Rusya'nın savaş taktiği ve dünya kamuoyu

Rusya'nın  savaş taktiği  ve dünya kamuoyu

RİYAD MAKAEV – DOĞRUHABER/ANALİZ

Suriye savaşı beşinci yılını doldururken, gördüğümüz sivil katliamlar içler acıtan türden. Esed, dünya kamuoyunda oluşacak etki-tepkiden dolayı hiç olmazsa dikkat etmeye çalışıyordu. Kendi halkına saldırıyordu ama dikkatli davranıyordu. Ancak, Rusya oyuna dâhil olduktan sonra tüm stratejiler değişti. Artık, Esed'in arkasında ve önünde “çift başlı akbaba” duruyor. Rusya Suriye'de özellikle sivillere yönelik bombardımanlar gerçekleştiriyor ve üstüne ben yapmadım diyor. Bunun nedenleri nedir, Rusya acımasızca neden sivilleri katlediyor?

RUSYA'NIN SAVAŞ TAKTİĞİ

Rusya, sivillere yönelik saldırı taktiğini Afganistan savaşında denemiştir ve geliştirmiştir. Afgan mücahitlerin gerilla taktiğine karşı yapacak bir şey bulamayınca mücahitlerin yakınlarına karşı yeni bir uygulama başlattılar. Rusya mücahitlerin kendilerine yönelik her saldırı karşısında sivillere yönelik bombardıman gerçekleştirdi. Bu taktik mücahitleri saldırılardan epey geri püskürttü. Rusya'nın Afganistan'da öldürdükleri sivillerin sayısı hala bilinmiyor. Tabi ki o zamanlar Sovyetler Birliği tüm dünyada süper güç olarak biliniyordu. Ancak, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra ortada kalan Rusya kendi iç problemleriyle karşı-karşıya kalmıştı. Rusya öyle bir duruma gelmişti ki, ekonomisi çökmüş, yolsuzluklar en üst safhaya çıkmış, ordu dağılacak ve Rusya küçücük devletçiklere bölünecek derken, imdadına yine Batı yetişti.

Ayyaş olan Boris Yeltsin başkanlığındaki dağılacak devleti koruyabilmek için Çeçenistan'da savaş başlattılar. Afganistan'da yenilgiye uğramış bir ordu ile Çeçenistan'a saldıran Rusya iki sene içinde Çeçen mücahitler karşısında yenilgiye uğramıştı. İşte o zaman Rusya kendi içinde reformlara girip eski defterleri karıştırmaya başladı. Var olabilmek için o dönemki ekonomisiyle sadece tekrar Çeçenistan'a saldırabilirdi. Afganistan'da denedikleri taktiği Çeçen mücahitlere karşı kullanmaya başladılar. Önce, hastaneler, okullar, pazarlar, kreşleri bombalamaya başladılar. Rusya, halkı paniğe sevketmenin ve mücahitlere karşı kışkırtmanın en verimli metodunu kendince bulmuştu. Mücahitler saldırdıkça Rusya sivilleri bombaladı ve neticesinde mücahitler kendi halkını koruyabilmek için saldırılardan vazgeçti. Rusya yerel yönetimler seçerek ihbarcıları çoğalttı ve her yerleşim bölgesinde bir mücahit köye geldiğinde tüm köyü bombaladı. Dolayısıyla mücahitler köye gelmez oldu. Mücahitlere yardım ve yataklık yapan yerleşim bölgelerini de bombalıyorlardı. Böylece direnişçileri desteksiz bıraktı ve direniş yavaş yavaş azaldı ve dağlarda sıkışan mücahitler terörist muamelesi görerek teker-teker şehit edildi. Bugün aynısını Suriye'de gerçekleştiriyorlar. Rusya'nın acelesi yok. Rejime muhalif olanlar bu taktikle zamanla yenilgiye uğrayacaklar. Çünkü nereye girerlerse Rusya orada sivilleri bombalar. Zamanla suçlu muhalifler olacak. Halkı, muhalif güçlere karşı kışkırtacaklar.

