Soykırımcı israilli bir analist, Netanyahu ve Trump’ın İran’ı boyun eğdirme ve müttefiklerini dağıtma konusunda başarısız olduğunu vurgulayarak, “güvenlik kuşakları” politikasıyla “B planına” kaçışın, yeniden yıpratma bataklığına ve gerilla savaşına sürükleyeceği açıklamasında bulundu.

“Haaretz” gazetesinin ekonomi yorumcusu ve analisti Nehemia Strassler, “Zafer vaat ettiler, başarısızlık getirdiler” başlıklı makalesinde işgal hükümeti başkanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump’a sert eleştiriler yöneltti. Strassler, İran’ı teslim alma yönündeki vaatlerin başarısız olduğunu belirtirken, alternatif olarak gündeme getirilen “güvenlik kuşakları” siyasetinin felaket sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.

Trump geri adım attı, Netanyahu’yu aşağıladı

Strassler, Trump’la çalışmanın zor ve anlamsız olduğunu belirterek onu “dengesiz, tutarsız, anlık kararlar veren ve sürekli tehdit savuran ama hiçbir ültimatomunu uygulamayan biri” olarak tanımladı.

Yazar, Trump’ın geçen nisan ayında “Bu gece bütün bir medeniyet yok edilecek” dedikten aynı gece ateşkes ilan ettiğini hatırlatarak çelişkili tavrına dikkat çekti. Trump’ın sürekli İran’ın anlaşma için yalvardığını söylediğini, ancak aslında yeniden savaşa dönmekten korkanın kendisi olduğunu ifade etti. Trump’ın “yüzde elli elli güçlü bir ihtimal var” gibi sözlerle kendi kendisiyle çeliştiğini belirtti.

Siyonist analist, İran’la şekillenmekte olan prensip anlaşmasına israilin hiçbir çıkarını dahil edememekten Netanyahu’yu sorumlu tuttu. Netanyahu’nun sürekli Trump’la yakın dostluğundan ve onunla görüştüğünden övündüğünü hatırlatan Strassler, alaycı şekilde “Ne konuşuyorlar? Affı mı?” diye sordu. Trump’ın Netanyahu’yu müzakerelerin dışında bıraktığını ve “Bibi benim dediğim her şeyi yapacak” diyerek onu aşağıladığını söyledi.

Strassler’e göre Trump, ABD’nin İran’dan doğrudan tehdit altında olmaması ve Tahran’a çok uzak bir konumda bulunması nedeniyle kötü bir anlaşmayı kabul etti. Trump’ın en büyük hatasının bombardımanı durdurup ardından taviz istemesi olduğunu söyleyen siyonist analizt, bunun Washington’un tüm baskı kozlarını kaybetmesine yol açtığını ifade etti. İranlıların müzakereleri ağırdan aldığını, dinleyip güldüğünü ve hiçbir şeyi imzalamayacağını söyledi.

Analist, ortaya çıkan anlaşmayı “İsrail açısından felaket” olarak nitelendirerek, Trump’ın israili yüzüstü bıraktığını ve ertelenmiş taahhütler karşılığında ekonomik kolaylıklarla İran’a nakit akışı sağlamaya hazır olduğunu yazdı.

Strassler, Trump ve Netanyahu’nun nükleer tesisler ile füze üretimine verilen zararlarla övünmesine rağmen İran’ın ayakta kaldığını, rejimin devrilmediğini ve hiçbir anlaşmanın imzalanmadığını vurguladı. Bu nedenle savaşın ikinci turunun da tıpkı Haziran 2025’teki ilk tur gibi “ne zafer ne de kazanım” getirmediğini ifade etti.

“B Planı”na kaçış: Güvenlik kuşakları bataklığına dönüş

Strassler, Netanyahu’nun hiçbir içi boş vaadini gerçekleştiremediğini belirtti. İran’ın nükleer programının yok edilmediğini, Hamas’ın Gazze’de güç kazandığını ve Hizbullah’ın silahsızlandırılamadığını söyledi.

7 Ekim şokunun ardından Netanyahu’nun yeni bir baskını önlemek için “B Planı” olarak güvenlik kuşakları politikasına yöneldiğini aktaran Strassler, bu politikanın kaçınılmaz olarak israil ordusuna karşı gerilla saldırılarına ve günlük ağır kayıplara yol açacağını söyledi. israilin 18 yıl boyunca Lübnan bataklığında sıkışıp kaldığını hatırlatan Strassler, 2000 yılındaki geri çekilmeye kadar güvenlik kuşağında 559 askerin öldüğünü ifade etti.

Strassler, “Bu kanlı senaryo Lübnan, Suriye ve Gazze’de yeniden israili bekliyor; buna İran tehditleri de eklenecek” diyerek makalesini sonlandırdı.

Muhabir: Mehmet Yaman