Altın son dönemde artık yalnızca geleneksel bir korunma aracı olmaktan çıktı; küresel ticaret sistemindeki kırılmanın canlı bir göstergesine dönüştü. 2026 yılına girilirken piyasalar yalnızca enflasyon verilerini değil, Grönland kıyılarından Beyaz Saray koridorlarına uzanan jeopolitik haritaları da yakından izliyor.
Sarı metalin 4.800 dolar seviyesini aşan tarihi yükselişi, gerek egemen varlık fonları gerekse özel sektör nezdinde ekonomik belirsizliğin artık nadir bir “meta” haline geldiğine dair güçlü bir kanaati ortaya koyuyor. Geniş kapsamlı gümrük tarifeleri tehdidinin hız kazanması ve küresel bir ticaret savaşının fitilinin ateşlenmesiyle birlikte, bu ivmenin sınırları sorgulanmaya başlandı. Peki altın 2026 yılı içinde 7 bin dolar eşiğini aşabilir mi? Grönland tehditleri ve gümrük tarifeleri fiyatları benzeri görülmemiş seviyelere nasıl taşıyabilir? Ve en önemlisi, altın bu dönemeçte neden merkez bankaları için güvenli bir liman olmaktan çıkıp bireyler için stratejik bir yatırıma dönüştü?
Son ekonomik veriler, altının yeni bir tarihi yükseliş evresine girdiğine işaret ediyor. CNBC tarafından yayımlanan rapora göre altın fiyatları 4.800 dolar seviyesinin üzerine çıktı.
Raporda, bu rekor yükselişin yatırımcıların güvenli limanlara yönelmesinden kaynaklandığı, bunun da Beyaz Saray’dan gelen gümrük tarifesi tehditleri ve küresel ölçekte kapsamlı bir ticaret savaşının patlak verebileceğine dair artan endişelerle bağlantılı olduğu belirtildi.
Zirvelerin ötesine geçen küresel beklentiler
Raporda, 2026’nın başındaki altın ivmesinin tesadüf olmadığı; bunun, jeopolitik faktörlerin düşük reel faizler ve merkez bankalarının rezervlerini dolardan uzaklaştırma çabalarıyla birleştiği olağanüstü 2025 yılının devamı olduğu vurgulandı.
Bu bağlamda, Londra Külçe Piyasası Birliği’ndeki (LBMA) analistlerin, fiyatların bu yıl 5.000 dolar eşiğini aşacağı yönünde ciddi bir iyimserlik taşıdığı belirtildi. ICBC Standard Bank’ta emtia stratejileri başkanı olan Julia Du ise beklentileri daha da ileri taşıyarak fiyatların 7.150 dolara ulaşabileceğini öngördü.
Raporda ayrıca Goldman Sachs’ın olumlu görüşünü yinelediği, altını “en güvenilir işlem” olarak nitelendirdiği ve yıl sonuna kadar fiyatların 4.900 dolara ulaşmasını beklediği aktarıldı.
Bankanın emtia araştırmaları eş başkanı Dan Struyven, talep yapısında köklü bir değişim yaşandığını belirtti. Buna göre 2023 ve 2024’te ana itici güç merkez bankalarıyken, 2025’te ivme özel sektöre kaydı; varlık yöneticileri ve hedge fonlar ETF’ler aracılığıyla piyasaya yoğun likidite aktarmaya başladı.
Siyasi boyuta ilişkin olarak ise MKS PAMP’ta metaller stratejisi başkanı Nikki Shiels’in görüşlerine yer verildi. Shiels, mevcut döngünün geçici bir sıçrama değil, “yapısal bir ticaret” olduğunu vurguladı.
ABD’nin Venezuela politikaları ve Grönland üzerindeki kontrol girişimlerine ilişkin gerilimlerin, yatırımcıları altına kaçışa hızlandırdığını belirten Shiels, dünyanın stratejik emtia ve metalleri güvence altına alma arzusunun baskın olduğu bir on yıla girdiğini ifade etti. Bu çerçevede 5.400 dolar seviyesinin, yıllık yüzde 30’luk büyümeyi yansıtan gerçekçi bir hedef olduğunu söyledi.
Altın, Çarşamba günü erken işlemlerde 4.800 dolar eşiğini aşarak yeni bir rekor kırdı. Bu yükseliş, güvenli liman talebindeki artış ve doların zayıflamasıyla desteklendi. ABD ve NATO müttefiklerinin, Başkan Donald Trump’ın Grönland’ı ele geçirme girişimi nedeniyle karşılıklı önlemlerle tehditleşmesi jeopolitik tansiyonu artırdı.
