Kalbin imtihanı: Vesvese

Kalbin imtihanı: Vesvese

✒ İLİM - İRFAN - DOĞRUHABER
Lügatte fısıldama, kötü telkinde bulunma, karışık sözler söyleme, kuşkulanma manalarına gelen vesvese şeytanın veya nefsin insana kötü ve zararlı telkinde bulunması, şeytandan veya nefisten gelen ve insana kötülüğün telkinidir.

İbadet ve itikad gibi kulun Allah (cc) ile olan ilişkisine halel getirmek için şeytan tarafından kullara aktarılan vesvese geçmişten günümüz birçok Müslümanın müptela olduğu ve yenik düştüğü musibetlerden biridir. Öyle ki bu büyük musibete yenik düşen kimi Müslümanlar zamanla Cenab-ı Allah'ın varlığı ile ilgili şüphelere girmiş, ona olan kulluk görevini ifa etmede kusurlu davranmışlardır.

İki türlü vesvese vardır; biri ibadî diğer ise itikadidir. İtikadî olan, kişinin Cenab- Allah'ın varlığı veya sıfatlarından biriyle ilgili şüpheye düşmesidir. İbadî olan vesvese ise ibadetlerle ilgili bir hususun yerine getirilip getirilmediği veya gerektiği gibi yapılıp yapılmadığı hususunda yahut diğer sorumlulukları yerine getirmede aşırı derecede şüpheye kapılarak aynı uygulamayı defalarca tekrarlamadır. Akaidle ilgili olan vesvese direk imana taalluk ettiği için daha tehlikelidir… Vesvese her Müslümanın başına gelebilecek bir musibettir. Sadece imanı zayıf olanlar değil salih ve âbid kullarda da vesvese olabilir. Fakat itikatla ilgili olan vesvese çoğunlukla imanı zayıf olan kişilerde bulunurken ibadetlerle ilgili olan vesveseler ise âbid ve salih kullarda da bulunabilir.

Şeytanın ve nefsin vesveselerinden korunmak için şunlara dikkat edilmesi gerekir;

1- Her şeyden önce kişi, vesvesenin hiçbir şekilde hayır getirmeyeceğine ve şerrin kapısı olduğuna kanaat getirilmelidir. Bununla ilgili de vesvese sahibi olan kişilerin içine düştüğü durum göz önüne getirilmeli ve bundan ibret alınmalıdır. Özellikle ibadetlerinde vesvese taşıyan salih ve âbid kullar, hassasiyet gösterdikleri abdest, namaz, hac ve diğer ibadetlerin vesvese musibetiyle geçersiz sayılabileceğini ve zamanla ibadetleri terk etme tehlikesinin bulunabileceğini idrak etmelidir.

2- Vesvese musibetinin en kuvvetli ilacı daima Allah'a sığınmaktır. Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) dua ederken şeytanın vesveselerinden Allah'a sığınırdı. Cenab-ı Allah, kitab-ı mübininde şöyle buyurmaktadır: “Şüphe yok ki Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman derhal Allah'ı hatırlarlar da sonra hemen gözlerini açarlar.” (A'raf 201)

3- Kalp daima salih ve hayırlı amellerle meşgul olmalıdır. Vesvese hastalığı bulunanların en büyük düşmanı tek kalmaları ve farklı şeylerle meşgul olmamalarıdır. Aynı durum diğer kişiler için de geçerlidir. Zira kalp hayırla meşgul olmazsa şeytan kendisine haramları telkin eder. İmtihan gereği kalp iyi ve kötüyü almaya uyumlu bir şekilde yaratılmıştır. Eğer iyiliklerle meşgul olunmazsa kötülükler ve vesveseler insanı çepeçevre kuşatır.

EL HÂLIK
Allah'ın güzel isimlerinden olan El-Halık, her şeyi yoktan var eden, varlıkların geçireceği merhaleleri takdir eden anlamlarına gelmektedir. Saniyede 4 insan ve günde yaklaşık 350.000 insan yaratılıyor. Bu kadar kısa sürede yaratılan bunca varlık akıl almaz bir muhteşemlikte vücuda geliyor. Kâinattaki yaratılmış varlıkları saymak mümkün değildir.

“Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah'ın ayetleri yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Lokman – 27)

Tüm mahlûkat yoktan var edilmiştir. Olmayan bir şeyi var etmek büyük bir güç gerektirir. Mikroskobik ortamlarda görülebilecek kadar küçük varlıklar varken, teleskobik cihazlarla dahi görülemeyecek kadar büyük varlıklar yaratılmış. İşte bütün bu harika yaratılmış eserler El-Halık olan Allah'ın eserleridir.

“Şanım hakkı için biz insanı çamurdan, süzülmüş bir hülasadan yarattık. Sonra onu sağlam bir yerde bir nutfe olarak yerleştirdik. Sonra o nutfeyi bir alaka olarak yarattık, sonra o alakayı bir mudga olarak yarattık, sonra bu mudgayı bir takım kemikler halinde yarattık, sonra bu kemiklere bir et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratılışla insan olarak meydana getirdik. İşte yaratanların en güzeli olan Allah ne yücedir.” (Mu'minun 12-14)

FETVALAR

İNTERNET CAFE VE PLAYSTATİON SALONLARI

✒SORU: Benim bir dükkânım var. Bir arkadaşım ısrarla İnternet Kafe için kiralamak istiyor. Kendisine dükkânımı kiralamam caiz midir?