DÜNYA KAMUOYU

Çeçenistan'da demin anlattığım olaylar yaşanırken, Rusya'ya ciddi bir biçimde dur diyen bir Batı'yı hiç görmedik. ABD'deki 11 Eylül olaylarını bahane ederek Batı koalisyonu Afganistan'a ve ardından Irak'a girdi. Rusya Kafkasya'da sivilleri katlederken, Batı Afganistan'da ve Irak'ta katliam yapıyordu. Dünya medyası bu katliamı “uluslararası terörle mücadele” olarak adlandırıyordu. Bizler sadece sokaklara çıkıp slogan atarak, lanet okuyarak mitingler yapıyorduk ve sonunda onları da bıraktık ve unuttuk. Sürekli katliamlarını örtmek için gündem değiştiriyor ve devlet menfaatleri için Çeçenistan'da, Afganistan'da, Irak'ta milyonlarca Müslüman katledildi. İslam adına çıkış yapan kim olursa olsun “terörist” damgası vuruluyordu. Çeçen mücadelesi; Taliban mücadelesi; Irak mücadelesi hep gayr-ı Müslimlerin saldırılarına karşı yapılan mücadele idi. Ama ne değiştiyse Çeçenler terörist oldu, Taliban terörist oldu ve Irak da terörist oldu. Bunu Müslümanlar ve İslam ümmeti de baklava gibi yuttu. Hala bu propaganda devam ediyor. Rusya Çeçen sivilleri katlederken Batı'nın menfaatine dokunmuyordu. Ancak, Rusya bugün Suriye'de aynı taktiği uygulamaya başlayınca her taraftan sesler çıkmaya başladı. Bu Batı'nın ikiyüzlülüğünün alametidir. Rusya sadece bugün sivilleri bombalamaya başlamadı. Bunu hep yapıyordu ve Batı bu durumu destekliyordu. Rusya Suriye'de kara operasyonlarına katılmaz. Zaten gerek de yok. Sivilleri bombalar ve bu da Rusya'nın savaş taktiğidir. Rusya Ortodoks Hristiyan mezhebine tabi, akidesi olan bir devlettir. Onlara göre, Müslümanları öldürmek günah değildir. Bir de savaşta istenmeyen olaylar mutlaka olur anlayışına sahipler. Sözde dünyanın kabul ettiği Cenevre ve uluslararası antlaşmaları savaş kuralları olarak Rusya da batı da nerede ve ne zaman tanımışlardır ki? “Ateş düştüğü yeri yakar”, Suriye'de ölenler için Batı dünyasında veya Rusya'da bir mum yakan gördünüz mü? Göremezsiniz… Batı'da ve Rusya'da uygarlıktan, insan haklarından, hayvan haklarından, özgürlüklerden bahsedenler işte onlardır katliamların ve tüm problemlerin arkasında saklanıp bu katliamları yapanlar. BM toplantılarında oturup Suriye'deki sivil katliamları eleştirenler, kınayanlar ve endişe duyanlar sadece açıklamalar yaparken mikrofon önünde bunu dile getirirler. Mikrofondan uzaklaşmadan onların acısı ve endişesi hemen kaybolur. Kendi odalarına döndüklerinde Sekreterlerine: Nasıl konuştum beğendiniz mi? diye sorarlar. Rusya'nın Çeçen katliamını onaylayanlar bugün Suriyelilerin katliamını da onaylarlar bunda hiç şüphem yok. Dünya kamuoyu önünde bir çıkışları olması gerektiği düşüncesinden dolayı ağızlarını açıyorlar. Batı koordinatları veriyor Rusya vuruyor. Olay böyle gerçekleşiyor.

İSLAM DÜNYASI

İslam dünyasında yaşananları gördükçe kahroluyor insan. Birlik yok, kardeşlik yok, güvenmek yok, güç yok. Allah'tan daha çok Batı'dan ve ekonominin bozulacağından korkar olduk. Her şeyi maddiyata bağladık ve adeta ona tapıyoruz. Allah'ı unuttuk dolayısıyla İslam kardeşliği, yardımseverliği, ümmet anlayışını kaybettik. Bölündük, parçalandık ve parçalarını da bölüp diğer parçalara bölmeye çalışıyoruz. Görüşümüz, anlayışımız, bakışımız değişti. Kime benzediğimizi bile bilmiyoruz. Müslümanız diyoruz, Batılıların değerleriyle yaşıyoruz. Her bölgede bir halife çıkarıyoruz. Biz böyle değildik. Ne oldu bize? Arkaya bakalım, dedelerimiz ne yapmış nasıl yaşamışlar bir araştıralım. Fikir üretemiyorsak, çıkış yolumuzu bulamıyorsak bakalım dedelerimiz böyle durumlarda ne yapmışlar. Elimizdeki yüce kitabı değerlendirelim bir ortak ümmet anayasası düzenleyelim ona göre hareket edelim…

SONUÇ

Sonuç olarak şuanda yaşadığımız hali birkaç cümleyle bir teşbihle değerlendirmek istiyorum. ABD'de bir ofis var. O ofiste bir dünya yöneticisi bulunmaktadır. Ofisin tabelasında “Birleşmiş Milletler” yazmaktadır. Herkes onu tanır ama bugüne kadar onu gören yok. O, İblis'tir. Dünyayı ele geçirmiş ve yönetiyor. Yardımcıları var beş tane. İşini çok iyi yapmaktalar. Öyle güzel işler yaparlar ki İblis kendisi onlara ödül verir. Diğerleri ise bu beşe girebilmek için sıraya dizilmiş, İblis'in gözüne girebilmek için elinden gelen her şeyi yapıp duruyorlar.  İblis de bu beşten bıkmış ve yeni liste oluşturuyor. Arananlar daha fazla fesat çıkaracak, kan dökecek olanlardır. Bu ofis dağılmadıkça dünyanın hali değişmez diye düşünüyorum…

En Çok Okunanlar