Gazze'deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, işgal rejiminin bölgedeki saldırganlığının boyutu ve son can kayıplarına ilişkin veriler kamuoyuyla paylaşıldı. Elde edilen bilgilere göre, işgal ordusu ateşkese rağmen çeşitli bahanelerin arkasına sığınarak son 24 saat içinde gerçekleştirdiği operasyonlarda 8 Filistinlinin katledilmesine, 20 kişinin de yaralanmasına neden oldu.
Ateşkes Döneminde İhlaller Durmadı
10 Ekim'de ilan edilen ateşkes süreci, işgal rejiminin ihlalleriyle gölgelenmeye devam ediyor. Bakanlık verilerine göre, sözde ateşkesin başladığı tarihten bugüne kadar geçen sürede işgal güçleri 591 Filistinliyi şehit etti, 1.578 kişiyi ise yaraladı.
Ekim 2023’ten Bugüne Genel Bilanço
İşgal rejiminin saldırılarını başlattığı Ekim 2023 tarihinden bu yana Gazze Şeridi’nde meydana gelen insani yıkımın bilançosu her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır. Yapılan resmi açıklamalar doğrultusunda, bölgedeki toplam can kaybının 72 bin 45’e ulaştığı kaydedilirken, saldırılar sonucu yaralananların sayısı ise 171 bin 686 olarak açıklandı. Bu veriler, bölgedeki trajedinin ulaştığı korkunç boyutları bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Bakanlık, bu ağır tabloya ek olarak, yıkılan binaların enkazı altında halen ulaşılamayan binlerce cenazenin bulunduğunu ve gerçek kaybın çok daha yüksek olabileceğini vurguladı. İşgal rejiminin saldırıları altındaki bölgede insani kriz derinleşerek devam ediyor.
Altyapı ve Sağlık Sistemindeki Çöküş
Bölgedeki yıkım sadece can kayıplarıyla sınırlı değil; işgal rejimi tarafından hedef alınan kritik tesisler hayatın devamlılığını imkansız hale getiriyor:
Hastaneler ve Sağlık Ocakları: Gazze’deki hastanelerin büyük çoğunluğu ya tamamen hizmet dışı kalmış ya da tıbbi malzeme ve yakıt yetersizliği nedeniyle sadece acil müdahaleleri yapabilecek kapasiteye gerilemiştir.
Barınma ve Konut: Bir milyondan fazla insan evsiz kalmış durumda. BM verilerine göre konutların %60'ından fazlası ya tamamen yıkıldı ya da oturulamaz derecede hasar aldı.
Su ve Sanitasyon: Su arıtma tesislerinin ve kanalizasyon hatlarının hedef alınması, bölgedeki içme suyu erişimini %90 oranında azaltmış durumda; bu da binlerce çocuğun yetersiz beslenme ve suyla bulaşan hastalıklarla boğuşmasına neden oluyor.