✑CEVAP:  İslam dini, kişiyi farz ibadetlerden alıkoymadığı sürece kumar olmayan bütün oyun ve eğlence çeşitlerini mubah görür. İnternet Cafe ve Playstation gibi eğlence yerlerini açmak ve orada çalışmak asli itibariyle haram değildir. Aynı şekilde bu tür yerlere gayrimenkuller satılabilir, kiralık olarak verilebilir.

Fakat bazı durumlar vardır ki asli itibariyle mubah olan bu muameleyi haram kılabiliyor. Mesela; internet kafeler erkek ve bayanların sosyal ağ üzerinden birbirleriyle görüşme yeri haline gelmişse, bilgisayar ve internet üzerinden uygunsuz görseller takip ediliyorsa, oyunlar kumar niyetiyle oynanıyorsa ve bazı yerlerde olduğu gibi haram yiyecek ve içecekler servis ediliyorsa helal olan kafede işçi olarak çalışmak ve gayrimenkulleri bu tür yerlere kiraya vermek tüm bu sebeplerden ötürü haram olur. Çünkü mal sahibinin kendisi bilfiil bu tür şeyleri yapmasa da vesile olmuştur.
Çoğunlukla şöyle bir soruyla muhatap oluyoruz; Herkes kendi niyetine göre internet kafelere geliyor. İçlerinden kötü niyetli olanlar da var sadece işi düştüğü için gelenler de. Bu durumda ne yapılmalıdır, hangisi itibara alınır?

İçerisinde helal ve haram davranışların yapıldığı bir ortamda “çoğunluk” esas alınır. İnternet kafelerde de çoğunlukla İslam'ın meşru görmediği fiiller yapılırsa, ki yaşadığımız ülkede çoğunlukla böyledir, bu tür yerleri açıp buna vesile olmakta haram olur. Buna imkân sağlayan dükkân sahipleri de aynı şekilde değerlendirilir.

SURELERİ TANIYALIM

YUSUF SURESİ

Surenin bilinen tek ismi budur. Sure baştan sona Yusuf aleyhisselamın kıssasını anlattığı için bu adı alır. Cenab-ı Allah'ın, “kıssaların en güzeli” olarak tanıttığı Hz. Yusuf kıssası surenin tamamını içine alıyor. Kur'an-ı Kerim'de başlangıçtan bitişe kadar bir kıssanın bütünlük içerisinde verildiği tek suredir. Yusuf aleyhisselamın gördüğü rüya, kardeşleri tarafından kuyuya atılması, Mısır'a gidişi, köle olarak satılıp saraya gelişi, günaha davet edilmesi, zindana atılması, Mısır Aziz'inin gördüğü rüyayı yorumlaması, zindandan çıkışı, makam sahibi olması, kendisine kötülükte bulunan kardeşlerini bağışlaması bir bütünlük içerisinde geçmektedir.

Mekke döneminde nazil olmuştur. 111 ayettir. Nüzul sıralamasında 53. Sure olduğu ve Hud suresinden sonra, Hicr suresinden önce indiği rivayet edilir.

SURENİN TEMEL MESAJLARI

Çocuklara karşı sevgide ölçülü olunmalıdır. Birisine olan sevgi diğer kardeşleri kıskandıracak nitelikte olmamalıdır.

Yüce Allah Salih kullarını kötülüklerden korur.

Yusuf aleyhisselam zindanı, Allah'a isyana tercih etmiştir.

Sorumluluk büyük bir yük olmasına rağmen ehil insanlar yoksa ehil olan kişiler tarafından talep edilmelidir.

Affetmek büyük bir erdemliliktir.

Kişi davet vazifesine her yerde devam etmelidir.

Keskul

Bala Batan Arı

Bir arı, rızkı için dolaşırken köşede bir arı kovanı gördü. O bala olan arzusu nedeniyle kendini kaybedip: “Benden bir arpa tanesini alıp bunun karşılığında beni kovanın içine sokacak kişi nerededir?” “Ah bir ulaşsam kovanın içine! Benim için en güzel yer, balın yanıdır.” dedi
Biri gelip onu bu isteğine ulaştırmak istedi. Bir arpa tanesi aldı arıdan. Bir yol buldu ve onu kovanın içine soktu.

Arı balın içine dalınca, eli ayağı bala bulandı.

Çırpındıkça yoruldu, gücü kesildi, çabaladıkça daha da yapıştı.

Ondan sonra başladı feryada: “Mahvoldum, bal bana zehirden daha fazla zarar verdi. İçeri girmek için bir arpa tanesi verdim, şimdi buradan çıkmak için iki arpa tanesi vereceğim. Yeter ki beni buradan çıkarın.

En Çok Okunanlar