de kızımız öğretmen olur mu?' dediler. Allah'a şükürler olsun, ailemin temennisi gerçekleşti. İnşallah ben de kendi öğrencilerime umut olurum. Öğrencilerime, onlar gibi görme engelli bir öğrenci olduğumu söylüyorum. Onları bu şekilde motive ediyorum. Öğrenciler de beni ve diğer öğretmenleri örnek alıyorlar." dedi.

Şan, diğer engellilere tavsiyelerde bulunarak, "Aynı zamanda öğretmenlerimin yanında olmak, onlarla birlikte aynı okulda görev yapmak bana mutluluk veriyor. Zamanında öğretmen öğrenci ilişkisi varken şimdi de meslektaş ilişkisinin olması çok güzel bir duygu. Tüm görme engelli ve diğer engelli arkadaşlarımın bu konuda kesinlikle yılmamalarını tavsiye ediyorum. Çünkü insanın kendisine engel olması kadar hiçbir engel insana engel olamaz. Azmettikten ve çalıştıktan sonra başaramayacağımız, geçemeyeceğimiz, aşamayacağımız hiçbir engel yok diye düşünüyorum." şeklinde konuştu.

"Öğretmenlik sabır ve sebat isteyen bir meslektir"

İslam'ın okumaya çok büyük önem verdiğini ifade eden Şan, "Öğretmenlik kutsal bir meslektir. Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti 'Oku!' diye başlıyor. Hz. Ali 'Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum.' diyor. Gerçekten öğretmenlik sabır ve sebat isteyen bir meslektir. Bana göre öğretmenlik vicdan mesleğidir. Eğer ben dünyaya bir daha gelecek olsaydım yine öğretmen olmayı tercih ederdim. Çünkü bu mesleğin apayrı bir duygusu var. Normal öğrencilerin de başarıları çok önemlidir. Ama engelli bir bireyin başarması ve güzel bir yere gelmesi çok daha önemlidir. Öğrenci ve velilerimizin bize göstereceği saygı ve sevgi ile başarıları bizim için en büyük hediyedir. Bu şekilde olduğu sürece de her gün öğretmenler günü olur." dedi. (İbrahim Koçyiğit - İLKHA)

Tuşba 'Eğitim Değerlendirme' toplantısı düzenlendi

Tuşba 'Eğitim Değerlendirme' toplantısı düzenlendi

Tuşba 'Eğitim Değerlendirme' toplantısı düzenlendi

Tuşba 'Eğitim Değerlendirme' toplantısı düzenlendi

Tuşba 'Eğitim Değerlendirme' toplantısı düzenlendi

Tuşba 'Eğitim Değerlendirme' toplantısı düzenlendi

Tuşba 'Eğitim Değerlendirme' toplantısı düzenlendi

Tuşba 'Eğitim Değerlendirme' toplantısı düzenlendi

Tuşba 'Eğitim Değerlendirme' toplantısı düzenlendi

Tuşba 'Eğitim Değerlendirme' toplantısı düzenlendi

Tuşba 'Eğitim Değerlendirme' toplantısı düzenlendi

Tuşba 'Eğitim Değerlendirme' toplantısı düzenlendi
 

En Çok Okunanlar