Spot altın, TSİ 01.25 itibarıyla yüzde 1,2 artışla ons başına 4.818,03 dolara yükseldi; seansın erken saatlerinde 4.836,24 dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü.
Şubat vadeli ABD altın kontratları da yüzde 1 artışla 4.813,50 dolara çıktı.
Gümrük silahı altını ateşliyor
Altın 2026’da 7.000 dolar eşiğini aşmaya hazırlanıyor, bu da ABD öncülüğündeki ekonomik ve jeopolitik koşullardan kaynaklanıyor.
Sarı metal bu seviyeye yaklaşması ya da aşması mümkün ancak bunun ticaret savaşlarının ne ölçüde tırmanacağına bağlı. Jeopolitik çatışmaların derinleşmesi halinde fiyatlar 6.600 ila 10.000 dolar bandına kadar çıkabileceğine dair beklentiler var.
ABD’nin Çin ve Avrupa’ya yönelik gümrük tarifesi tehditleri, 2026 boyunca altına olan güvenli liman talebini yüzde 5 ila 15 oranında artıracak.
Bu tehditler, Washington ile Avrupa arasında “Grönland” meselesi etrafında şekillenen anlaşmazlıklarla bağlantılı ve küresel ekonomide yavaşlama ile enflasyon endişelerini artırıyor. 2018’deki ticaret savaşı altını 1.100 dolar seviyesinden tarihi zirvelere taşımıştı.
ABD’nin Şubat 2026’da yüzde 10, Haziran’da ise Danimarka, Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık gibi ülkelere karşı yüzde 25 gümrük vergisi uygulama tehdidialtını 4.800 doların üzerine taşıdı.
Avrupa da 108 milyar dolarlık misillemeye hazırlanıyor, bu da belirsizliği artıracak ve küresel büyümeyi zayıflatacak ya da faiz indirimlerine yol açması halinde altın yıl sonunda 7.000 dolara ulaşması gerçekçi bir hedef olacak.
Çöküşe karşı güvenli liman
Merkez bankaları, dolar bağımlılığını azaltmak ve 38 trilyon doları aşan ABD borç krizine karşı korunmak için rekor miktarlarda altın alıyor.
Bu eğilim 2025’te bireylere de yayıldı; kağıt paralara olan güvenin azalması ve doların yüzde 10 değer kaybetmesiyle küçük yatırımcılar olası bir finansal çöküşe karşı sikke ve külçe altına yöneldi. Bunun da bugün görülen rekor yükselişlerde büyük payı var.
Altın doların tahtını tehdit ediyor
Ekonomist Dr. Mustafa Badra altının küresel talebin aslan payını aldığını, ons başına 7.000 dolar seviyesinin çok yakın ve gerçekçi hâle geldiğini, hatta 2026’nın ilk yarısı bitmeden ana işlem seviyesi olabileceğini söyledi.
Badra, merkez bankalarının yaklaşık dört yıldır altın yatırımlarını artırmaya yönelik net bir strateji izlediğini; Başkan Donald Trump’ın gümrük tarifesi tehditlerinin yatırımcılar ve fonları altına yönelttiğini ifade etti. Altının artık yalnızca merkez bankalarının değil, bireylerin de temel yatırım adresi hâline geldiğini vurguladı.
Grönland’a ilişkin tehditlerin, ons fiyatını 7.000 doların üzerine taşıyabilecek temel unsur olduğunu söyleyen Badra, bunun küresel ölçekte “doların tahtını” tehdit ettiğini dile getirdi.
Doların sert düşüşünün, merkez bankası rezervlerinin hâlen büyük ölçüde dolara bağlı olması nedeniyle küresel bir ekonomik krize yol açabileceği uyarısında bulundu. Trump’ın Grönland’ı ele geçirme girişimlerinden vazgeçmesinin bile, bu krizin yönetimini zorlaştıracağını ifade etti.
Metale kitlesel göç
Badra ayrıca, bireylerin en az dört yıldır altın stoklamayı sürdürdüğünü; bunun Asya, Avrupa ve Afrika’da altını diğer para birimlerine kıyasla en güvenli liman olarak gören toplumsal eğilimlerle örtüştüğünü belirten Dünya Altın Konseyi verileriyle uyumlu olduğunu söyledi.
Badra sözlerini, kıymetli metallerin olağanüstü performansına dikkat çekerek tamamladı: Altın 2025 sonunda yüzde 65 yükselirken, gümüş yüzde 135 ila 140 arasında rekor bir artış kaydetti. Bu durum, kitlelerin giderek artan şekilde metallere yönelip ABD dolarından uzaklaştığını gösteriyor.




